Ozan Özdaş yazdı: Motosiklet

ekr_8610OZAN ÖZDAŞ

Motosiklet, kendi başına ayakta duramayan, eksik bir makinedir. Onun tamamlayıcı parçası sizsiniz. Beraber ortak tek bir makineyi oluşturursunuz. Otomobil Tecrübesinden tamamen farklıdır. Otomobildeki sesini bile duymadığınız, çok meraklı değilseniz nerede nasıl çalıştığından haberiniz olmayan motor burada bacaklarınızın arasındadır. İçi ağzına kadar benzin dolu bir tank dizleriniz arasında, on tekerleğe bağlı bir mekanizma ellerinizdedir.

 

Motosiklet iki veya üç tekerli içten yanmalı motoru olan iki veya üç kişilik taşıma kapasitesi olan ulaşım ve gezi araçlarıdır. Son zamanlarda elektrik motorlu tipleri de geliştirilmeye başlanmıştır. İlk tiplerinin tarihi 1800’lü yılların sonlarına dayanmaktadır. Scooter, commuter, enduro, racing, off-road, touring, sport touring gibi pek çok farklı tip ve amaca yönelik modelleri mevcuttur.

Çevremizdeki pek çok kişi motosiklet kullanmak istiyor. Ama önce kendilerinden sonra Çevrenin tepkisinden korktukları için kararsız kalıyorlar. Motosiklet bir gün ansızın insanın kanına giriverir ve kendinizi gelip geçen motorlara bakarken, dergilerde resimlerini karıştırırken, İnternet başında modelleri araştırırken ya da Youtube üzerinde vidoları izlerken bulursunuz… Bu aşka mağlup düştünüz ve artık bir motosiklete atlayıp kanatsız bir uçuşa geçme, yuvadan, kafesten çıkma arzusu ile yanıp tutuşuyorsanız artık pek iflah olma sansınız yoktur. İllaki bu dünyaya düşeceksiniz. Önce bazı kavramlar üstünde duracağım, ki birincisi bunun bir “Spor” olduğudur. Yani hiç bilmeden sahaya çıkıp tenis, voleybol oynayabilir misiniz? Kurallarını incelemeden, felsefesini bilmeden Güreş, Aikido, ya da Judo minderine çıkabilir misiniz? Tabii ki hayır. Bu sporun en enteresan tarafı bir sahası, minderi olmayışı ve olayın spor bilinciyle uzaktan yakından ilgisi olmayan diğer insanlar arasında geçmesidir ki biz bu ortama “Trafik” diyoruz…

En büyük sorun ülkemizde motosiklet sürücülerinin görünmez olmasıdır. Otomobil sürücülerinin motosikletleri kendileri ile aynı haklara sahip bir araç sürücüsü olarak görmemeleri ve pek çok zaman kendileri için bir tehlike unsuru olarak görmedikleri için hiç fark etmemeleridir. Tabii ki burada iğneyi motosiklet sürücüsünün de kendisine batırması lazım, otomobil sürücülerini rahatsız edecek, taciz edecek şekilde motosikletlerini kullandıkları gerçeğini de göz önünde bulundurmalıyız. Ancak yine de motosiklet sürücülerinin otomobil sürücülerinden tek bir ricası olacak. “Biz motosiklet sürücüleri doğa şartlarından çok etkilenmekteyiz. Sıcak havalarda ağır ve kalın korumalı kıyafetler içerisinde çok zorlandığımız için serin hava gelişini sağlamak üzere motosikleti sürekli hareket halinde tutmak isteriz. Aynı şekilde soğuk ve yağışlı havalar da görüşümüzü ve tepki sürelerimizi çok etkilediği için biraz daha anlayışınızı ve hoşgörünüzü rica ederiz.”

Motosiklet binicisi; algısı açık, doğaya ve çevreye saygılı, trafiğe ve çevre şartlarına duyarlı, gezmeyi seven, bazen sadece bir yere varmak için değil yolda olmak için motosiklete binen kişidir. Bu tanım çok daha fazla genişletilebilir. Motosiklet binicisi camdan ve demirden oluşan bir kafes içinde yol almaz, tüm doğa ve yol şartlarından direkt olarak etkilenir. Bu yüzden tüm algıları sürekli açık olmalı, devamlı yol ve çevre şartlarını okumalı, motosikletinin tüm bakımlarını ve kontrollerini eksiksiz olarak yapmalıdır. Çünkü şartlar ve tehlikenin geleceği nokta sürekli değişmektedir. Otomobilde hiçbir anlam ifade etmeyen bir çakıl taşı parçası, motosiklette bir virajda karşınıza çıktığında en kötü kâbusunuz haline gelebilir.

Maalesef Motosiklet ucuz ve kolay sürdürülebilir bir hobi değildir, büyük motosikletler alımı sırasındaki Ötv, Mtv gibi ağır vergi yükleri, aksesuar masrafları, yedek parçalar, korumalı kıyafetler, kasklar ve tabii ki benzin fiyatları sebebiyle oldukça pahalı bir hobi ve araçtır. Scooter ve commuter sınıfı ulaşım ve iş amaçlı motosikletleri kısmen pahalı tabirinin dışında tutabiliriz. Siz de bir iki teker kullanıcısı ve sevdalısı olarak bilirsiniz ki, aslında büyük kentlerdeki trafiğin çözümü motorlu veya motorsuz olarak iki tekerlekli araçlardır. Ama maalesef bu kültür henüz ülkemizde yerleşmemiştir.

Motora binmenin heyecanı ve keyfi herkese nasip olmaz. Motor üzerinde gördüğümüz insanların hemen hepsi gerçek motor tutkunları; çünkü bu işi sadece sevmek ve imrenmekle motosikleti alıp gazlamakla olmuyor. Motosiklet kullanmak için cesaret ve emek gerekiyor. Kaskını kafasına geçirip, kendini rüzgara bırakan motosiklet aşıklarının ortak özelliklerini ilgi çekici bir şekilde şöyle sıralayabiliriz.

Deri Yelek veya Ceket

Hem deri yelek hem deri ceket eksik olmaz. Çünkü hem rüzgara karşı dayanıklı hem de film setlerinden çıkmış gibi bir tarza sahip olmalılar. Motorlarının gür sesi de fonda onlara eşlik ederse motosiklet aşıklarından karizmatiği yok!

Uzun saç ve Sakal

Bu özellik elbette erkekler için geçerli. Motosiklet aşığı bir erkek sakalına ve uzun saçlarına da aşıktır. Asla tıraş makinesiyle iyi geçinemez ve motosikletine bindiği zaman kaskının altından saçlarının uçuşmasını ister. Takım elbise giyip, taksiye binse bile onun motosiklet sürdüğünü anlamamızı isterler…

Cesaret

Cesaret motosiklet aşıklarının en önemli ortak özelliği. Çünkü bu iki tekerlekli ve oldukça hızlı giden araçları kullanmak için ciddi bir kendine güven ve cesaret gerekiyor. Özellikle Türkiye’de büyük şehirlerin trafiğinde güvende kalabilmek ve korkmadan gaza basabilmek her yiğidin harcı değil. Bir de insanı Robocop görüntüsüne sokan motosiklet çizmelerini giymek de gerçekten ciddi bir iş.

Rock Müzik Tabi ki

Bir motosiklet aşığına özellikle de Harley Davidson kullanıyorsa asla ne tarz müzik dinlediğini sormayın. Çünkü onlar Guns N Roses ile büyümüş, Pink Floyd ile hayatı anlamış ve rock müziğin tüm tarihini ezberlemişlerdir. Uzaktan bir motosiklet kullanan gördüğünüzde kafanızda elektro gitarın tınısı beliriyor değil mi?

Motosikletleri Konusunda Titiz Olmaları

Bir motosiklet aşığı, motosikletini canından daha çok sever. Onun için en önemli şeyler özgürlüğü ve motosikletidir. Yanlışlıkla motora bir metre yaklaşsanız bile uyarılar başlar. Motosikletlerini bırakın başkasının kullanmasını, dokunmasını bile istemezler. Motosiklet aşığının motoru hakkında saçma sapan sorular sorup, binmekle ilgili tekliflerde bulunmamaya özen gösterin. Siz motosiklet çantasından başka yere dokunmayın en iyisi.
Motosiklet ölüm korkusu değil, yaşam sevincidir. Aklınız ve Kaskınız hep başınızda olsun. Unutmayın; Dört tekerlek bedeni, İki tekerlek Ruhu taşır.

