Oya Pardak ile ORGANİK YAŞAM HİKAYELERİ: “Her biri bir kaçıs öyküsü”

Uzaklaşmak, gitmek, özgür olmak. Kaçmak gerek bazen. Kendinden, işinden, evinden… Şehrin ağırlığından , plazaların resmiyetinden, trafikten. Hergün aynı saatte uyanıp bir koşturmaca içinde süregelen yaşamdan kaçmak gerek bazen. Farklı bir gökyüzüne merhaba demek. Uyandığında bambaşka pencerelerden hayatı kucaklamak. Yeşili bir başka görmek , maviye sevgiyle tutunmak. Doğanın içinde özgürleşmek gerek. İşte bu duygularla pekçok doğa sevdalısı artık kariyerini, işini, evini bırakarak yepyeni hayatlara merhaba diyor. Organik ve mutlu hayatlara.

 

Her geçen gün şehrin karmaşasına biraz daha gömülen insanoğlu artık özüne yani doğaya dönmenin yollarını arıyor. Doğa ve doğallık mutlululuğun sırrı aslında. Doğanın dışında beton bloklar arasında sıkışan hayatlar , mekanik yaşamlar kolaylıkları beraberinde getirirken doğadan uzaklaştırdı insanları. Şehrin sıkışan hayatları onları boğarken bazıları dışarıda olanca güzelliği ile yemyeşil bir dünyanın kendilerini beklediğini fark etti. Ve bir kaçış başladı…Sahil kasabalarına, dağ köylerine, mavi ve yeşilin kucağındaki her yer onlar için bir sığınaktı. Artık mutluluğa kaçışın tek doğanın mucizelerindeydi. İşte ilk hikayemizin kahramanı Yücel Okutur da kaçış öyküsünü başarıyla taçlandıranlardan biri.


Yücel Okutur…Tatillerde geldiği Dalyan’a aşık olan İstanbul’daki hayatını,işini gücünü , evini barkını bırakarak buraya yerleşen Dalyan’a büyük değerler katan bir isim. Doğada huzur bulan çocuklarını köy okulunda okutan Okutur, tüm değerlerini burada bütünleştirmiş. Öyle ki çok sevdiği annesini Dalyan’da toprağa veren Yücel Okutur için Dalyan artık hayat demek.

“Çocuklarımı Köy Okulunda Okuttum“

Doğa ile barışık yaşamanın çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmanın tek yolu olduğunu belirten Ortaca, Köyceğiz Turizm Otelciler Birliği Başkanı Yücel Okutur modern bir Don Kişot. Hindistan pazarı için çalışmalar yaparak Hintli turizm acentalarını Dalyan’a gelmesinde büyük rol oynayan DOKTOB Başkanı Yücel Okutur turizm için Hindistan ile çok önemli bağlantılar gerçekleştirerek bölgeye yeni bir açılım yarattı.

Büyükşehirden ayrılıp yeni bir yaşamı seçme fikri nasıl doğdu?

İstanbul Türkiye’nin en büyük mega kenti. Gerek trafik açısında gerekse nüfus yoğunluğu, İstanbul’da yaşam koşullarını oldukça zorlaştırdı. 35 yıl İstanbul’da yaşadıktan sonra artık daha sakin ve huzurlu bir yerde yaşamanın zamanı geldiğini görerek 2002 yılında, Muğla Dalyan’a yerleşme kararı verdik.

Dalyan’a ne zaman geldiniz? Ve buraya geldikten sonra hayatınız nasıl değişti?

Dalyana ilk olarak 1978 yılında güney Akdeniz turizm projesinin incelemek üzere mimar bir arkadaşımla birlikte geldik. Dalyanın büyüleyici ve doğal yapısı bizi ilk günden itibaren çok etkilemişti. Bölgeyi ve çevreyi gezerek inceledikten sonra o anda gelecekte Dalyana yerleşebileceğim konusunda kafamda fikir oluştu. Daha sonraları, her yaz ve kış bütün tatillerimi Dalyan’da geçirmeye başladım. Bir köy evi kiralayarak Dalyan’da geleceğe dönük doğal yaşamın başlangıcını yapmış olduk. 1988 yılında Dalyan’da Başbakanımız Turgut Özal, turizm bakanı İlhan Aküzüm ve basın baş danışmanı Can Pulak ile karşılaşmamız Dalyan ve Köyceğiz bölgemizin geleceği açısından önemli bir kader anı oldu. Ve bölgenin korunması ve geleceği ile ilgili yapılan konuşmalardan sonra Dalyan ve Köyceğiz Türkiye’nin ilk olarak kanun hükmünde kararname çıkartılarak koruma altına alınan ilçe ve beldesi oldu. Sonrasında Dalyan’da çevreyle ilgili birçok kararların alınmasında uygulanmasında etkin bir şekilde çalışmalarımız oldu. Örneğin Dalyan’da yalnızca 2 kat imarlı olan bahçeli evlerin cephe mimarilerinin bütünlük sağlaması ve imar kirliliği önlenerek, Dalyan kanallarının temiz tutulması, iztuzu plajının ve caretta kaplumbağaların korunması ve iztuzu plajı, deltanın, göl ve kanalların sularının kirlenmemesi için elektrikli akülü teknelerin yapılması, Muğla’nın ilk organik köyünün kurularak eko turizm ve eko tarımın başlatılması gibi birçok koruma tedbirleri alınarak Turizmin bölge ekonomisine katkı sağlanmıştır. Bu gelişmelerden sonra 2003 Yılında Dalyan’ın, Çevre Bakanlığı’ndan tasdikli ilk butik otelleri olan Dalyan Resort SPA otellerinin yapılması ve yeşil yıldız belgelerinin alınması bölgenin turizm ve ekonomisine büyük gelişme sağlamıştır.

