İngiltere, İrlanda ve İskoçya’da tarih, doğa ve çevre çok iyi korunuyor

  Ahmet Aydın AKANSU

Altay’ı 3 yıl önce 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın yıldönümünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sevdiği harmandalı oyununu aynı anda 1000 kişiye oynatarak Türkiye’de bir ilke imza atığı gün tanımıştım. Daha sonra yazılı ve görsel basında fenomen olmuştu. Hatta Hürriyet Gazetesi’nini Ege ilavesinde başarılı ropörtajları ile tanınan Yazıişleri Müdürü Adnan Kaya’nın köşesine “Turizmin Efesi” başlığı ile tam sayfa haber olmuştu. Çünkü 3 yıl önce kurduğu Kordelya Travel Turizm şirketi ile başarıya ulaşmış ve İstanbul, Ankara ve Makedonya’da şubeler açarak İzmir’de önemli bir marka olmuştu. Çevre ve Gezi yazılarımın yakın takipçisi olan Ekrem Altay, aynı zamanda çok gülü bir doğa ve çevre sevdalısı.

Kordelya Travel’den Büyük Britanya turu

Çevre adına gözlem ve incelemeler yapmak üzere İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, Almanya ve İtalya götürmüştü. “Avrupa ülkeleri küresel ısınmayı durdurmak için birbirleriyle yarış halinde” başlığı altında gittiğimiz şehirlerin, parklar, elektrikli otomobil ve bisiklet cenneti olduğunu yazmıştım.

Bu kez yine düzenlediği muhteşem “Büyük Britanya Turu”nda gezerek çevre gözlemleri ve incelemelerinde bulundum. Hülya Günay, Sacide Ceyhan, Filiz Uluşan, Orhan Mehmet Ali Ulusan, Şenay Erarslan, Suna Dilbe, Ferda Emekli, Bahar Uzun, Selma Koyunsever, Nursel Ecevit, Hatice Sema Ortaer, Hülya Kandemir, Asuman Doyran, Eziye Candaş, Tülay Berber, Gülay Taşdelen, Aslıhan Gümüş, Şehriban Arslan, Süheyla Sarıca, Eda Özay, Nuriye Şenol Ersağdıç, Arzu Gülen Toksarı, Gülhan Çakmak, Müjgan Kumova, Necla Bargil’in katıldığı gezide rehberliğimizi yapan Ekrem Altay, İngiltere, İrlanda ve İskoçya’nın mükemmel şehirlerinin tarihi, kültürü ve yaşamıyla ilgili önemli bilgiler verdi.

Dünyanın en yeşil kenti Londra

“Park kültürü olur mu?” demeyin. Tabi ki var. Bizdeki gibi bangır, bangır çalan teypler, bağrışan insanlar yok. Mangal partileri ise asla. Dağ gibi çöp gruplarını görmeniz ise mümkün değil. İnsan o güzellikleri yaşarken, “Benim ülkemde böyle parklar niye yok” sorusunu sormadan edemiyor kendi kendine.

Londra’nın parkları, demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere’de sembolik olmalarına rağmen dünya insanlarının görmek için akın ettiği kraliyet ailesi ve sarayları kadar ünlüdür. Avrupa’nın büyük kentleri arasında yapılan araştırmada Londra’nın yüzde 63.5 oranıyla en yeşil kent seçilmiş olması boşuna değil. İngilizler çevre ve doğaya o kadar önem vermişler ki bunu evlerinin önüne ve arkasına yapılmasını zorunlu kıldıkları bahçelerinden anlayabilirsiniz. Her bir İngiliz’in bahçesi diğeri ile yarışır güzelliktedir. Çiçek ve ağaçtan geçilmez. Bu yetmiyormuş gibi yaşadıkları kentlere olağanüstü büyüklükte parklar kurmuşlar.  Işıl ışıl süslenen Oxford Street, Big Ben Saat Kulesi, İngiliz Parlamentosu’nun bulunduğu Westminister, Buckingham Palace, Trafalgar Meydanı, London Eye, Madame Tussauds müzesi gibi dünyanın her yerinden on binlerce turistin akın etmesine rağmen benim için Hyde Park, Regent’s Park, St. James Park, Greenwich Park  çok daha etkileyici oluyor.

Bir köpeğin sahibine olan vefası

İkiye ayrılan İrlanda’nın bir bölümü Büyük Britanya Krallığı’na bağlılığını sürdürürken diğer bölümü İrlanda Cumhuriyet olarak bağımsızlıklarını ilan etmişler. İrlanda Cumhuriyeti’nin başkenti Dublin ve İrlanda’nın başkenti Belfast’tan sonra galerileri, dükkan ve müzeleriyle ünlü Büyük Britanya’nın en geniş İskoç mirasına sahip şehri Glasgow ve Edinburgh’ta Harry Potter efsanesinin doğduğu The Elephant House Coffee’yi, Edinburgh Şatosu, Edinburgh Üniversitesi, Milli Galeriyi Royal Mile ve Edinburgh Kalesi ziyaret ettik. Edinburg’da bir köpeğin sahibine olan vefası anlatılınca şok oldum.

Şehrin en önemli meydanına heykeli dkilen Bobby adlı köpek sahibi öldükten sonra mezarının başından 14 yıl hiç ayrılmadan beklemiş ve orada ölmüş. Filmlere konu olan bu gerçek olayı duyunca ülkende sokak hayvanlarına hoyratça davranışlar yüreğimi sızlattı. Parklarda geyikler salına salına insanların arasında dolaşıyor. Evlerinden yiyecek getirenler yanlarına gidip elleriyle besleyebiliyorlar. Bu görüntüyü Facebook sayfamda paylaştığımda bir arkadaşım, “Melez Çayı’ndaki parktaki ördekleri adamlar rakılarına meze yapmışlardı.

Geyikleri burada ne yaparlar bilemem” diye mesaj yazmıştı. “Büyük Britanya Turu”ndaki Londra, Birmingham, Liverpool, Manchester, Newcastle, Dublin, Belfast, Glasgow, Edinburgh şehirlerindeki gezimizde, tarihin, doğanın ve çevrenin korunması ne kadar hassan bir şekilde korunduğunu gördüm. Dilerim aynı bilince en kısa zamanda bizlerde ulaşırız.

Bir Cevap Yazın