İZMİR’İN ÖZGÜR ÇOCUKLARI!!!
CUMARTESİ MOTORCULARI

Bu sayıda Motosikleti Yazınca Sevgili Dostum Cenk Güleryüz’ün Kurucusu olduğu ve Haftalık turlarını planladığı Gerçekten Kaliteli insanlardan oluşan gurubu Cumartesi Motorcularını sizlere tanıtmadan yapamazdım. Hemen soluğu onun yanında aldım , Cenk İzmir doğumlu, evli ve bir kız çocuk babası, iki teker sevdalısı bir motosiklet binicisi. Gezilerde kullandığı Aprilia Caponord 1200 Rally ve bir de şehir içinde pratik ulaşım için kullandığı Yamaha Nmax olmak üzere iki adet motosikleti bulunmakta.

Cumartesi Motorcuları Kimdir ve ne zaman kurulmuştur?

Cumartesi Motorcuları motosiklet sevdası odağında birleşen bir dost grubudur. Grubumuzun tanımında da esprili bir şekilde belirtildiği üzere 20 Aralık 2015 tarihinde kurduğumuz, eşlerinden cumartesi için izin alabilen, motor sevdalısı arkadaşların ve bu arkadaşların dostlarının birleştiği, çevreye, doğaya, hayvanlara ve insanlara saygılı kişilerden oluşan bir etkinlik platformudur. Her yaştan ve her meslekten arkadaştan oluşmaktayız.

Nereleri geziyorsunuz ve ne kadar yol yapıyorsunuz?

2015 tarihinden bu yana hava şartları el verdiği müddetçe Ege bölgesi, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz bölgesi olarak grubumuz hep yollardadır. Biz genelde diğer arkadaşlarımızın pek yapmadıkları bir şeyi yaparak ana yolları değil, tali yolları kullandık. Bizim seyahatimiz örneğin Kemalpaşa’da bir dağ yolundan başlayıp neredeyse hiç ana yollara teker değdirmeden Akdeniz’de bir deniz kenarında son bulabilir. 3 yıl içerisinde grup sürüşlerinde yaklaşık olarak 100.000 km’nin üzerinde yol yapmışızdır.

O zaman siz bir motosiklet kulübü değilsiniz.

Evet, biz bir motosiklet kulübü değiliz biz bir arkadaş grubuyuz. Motosiklet binmediğimiz zamanlarda da bir arada olan, farklı etkinlikler düzenleyen, ailecek görüşen dostlarız. Bir aidatımız, gezi ücretimiz, fotoğraf ücretimiz veya kesin katı sürüş kurallarımız yoktur. Herkes sürebildiği, keyif aldığı sırada sürer. Sürüşe başlarken yeni katılan arkadaşlarımıza tek söylediğimiz kendi sürüşünü yap, kendi hızında git, kimseye yetişmeye uğraşma, ayrımlarda mutlaka biri bekler kaybolmazsın, önündeki, arkandaki sürücünün ve kendi hayatını tehlikeye sokacak hareketlerden kaçındır.
Bizim rotalarımız gizli değildir. Bugüne kadar isteyen herkesle yaptığımız rotaları paylaştık. Yollarda bol bol fotoğraf ve videolar çekeriz. Daha sonra bunları herkese açık olarak Facebook grubumuz olan Cumartesi Motorcuları’n da paylaşırız. Gezdiğimiz yollar gereği genellikle motorlarımız maksi enduro, touring ve sport touring’dir. Dağlarda gezdiğimiz için yollarımız eninde sonunda bir yerde mıcıra ve toprağa çıkmaktadır. Doğrudur, bizim rotalarımız biraz ıssızdır, meşhur markalı bir kafe bulamazsınız ama köy kahvesinde içilen bir çayın lezzetini yâda manzaraya karşı içilen bir pıssst’ın*** keyfini hiçbir yerde bulamazsınız. İlk zamanlarda arkadaşlar bu konuda çok şikayet etse de kötü şartlarla karşılaştıklarında bizim rotalarımızın faydasını görmüşlerdir.

***Muhtelif gazlı içecekler ;)))

Bir Cevap Yazın