Çocuklarınızı köy okulunda okuttunuz? Bu oldukça radikal bir karar? Niçin köy okulunu tercih ettiniz? Çocuklarınız nasıl bir eğitim aldı?

İnşaat mühendisi olmam ve İstanbul’da 27 yıl kendi firmam ile inşaat işleriyle uğraştıktan sonra 2002 yılında Dalyana yerleşmeye ailem ile karar verdik. Her iki çocuğumda küçük olduğu için okul hayatına Dalyan İlkokulu’nda başladı ve ortaokul liseyi de bölge okullarında bitirerek tahsillerine devam ettiler. Ve çocuklarımın öğretmenlerinin ilgisi ve okulların çok iyi olması nedeniyle iyi bir tahsil yaptıklarını düşünüyorum bu nedenle üniversiteyi başarıyla bitirdiler.

“Annem de Dalyan’da Huzurla Uyuyor”

Dalyan’a kaçış öykünüzde tüm aile fertleri de artık Dalyan’lı mı oldu?

Dalyan’a ailecek yerleşmemiz aile kararı olduğundan hiç sorun olmamıştır ve buradaki çevre ve doğal yaşamla ilgili konularla ilgilenmek bizi her zaman mutlu etti. Annemin sı , sık gelmesi burayı çok sevmesi hatta vasiyetinin Dalyan’a defnedilmesi olması ailecek Dalyan’ı ne kadar sevdiğimizi göstermektedir ve şu anda rahmetli annemin mezarı Dalyan’dadır. AnnemKral Mezarlığı’nın hemen altında huzurla uyuyor.

Siz yıllar önce kaçış hikayenizi başlattınız. Şimdilerde pek çok kişi küçük yerlerde yaşamak , nefes alabilmek için şehirlerden kaçıyor ? Bu hayallerini gerçekleştirmek isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Büyük şehirlerde yaşayan birçok insanlar trafik açısından, şehir kirliliği bakımından, yaşam zorluğu yönünden bir hayli sorunlarla karşılaşıyor.. Bu nedenle şehirde yaşayan insanlarımız artık Türkiye’mizin birbirinden güzel beldelerine ve ilçelerine yerleşmektedir. Bu hayallerini gerçekleştirmek isteyenlere önerim büyük şehirlerdeki yaşam karmaşasından ve psikolojik ortamlardan biran önce kurtularak küçük beldelerdeki huzurlu ortamı yaşamaları en büyük tavsiyemdir.

“En büyük zenginlik sağlıklı yaşam”

Dalyan’daki yaşamınız tek cümle ile özetleyebilir misiniz?

Dalyandaki yaşamımız temiz bir hava birbirinden güzel doğal ortamlar huzur ve güvenli bir yaşam.

Siz doğaya, yeşile kaçıp yeni bir yaşam kurduktan sonra ne gibi değişimler yaşadınız?

Ailemle birlikte Dalyan’a yerleştikten sonra sağlık ve huzur yönünden mükemmel bir yaşamımız başladı ve devam etmekte, hayattaki önemli yaşam amacı sağlık olduğuna göre en büyük zenginliği kazanmış oluyoruz.

Kaçış yapacaklara yapanlara son mesajınız nedir?

Benim büyük şehirlerden doğal ortamlardaki bölgelere yerleşim kararları için kesinlikle amaç ve kararlarını ertelememelerini çünkü Türkiye’mizin her noktasında iş olanakları ve yaşam koşulları bilhassa küçük kentlerimizde çok daha mükemmeldir.

 

Bir Cevap Yazın