30 yıl önce para ödemediklerimiz

Cep telefonu faturası:

Hemen hemen herkesin sadece evinde olan masa üstü telefonları ve dışarıdan birilerini aramak için jeton parası öderdik…

Kredi Kartı Aidatı:

Kredi kartının kendi borcu yetmezmiş gibi, borçlanmak için aldığımız kartları için bir de aidat ödemek zorunda kalmak.

Damacana Su:

Musluklarımızdan oluk oluk akan çeşme suyunu içmekten, bayilerin getirdiği damacana sulara para ödemek. Yakında damacana temiz havaya para ödersek hiç şaşırmayın.

Dijital Tv Üyeliği:

Evlerimizin çatılarında ve hatta evimizdeki tv’nin üzeriden izlediğimiz yayınları, şimdi izlemek için aylık bedel ödemek. Ve hatta o platforma mı üye olsam bu platforma mı üye olsam, sırf maç izlemek için 24 ay taahhütle üye olduğun platformun 12 ay sonra maç yayınlarını başka platforma kaptırması sonucu bir sinir harbine, kafayı yeme durumlarına gelmek.

Dadı Kamerası:

Eşe dosta, komşulara emanet ettiğimiz çocuklarımıza bakıcılar-dadılar bakmaya başlayınca, acaba çocuğuma bir şey yapıyor mu endişesi ile sistemler kurup para ödemek.

Kedi Maması:

Tabi ki yine evlerde kedi besleniyordu ancak bundan 30 yıl öncesinde hazır kedi maması diye bir şey yoktu. Evde beslenen kedilere insanlar kendileri mama yapar ya da yediklerinden artanları verirdi minik dostlarına… Şimdi ise doğal bir gider kalemi haline geldi.

Vitamin Hapları:

Bahçeden, tarladan gelen doğal besinlerin artık bizi desteklemediğine inanarak ( maalesef ki gerçek bu ürünlerin artık sağlığımıza fayda sağlamaktan uzaklamış olması) vitamin haplarına avuç dolusu para ödemek. Ve yine maalesef ki bu hapların hiç bir şeye yaramadığını öğrenmek…

ÖTV:

Hayatımıza ansızın “geçici” olarak giren bu ÖTV, kalıcı hale gelerek neredeyse bazı ürünlere iki katı para ödememize sebep oldu.

Sevgililer günü hediyesi:

Dünyada tarihi 1800’lü yıllara dayansa da ülkemizde 30 sene öncesine kadar sevgililer günü hediyesi diye bir şey bilinmezdi. Ta ki medyadaki reklamların ve tv dizilerinin bu günde hediyeyle sevdiğinizi ‘çok mutlu’ edeceğinizi size düşündürtmesine kadar!

Spor salonu üyeliği:

Neredeyse kime sorsanız, “Karşıyaka gibi bir yerde deniz kenarında yürümek, koşmak varken…” diye başlar sporla ilgili görüşlerine ancak işin aslı öyle olmaz hiçbir zaman. Spor salonlarına ücret ödediğimizde bu durum bizi spora zorunlu hale getirir psikolojik olarak. İşte bu psikolojik baskı bundan 30 yıl öncesinde yoktu, haliyle cebimizden bunun için para da çıkmazdı.

İnternet faturası:

30 yıl önce bize gelip, elektrik ve su faturası gibi düzenli ödeyeceğin bir faturan daha olacak deseler hele de bunun adına internet deseler kesin inanmazdık. Ama şu anda sanıyoruz ki internet de hepimiz için elektrik, su kadar önemli…

Konsol oyunları:

Oynamayana gereksiz pahalı gelen konsol oyunları için yaklaşık 10 yıldır binlerce lira döken bağımlıları var. Onlardan biriyseniz bizi anladınız demektir.

Demek ki 30 yıl sonra şu an ne olduğunu bilmediğimiz bir sürü masrafımız olacak… Birikim şart!

Bir Cevap Yazın