İgloo Gayrimenkul LTD. ŞTİ. Ceosu MAHMUT YANMAZ; “İnsanlar nefes aldıracak alanlar yaratmalıyız”

Mimaride Modern ve Şık Tasarımların adresi Bİ Mimarlık CEOsu Mahmut Yanmaz kentsel dönüşüm ve kentin planlanması ile ilgili önemli noktalara dikkat çekti.

Sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Mahmut Yanmaz. 2010 yılında 3 ortak Bi Mimarlık’ı kurduk. Ekibimiz 14 kişiden oluşuyor. 7 yıldır özellikle Karşıyaka bölgesinde hizmet veriyoruz. 2006 yılından bu yana inşaat sektöründe çalışıyoruz. Her yıl yaklaşık olarak 40.000 ila 55.000 bin metrekare gibi bir hizmet üretiyoruz.

Bi Mimarlık’ın çalışma alanları neler? Hangi hizmetleri veriyor?

Yüzde 90 oranında konut projelerinde çalışıyoruz. Tabii, kamusal alanlarda da bir takım projelerde yer aldık. Özellikle Aydın, Aliağa ve Karşıyaka bölgesinde çalışmalarımız oldu. Karşıyaka’da bir çok ünitenin ve geriatri merkezinin olduğu bir sosyal yaşam kompleksi projesi gerçekleştirdik bunun yanında yine Karşıyaka bölgesinde bir kreş projesi hazırladık. Aydın’da bir ilçe otogarı ve sosyal donatı alanlarının olduğu bir proje gerçekleştirdik.

Önümüzdeki dönemlerde Bi Mimarlık’ın planladığı projeler neler?

Biz Manisa ve Bergama bölgeleri için bir hazırlık içerisindeyiz. O bölgeler bizi oldukça heyecanlandırıyor. Üç yıl içerisinde biz, mimariyi de o bölgelere taşıyabileceğimizi düşünüyoruz. Aldığımız veriler, yaptığımız araştırmalar olumlu. Yakın zamanda hem Bergama, hem Manisa’ya ofis açmayı düşünüyoruz.

Mevcut düzende gerçekleştirilen kentsel dönüşüm ve kat karşılığı inşaat projeleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yurtdışında kat karşılığı kavramı yok. Arsa sahibi projesini çizdirir, bankayı finansman olarak kullanır ve son olarak yapımcı bulur. Yapımcıya banka finans verir ve bu ödemeyi proje firmasının onayı ile yapar. Bu şekilde kontrol çok daha sağlıklı yapılmış olur. Bu sistemde teknik kadronun ödemesini aldığı yer müteahhit değildir ve hatta müteahhit e ödemenin yapılmasını sağlayan teknik kadrodur. Dolayısı ile yanlış bir imalat yapıldığında zaten sisten ödeme yapılmasına izin vermez. İşte bu organizasyonu bu şekle dönüştürmek gerekiyor. Bizde uygulanan sistemi tersine çevirmek gerekiyor. Burada her şey mal sahibinden başlıyor. Mal sahiplerinin daha seçici davranması ve bilgilendirilmesi gerekiyor. Bir mimarlık ofisine gidip bir proje yaptırmak büyük bir iş değil. İnşaat yaptırmak basit bir mesele ama planlı olması için bir mimarlık ofisinden mutlaka mimari danışmanlık almaları gerekir ve bunlar çok ulaşılamaz ve maliyetleri çok yüksek şeyler değil.

Şehir planlamadan bahsedelim biraz, İzmir özelinde şehir planlama nasıl olmalı, İzmir kenti nasıl planlanmalı?

Çok uzun süredir gerçek anlamda bir şehir planlama yapılmıyor. Şehir planlama yapılırken bu işte çalışan insanları daha fazla işin içine sokmak gerek. Planlama ile ilgili tüm yetki kamunun elinde ama kamu bu uygulamalarda çok geride. Hem bu işe mesai harcamada hem de bilgi birikimi olarak geride. Özel sektörde bu işi çok daha iyi organize edebilecek insanlar var. Ancak özel sektörü kamuya entegre etmek de çok zor. Bu kez de devreye öncelikler giriyor. Burada bir işleyiş hatası var. Aslında özel sektör kent için bedelsizde bir şeyler yapabilir. Ama bu talebin kamudan gelmesi gerekir.

Bu konuda Bi Mimarlık olarak sizin Karşıyaka Belediyesi ile yaptığınız bizlerin de daha önce takip ettiğimiz çalışmalarınız var. Daha önceki röportajlarınızda da söylediğiniz bir şey vardı; “Bize talepte bulunun, biz kent için bir şeyler yapmak istiyoruz. Kent ile ilgili kararlar verilirken bizlerin de o karar masalarında olmasını istiyoruz” demiştiniz. Bunu yineleyeceksinizdir diye düşünüyorum, bu sözlerinize neler eklersiniz?

Evet ancak bu maalesef çağrı ile olmuyor. Herhalde siyasi olarak biraz daha bir yerlerde bulunmak gerekiyor. Bu da bizim formatımıza uygun değil. Çünkü siyasi olarak bir yere ait olduğunuzda başka bir yere ait değilsinizdir ancak kent herkesin; hem onların hem diğerlerinin. Kent tüm tarafların… Bu noktada tüm tarafların bu masaya oturması lazım, ancak o zaman kaygılarımızdan sıyrılırız. Çünkü kent şuan gerçekten sıkıntı yaşıyor.

Yani siyasi kaygılar aslında kenti sıkıntıya sokuyor. Peki yaşam alanları İzmir’de gün itibari ile ne durumda, kent olarak verimli yaşam alanlarına sahip miyiz?

İnsanlar İzmir’de İlk buldukları vakitte sahile gidiyorlar. Tüm Karşıyaka; Yamanlar Gümüşpala’dan tutunda Mavişehir Bostanlıya kadar o Karşıyaka sahilinin 30-40 metrelik hattına akmaya çalışıyor. Bu insanlar buraya ulaşmaya çalışırken sıkıntı yaşıyorlar mı yaşamıyorlar mı? Yani eğer siz bütün yolları buraya çıkarmazsanız, insanların buraya akmasını sağlayamazsanız içeride böyle alanlarınızda yoksa sorun gitgide büyür. Deniz sahil yeşillik nefes alacak alanlar… Eğer şehrin içinde nefes alacak alanlar oluşturmuş olsaydık insanlar bir şekilde oraya akın etmezdi. Var olan alanlarımızı da aslında efektif kullanamıyoruz. Çünkü herkes orada, otoparkı lavabosu, çocuk oyun alanları yeterli değil. Bu yüzden içerde birtakım alanlar yapmamız lazım. Biz artık bitmiş bir planlamadan bahsediyoruz, içeride böyle alanlar yapacak yerimiz yok. Dolayısı ile bunu çözmek için bir projemiz var “kentsel dönüşüm” ama bunu da ada bazında yapmadığımız sürece bir sonuç elde edemeyeceğiz, bu şekilde bundan 40 yıl sonra hala aynı şeyleri konuşuyor olacağız. Şuanda her yapılan bina bence kente zarar veriyor. Yeni yapılar yine aynı yere yapılıyor. Parkı yine yok, yolu yine yok… Bu çok basit bir algı aslında ama niye bu kadar geri plana atıldı anlam vermek güç.
Daha basit anlatacak olursak diyelim ki bizim 5 kat imarlı bir imar adamız var ve adanın tamamı 3000 m2 böyle bir imar adasında yeşil alana ayrılan alan genelde cephe boyunca 3 m derinliği olan bahçelerde ve yaklaşık 800 m2 civarında yani inşaat alanı olarak 2200 m2 den 5 katlı toplamda 11000 m2 inşa ediyoruz. Bu imar adasını tam tersi tabanda 800 m2 inşa edip 14 katlı yapsak 2200 m2 yeşil alana sahip olur ki bu alan genişliği 3 m olan bir alan olmaz en az 30 m olan bir alan olur ve çevresindeki bir çok insana nefes alma imkanı sağlar ancak inşaat alanı değişmez şu anki mevcut durumu belli imar adalarında dikey yapılaşmayla çözebiliriz bunu bölgesel olarak yapıp insanlara nefes alacakları alanlar yaratmak zorundayız.

Bir Cevap Yazın