Burak Acar: İZMİR, 100 YIL ÖNCEKİ GİBİ OLSUN YETER!

Doğduğu günden beri denizle iç içe bir ortamda büyüyen Gemi Mühendisleri Odası İzmir Şube Eski Başkanı Burak Acar ile İzmir’i, denizcilik alanında İzmir’in ihtiyaçlarını ve projelerini konuştuk.

Bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Burak Acar kimdir?

Selanik göçmeni bir ailenin İzmir doğumlu bir üyesiyim. Çocukluğum, ilk, orta ve lise öğrenimim Göztepe sahilinde yazlarım ise Foça’da geçti. Doğduğum günden beri denizle iç içe bir ortamda büyüdüm. İlk kez 12 yaşındayken bir teknemiz oldu ve denizle gerçek anlamda maceram da bu sayede başladı. Üniversite sınavlarında en büyük tutkum olan deniz, beni İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi’ni tek tercih olarak yazmamla, profesyonel meslek hayatı olarak da içine çekmiş oldu. Gemi İnşa Fakültesi’nden mezun olduktan sonra yüksek lisansımı da aynı branşta tamamladım. Ardından doktoramı da deniz işletmeciliği üzerine yaptım. Bir süre İTÜ, Dokuz Eylül Üniversitesi, New Orleans Üniversitesi ve Ekonomi Üniversite’sinde akademik çalışmalar yapıp dersler verdim. 2005 yılında kendi firmam olan POSEIDON Mühendislik’i kurdum (www.poseidonltd.com).
2002-2005 yılları arasında Gemi Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanlığı, 2014-2015 yılları arasında da Gemi Mühendisleri Odası Genel Sekreterliği görevlerini yürüttüm. 2005 yılından bu yana POSEIDON olarak, Türkiye’de birçok “ilk” olma niteliğinde projelere imza attık. Azerbaycan Eurovisyon Şarkı yarışmaları sırasında kullanılması için sipariş edilen Lüks Restoran ve Gezi Teknelerinden, Yarı Denizaltı teknelerine, Yelkencilikte bir efsane olarak kabul edilen Golden Globe yarışlarının ünlü teknesi JOSHUA’nın modernize edilip yeninden hayata geçirilme projesinden (https://joshuagg.com/) Fransa’da kullanılan ve Türkiye’de inşa edilen en büyük jack-up platformuna kadar pek çok proje gerçekleştirdik. Uzun bir süre İstanbul’da devam ettirdiğim mesleki faaliyetlerimi artık doğup büyüyüp hasretini çektiğim İzmir’de devam ettirme kararı aldım ve 2 yıldır yeniden İzmir’de yerleşik bir hayata başladım.

İzmir’i denizci gözüyle değerlendirir misiniz?

İzmir, 5000 yıllık tarihi ile bir liman kenti, bir denizci kenti. Ancak özellikle son 50 yıldır bu kimlikten uzak bir kent görüntüsünde. “Deniz kenti” olmakla “denizci kent” olmak birbirinden ayrı unsurlar. Ne yazık ki İzmir, son yarım yüzyıldır, denizci kent olma özelliğini yitirdi. 1900’lerin başlarında Pasaport’ta ya da körfezde çekilen siyah/beyaz fotoğrafları gözünüzün önüne getirin. Limana yanaşmış onlarca yük gemisi, açıkta demirlemiş onlarca tekne, seyir halinde yelkenleriyle kuğu gibi süzülen İzmir Kayıkları… Yani yaşayan bir deniz… Peki ya şimdi? Sivil tersanesi devrolunmuş, Limanı hararetli bir “kapatılsın”, “taşınsın” tartışmaları ile gündeme gelmiş, cruise gemilerinin uğrak limanı olmaktan çıkmış, birkaç tane yolcu taşımacılığı yapan feribot, vapur ve katamaran dışında seyir halinde deniz taşıtı göremeyeceğiniz, alargada bekleyen birkaç tane yük gemisi dışında demirleyen bir tekne, yat, vs. olmayan ıslak bir çöl gibi. Özellikle Polyester ve ahşap tekne yapımında Türkiye’nin en iyi ustalarının yetiştiği önemli merkezlerden biri olan İzmir’de, bırakın deniz kenarını denize ulaşımı kolay ve yakın konumda bile neredeyse hiçbir imalathanenin bulunmadığı bir durum var. Ayakta kalmaya çalışan ve her zorluğa rağmen tekne üretme sevdasından vazgeçmemeye direnen imalatçılar denizden uzakta, teknelerini denize götürme konusunda onca zorluk yaşayarak büyük çabalarla üretim yapmaya devam ediyorlar. Denizle kentliyi buluşturacak etkinliklerin yok denecek kadar az olması, tekne bağlayacak yerlerin olmaması, nüfusunun önemli bir kısmının sahilde yerleşik hayat sürdüğü İzmir’i ne yazık ki denizci bir kent olma kimliğinden koparıyor.
Denizde hareket, canlılık olmayınca, insanların da sahildeki banklara oturup az biraz romantizm yaşamasından ve çokça çiğdem kabuğu bırakmasından başka bir sahil etkinliği göremiyoruz İzmir kıyılarında.

İzmir’in dünyadaki hangi deniz şehri gibi olmasını isterdiniz, neden?

İzmir’in, dünyanın bu en güzel şehirlerinden birinin, hiçbir başka şehir gibi olmasını istemem. 100 yıl önceki gibi olsun yeter. O artık solmaya yüz tutan siyah/beyaz kartpostallardaki körfez ve pasaport görüntülerini yaşasak, o siyah/beyaz fotoğrafların bugün renklilerini çekebildiğimiz bir İzmir yeter.

Kentimizde denizcilik anlamında gelişmeler ve beklentiler nelerdir?

Bu şehirdeki denizciliğin gelişmesi için öncelikle “bilgililerin ilgili, ilgililerin de bilgili” olmasını bekliyorum. Bunu uzun yıllardır bekliyorum. Güzelyalı, Pasaport, Alsancak, Karşıyaka, Bostanlı, Güzelbahçe, Sahilevleri gibi denizle içiçie olan yerleşim yerlerinde tekne bağlama yerleri, küçük çaplı marinalar yapılmasını bekliyorum. Bu sayede insanlar evinde çıkıp 100m yürüyüp günün yorgunluğunu teknesinde atabilecek, teknesiyle körfezde dolaşabilecek, denizde bir hareketlilik yaşanacak. Yelken yarışları, su sporları igibi faaliyetler çoğaltılarak ve süreklilik kazandırılarak gerçekleştirilecek. Kabotaj bayramları, yağlı kazık üzerinde yürüme yarışı yaptırılmanın ötesinde, denizciliğin, denizcilik kültürünün ve denizel ekonominin ne olduğu konusunda yetişen nesillere aktarılacak etkinliklerle zenginleştirilecek. Denizcilik ve deniz kültürü okullarda ders olarak anlatılacak. Aileleri çocuklarını deniz ve yelken sprorlarına yönlendirecek.. Ve en önemlisi şehri yönetenler denizciliğin önemini kavrayacak. Tüm bu unsurlar bir araya geldikten sonra İzmir, tarihi kimliği olan “denizci kent” olma özelliğine kavuşacak.. Bunu bekliyorum.

Sektörde kalifiye iş gücü ve yer sıkıntısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demin de belirttiğim gibi, özellikle yer konusunda yaşanan ve çözüme kavuşturulamayan zorluklardan dolayı sektörde uzun yıllar boyunca yetişmiş olan işgücü ne yazık ki para kazanma ve hayatta kalabilme gerekliliği nedeniyle başka sektörlere kaydı ve şun için İzmir’de tekne yapımı, tamiri vs. konularında önemli kalifiye iş gücü eksikliği bulunmakta.

Sizi heyecanlandıran projeniz Tuggy’den bahsetmenizi istesek, hangi ihtiyaca yönelik ortaya çıktı ve hedefine ulaşabildi mi?

Tuggy benim çocukluk yıllarımdan gelen bir hayalimdi. Herkes mesleki kariyerinde yol aldıkça daha büyüğünü, daha heybetlisini yapmaya yönelir; ben se tam aksine en küçüğünü en verimli, en fonksiyonel, en dayanıklı, en konforlu nasıl yapabilirime kafa yordum. 35 yıllık bir hayalin ve 3 yıllık bir proje geliştirme aşamasının sonunda ortaya çıktı bizim ufaklık. (www.tuggyboats.com)
Denizlerin Vosvos’u olması, her görenin gördüğünde tebessüm edeceği, içine bindiklerinde 4.95m bir teknede değil de 7-8m bir tekne olduğunu düşünecekleri bir tekne yaratmaya çalıştım. Biliyorsunuz “Tug” İngilizce’de römorkör anlamına geliyor. Römorkörler de denizlerin en dayanıklı, en güçlü ve en dengeli hizmet tekneleridir. Tuggy ismi de sevimli bir römorkör formunda olan gövde yapısından geliyor. Yani, kendi boyundaki diğer tüm teknelerden daha dayanıklı, daha dengeli ve daha konforlu yaşam alanları sunan tekne olan Tuggy, bu şekilde ortaya çıktı. Bu tekne ile, vergiden muaf boyda, 4 kişilik bir ailenin günübirlik deniz turları yapabileceği, balık avlayabileceği, deniz girebileceği, küçük kamarasında kısa süreli dinlenebileceği, kıç tarafında 5 kişiye kadar oturup çok konforlu bir şekilde yemek yiyebilecekleri, tuvaleti, lavabosu ve ocağı olan bir tekne.. Hepsi sadece 4.95m bir boydaki tekneye sığdırılabildi. Ayrıca dünyada ilk kez bir Polyester tekneye yanlarında çepeçevre hava tüpleri uygulayarak fazladan bir batmazlık ve denge kazandırdık Tuggy’ye. Bu bile başlı başına bir yenilikçi uygulama oldu.
Ne yazık ki, bu tekne formu itibarı ile halihazırda denizlerimizde bulunan emsal boydaki hiçbir tekneye şekil itibarı ile benzemiyor. Çoğu kişinin görmeye alışık olduğu bir form değil. Oysa tekneye bir kez binen dostlarımız duyduğu heyecanı gizleyemiyorlar. Kendilerini büyük bir teknedeymiş gibi ve çok güvenli olduklarını söylüyorlar.
Şu an için, ülkece içinden geçtiğimiz ekonomik belirsizlikler ve kur dalgalanmalarından dolayı, üzerine asli faaliyetimiz olan tasarım ve proje işlerimizdeki yoğunluk da eklenince Tuggy’lerin üretimine bir süre ara vermek zorunda kaldık. Ancak tüm kalıplarımız yapıldı ve seri üretim yapabilecek hazırlıklarımız tamamlandı. Sipariş taleplerine göre üretimi yeniden canladırma konusunda arzuluyum.

Eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Yıllardır özellikle yabancı müşterilerimiz için çok sayıda proje hayata geçirdik. Meslek hayatımın önemli bir bölümünü İstanbul’da ve yurtdışındaki projeler için seyahatlerde geçirdim. Dünyanın pek çok denizinde imzamı taşıyan deniz araçları çalışıyor. Artık memleketim İzmir’deyim. İstiyorum ki, bu kentin de denizinde tasarladığım, ürettiğim tekneler dolaşsın. Beni ben yapmasından dolayı bile borçlu olduğum bu şehrin denizciliğine birikimlerimle, deneyimlerimle bir katkı sağlayayım. Ayrıca, İzmir Körfezi’nde deniz temizliği yapacak özel maksatlı tekneler, temizlenen körfezde insanları denizin üstünde olduğu kadar altında da gezdirecek yarı batık denizaltılar, körfezde özellikle akşamları şehrin güzelliğini deniz üzerinde kentlilere yaşatacak restoran ve aktivite gemileri, körfezde deniz ulaşımını yoğunluğun olmadığı zaman dilimlerinde daha az kapasiteli ve daha ekonomik şekillerle sağlayabilecek küçük yolcu tekneleri gibi kentin denizciliğini zenginleştirebilecek projelere imza atmak istiyorum.
Bilgilinin ilgili olduğunu buradan, sizin kanalınızla bir paylaşayım isterim.

Bir Cevap Yazın