Kamboçya -3

ANGKOR WAT: Unesco Dünya mirası listesinde yer alan Angkor Wat’ı rehberimiz Melih Eriş’ten dinliyoruz: 12. Yüzyılda Khimer’ler tarafından yapımına başlanmış olan tapınak Tanrı Vişnu’ya adanmış. Tapınak, Antonio Da Magdelena isimli Portekizli bir keşiş tarafından 1500 yıllarda ilk kez bir Avrupalı tarafından görüldüğünde keşişin yorumu şöyle olmuş “çok sıra dışı yapılar gördüm, dünyadaki yapılara benzemiyor” Tapınak,1850’ li yıllarda Henri Mouhot isimli Fransız bir gezgin tarafından meşhur edilmiş. Onun yorumu ise şöyle olmuş “Bu yapıları Khimer’ler yapamaz, olsa olsa Roma’lılar yapmıştır”…

Şimdi oldukça geniş bir bölgeye dağılmış olan tapınak bölgesine gitmek üzere tuk tuk denilen araçlara binerek yola çıkıyoruz.

Tapınak bölgesine yaklaştıkça tuk tuk ve bisiklet sayısıyla insan sayısı artıyor. Erken saatler olmasına rağmen girişte uzun olmasa da kuyruk var. Günlük gezi bedeli olan 20 USD’ı ödeyip içeri giriyoruz. Tuk tukumuz orada bizi bekliyor. Tapınak bölgesi oldukça büyük olduğu için tuk tuk da gün boyu bizimle…
Her şey mükemmel, tek sorun aşırı sıcak ve güneş. Zaten, aşırı sıcak, güneş ve yağmur konusunda uyarılmış olduğumuzdan, yedek tişört, ince yağmurluk ve Vietnam’dan aldığım hasır şapkam da yanımda. Tapınak girişinde şapkamı takıp fotoğraf çekmeye başladığımda hemen uyarıldım ve maalesef şapkamı kullanamadım. Çünkü; Kamboçyalılar, Vietnam şapkasını takmanızı istemiyorlar, takarsanız da “Burası Vietnam değil, Kamboçya” diyerek müdahale ediyorlar. Bayanları da tapınak girişlerinde kısa etek, şort ve açık giysi nedeniyle uyardıklarından yanınıza üzerinizi kapatabileceğiniz hafif bir giysi almanızda yarar var.
Bölgedeki yapılar o kadar görkemli ve farklı özelliklere sahip ki bu yapıların büyüsüne kapılıp gruptan kopmanız çok mümkün. Ülkenin sembolü olmuş bu tapınağın görüntüsü aynı zamanda Kamboçya bayrağında da yer alıyor.
Alınan karar gereğince Siem Reap’da binalar Angkor Wat’tan daha yüksek olamıyor. Yüksek yapılara çıkarken merdivenlerin basamak boyu kendi ölçülerine göre yapıldığından bu yapılara tırmanmak bizler için oldukça zorlayıcı oluyor… Tapınak çevresinde gezerken avuç büyüklüğünde örümceklere ve maymunlara da rastlamak mümkün. Bundan daha ilgi çekici olanı da aynı çan sesi gibi öten kuşların sesini duymanız olacaktır. İşte size meşhur tapınak bölgesi…

Tapınak bölgesindeki gezimizin sona ermesiyle tuk tuk’umuza binip otele dönüyoruz. Oldukça yorgun olduğumuzdan akşam yemeğine kadar biraz istirahat iyi geliyor.
Akşam yöreye özgü timsah, balık, ördek ve devekuşu etinden oluşan bir yemek yiyoruz. Yemek tam bir seremoni. Seçtiğiniz yiyecekler çiğ geliyor. Masanın ortasına konmuş pişirici üstüne ocak konmuş leğen görünümünde. Ortasındaki kubbemsi çıkıntıda etlerinizi kendiniz pişiriyorsunuz. Diğer bölüme de içine hafif yağ konmuş sıcak su getirip koyuyorlar. Bu su içinde noodle ve sebzeler pişiyor. Etler sırayla pişerken noodle ve sebzeli çorbanız da bu bölümde kaynıyor.

Cadde açık marketi de barındırıyor. Buradan her türlü alışveriş yapıp önünüzü kesen kızlara ayak masajı yaptırabilirsiniz. Bu arada daha çok vücut kullanılarak yapılan Khmer masajı da denenebilir.
Pişirilmiş yılan, tarantula benzeri örümcek ve çekirgenin satıldığı arabalar, bar ve restoranları ile cadde çok renkli. Tuk tuk kullanıcılarının sizi tuk tuk’una ısrarla bindirmeye çalışmasını da yadırgamıyoruz artık. Her ülke insanının ve rengârenk ışıkların yer aldığı barlar sokağındaki keyif her şeye bedel.

Yemek sonrasında yürüyüşte karşımıza çıkan içi balık dolu havuza ayaklarımızı sokuyoruz. Bu balıklar Sivas Divriği’deki balıklara çok benziyor.  Balıklar ayağınızda oluşmuş ölü deri ve nasırlara saldırıyorlar. İlk önce bu saldırı nedeniyle gıdıklanıyorsunuz ama daha sonra alışıyorsunuz. 30 dakikalık seans 3 usd.

Sabah 08.30 da Kuala Lumper uçağımıza yetişmek için 06.00 da otelden ayrılıyoruz…

Bir Cevap Yazın