Kamboçya – 2

Phnom Penh şehrinden Kamboçya havayoluyla 40 dakikalık uçuştan sonra Siem Reap  kasabasının üzerine yaklaştığımızda dünyanın en büyük yüzen şehrini havadan da görme olanağını buluyoruz.

Göl dünyanın en büyük yüzen şehri. Burada yaşayanlar karayı görmeden yaşıyorlar. Elektrik yok, bu sebeple de yaşayanların bir kısmı jeneratör kullanıyor. Okulları, kiliseleri, tapınakları, tamirhaneleri, bakkalları v.b. hepsi suyun üstünde…

Bölgeye vardığımızda bizim gibi tura çıkacak tekneler sıra sıra dizilmiş yolcularını bekliyorlar. Tekneye varana kadar satıcıların ağzında değişmez slogan “ vandola” yani one dollar. Bu slogan gezi süresince bizim de kullandığımız bir espiri oldu.

Siem Reap her zevke hitap eden turistik bir kasaba. Bu kasabada, her şeyin ucuz ve kaliteli olduğu bilgisini de göl gezimizden sonra doğruluyoruz.


Kasabada turizm nedeniyle 7 yıldızlı otel bile var ama oldukça pahalı. Ulaşım aracı olarak ta Tuktuk ile kasabanın her yerine gidebiliyorsunuz.


Otelimize yerleştikten sonra yaşamın suyun üstünde gerçekleştiği Tonle Sap gezisine gitmek üzere yola çıkıyoruz. Havadan görüntü muhteşem olduğu için, göl yaşantısını yakından görme heyecanını yaşıyorum.
Göl bölgesine giderken evlerin çoğunun su içine çakılmış kazıklar üzerine kurulduğunu ve yola köprü ile bağlantı kurulduğunu görüyorsunuz.

Tekne hareket ettikten sonra arka koltuktan küçük bir çocuğun arkanızdan gelip şılak şılak diye ses çıkarıp size masaja başladığını görürseniz şaşırmayın. Çocuk önce dirseği ile başlayıp, daha sonra da iki elini ayalarından birleştirerek yumruk yapmak suretiyle sırtınıza ve omuzlarınıza vurarak siz istemeseniz bile masaja devam ediyor.

Tekne ile asıl yerleşim yerlerine doğru yol alırken yöreye özgü tekneyle sizin teknenize yanaşıp içeri atlayıp satış yapabiliyorlar veya piton yılanı ile size gösteri yapıp fotoğraf çekmenizi sağlayıp para istiyorlar.

Yerleşimin yoğun olduğu bölgeye varana kadar yolculuk sırasında her türlü amaç için yapılmış suda yüzen evleri, yaşam koşullarını en ince ayrıntısına kadar görebiliyorsunuz. Gerçekten çok enteresan ve bu yaşam onlar için çok doğal…

Bu gezi sırasında uğranılması gereken noktalardan birisi de timsah ve balık çiftliklerinin olduğu bölge. Teknemiz bu bölgede konaklıyor. Balık çiftliğinde size verilen  balık yemini avuç avuç havuza attığınızda balıklar delirmişçesine  birbirlerinin üstüne çıkarak yemleri yerken bu görüntünün seyrine doyum olmuyor. