Yorgunluğun uyku ile hiç ilgisi olmayan akla gelmeyecek 7 nedeni!

İşte yaygın bir senaryo: Alarm çalmaya başlar ve siz erteleme tuşuna basarsınız, bazen arka arkaya… Ancak tavsiye edildiği gibi 8 saat boyunca gözlerinizin kapalı olduğu gecelerde bile, halsiz ve yorgun hissedersiniz ve bu his gün boyunca sizinle birliktedir. Bunun sebebi, yorgun hissetmenin yeterli uykunun alınmaması ile her zaman ilgili olmayışıdır.

Sürekli yorgun hissetmenizin temelinde tıbbi sorunlar, beslenme bozuklukları ve yaşam tarzı faktörleri gibi çok fazla neden bulunabilmektedir. Enerji seviyenizi yüksek vitese atabilecek gerekli değişiklikleri yapmanıza yardımcı olmak için, yorgunluğunuzun asıl nedeni olması mümkün “en yaygın yedi suç(lu)” aşağıda açıklanmıştır:

1- Anemi (Kansızlık)

Anemi, oksijeni taşıyan kırmızı kan hücrelerinin temel bileşeni olan kandaki hemoglobinin düşük seviyelerde olmasından kaynaklanır ve bu durumda sisteminizde bulunan kan, organlara yeterli miktarda oksijeni taşıyamamaktadır.

Toronto Maple Tıp Kliniği Tıbbi Direktörü Dr. Brett Belchetz; kanın beyin, kalp ve diğer hayati organlar için çok önemli olan oksijeni taşıyamaması nedeniyle gerçekten yorgun düştüğümüzü belirtmektedir.

Demir eksikliği, aneminin en yaygın sebeplerinden biri olsa da bu bir çok nedenden yalnızca bir tanesidir.

Ayrıca doktorunuzun mevcut aneminin hemoglobin kaybından mı yoksa vücudun yeteri kadar hemoglobini üretememesinden mi kaynaklandığını anlaması gerekmektedir. Mide-bağırsak yırtığı gibi vücut içinde bir yerlerde kanama mevcut olabilir ya da bazı kadınlar için aşırı adet kanaması devam ediyor olabilir. Tüm bunlar, üzerinde durulması ve ilgilenilmesi gereken durumlardır, çünkü hemoglobin kaybı durursa vücudunuz eski iyi halini tekrar yakalayabilir.

2- Troid yetmezliği

Tiroid, endokrin sisteminin bir parçası olup metabolizmayı kontrol eden hormonların salınımını yapar. Kalp atışı, solonum, vücut ağırlığı, kas gücü, vücut sıcaklığı ve daha fazlasını düzenlemekten sorumludur. Eğer çok düşük seviyelerde ise, halsiz ve yorgun hissedersiniz ve ek olarak kilo alımı, kabızlık ve ciltte kuruluk gözlemleyebilirsiniz.

Dr. Belchetz, bunun iyi tarafının basit bir kan testiyle kontrolünün mevcut bulunduğunu, tiroid tedavisinin çok etkili olduğunu ve çoğu kişinin daha önceki enerji seviyesine hızlı bir biçimde geri döndüğünü söylemektedir.

3- Diyabet

Tip 2 Diyabet yavaş bir seyirle kendini gösterdiğinden oldukça zor teşhis edilip tanımlanabilmektedir. Pankreasın doğal olarak ürettiği insülinin vücut tarafından olması gerektiği gibi kullanılamamasından ya da yeteri kadar insülin üretilememesinden kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak şekerin, enerji için kullanılması gerekirken kandaki seviyesi artmaktadır.

Dr. Belchetz’in söylediğine göre, her organı etkileyebilecek bir durum olduğundan oldukça dikkat edilmesi gerekmektedir ve gereken hassasiyet gösterilmezse damarlara, beyne, böbreklere ve uzuvlara zarar verebilmektedir.

Halsizlik diyabetin bir sonucudur ve hem hastalığın kendinden hem de sonuçlarından kaynaklanmaktadır.

Vücut insülini olması gerektiği gibi ayarlayamadığında, şeker gerektiği gibi işlenemez ki bu da sistemde ya çok az ya da çok fazla şeker var demektir. Organlarımızda bulunması gereken kan şekeri miktarı çok sıkı bir aralık içerisindedir ve bu sınırın dışına çıkıldığında organlarımız iyi çalışamaz, başka sorunlarla birlikte bizi halsiz bırakırlar.

4- Egzersiz yapmama

Dışarı çıkmak ve koşu parkuruna gitmek için kendinizi çok yorgun hissedebilirsiniz, ancak bunu yapmayarak halsizliğinizi yalnızca sürdürmüş olursunuz. Çünkü egzersiz genel enerji seviyenizi artıran hücrelerinizi uyarmaktadır.

Bunun çok yoğun bir egzersiz olması da gerekmemektedir. Mahallenizde yapacağınız 30 dakikalık bir yürüyüş halsizlikten kurtulmanıza yardımcı olacaktır.

Psikoterapi ve Psikosomatik Dergisi’nde yayınlanan küçük bir çalışmada, araştırmacılar, devamlı evde oturan yetişkinlerin altı hafta boyunca düşük yoğunluklu egzersiz yapmaları sonucunda enerji hislerinde artış olduğunu gözlemlediklerini belirtmişlerdir.

5- Yeteri kadar karbonhidrat almama

Calgary’de lisanslı diyetisyen olan Jessica Begg, öğünlerden karbonhidratı kesen ya da tamamen öğün atlayan bireylerin kendilerini yorgun hissettiklerini belirtmektedir. Beynimiz çalışabilmek için karbonhidrata ihtiyaç duymaktadır.

Karbohidratı kesmekteki problem, öğleden sonraki durgunluk hissinde şekerli bir şeylere ihtiyaç duymayı tetikleyen halsizliğe neden olmasıdır. Nişasta, sebze/meyve ve proteinin yanı sıra gün boyunca birkaç atıştırmalıktan oluşan öğünleri içeren iyi dengelenmiş bir beslenme şeklinin devam ettirilmesi en iyisidir.

6- Yeteri kadar su içmemek

Halsizlik hissi sizi kafeinli bir içeceğe yöneltebilir ancak sorunun çözümünün su olması daha olasıdır. Hatta araştırmacılar beynin bazı kısımlarının sudan yoksun olduğunda gerçekten küçüldüklerine/büzüldüklerine inanmaktadır. Öyleyse sıvı alımının yeterli olması tetikte ve uyanık olmak için önemlidir.

Günlük su ihtiyacınız için bitkisel çay kadar kafeinli çay ve kahve tüketmeniz de iyidir. Ancak yine de bunlar su tüketiminin büyük bir parçası olmamalıdır.

Bu içeceklerdeki diüretik etkiler insanların çok fazla su kaybetmesine neden olmaz, bu açıdan listeye dahil edilebilirler. Fakat ihtiyaten suya olan ihtiyacınıza karşılık her yarım fincan kahveyi saymak faydalı olacaktır.

7- Temel vitaminleri yeteri kadar almamak

Kanadalıların yeteri kadar D vitamini alamamaları, coğrafya bakımından en kuzeyde olmalarından dolayı pek de şaşırtıcı değildir.

Güneşin yoğunluğu gerekli D vitaminini almak için yeterli bulunmamaktadır ve sonuç olarak yorgunluk hissi açığa çıkmaktadır.

Jessica Begg, enerji söz konusu olduğunda en etkili olanlar bu ikisi olduğundan demir değerlerini kontrol ettirmenin yanında günlük olarak 1000 IU D vitamini almayı da tavsiye etmektedir.

Kaynak

Bir Cevap Yazın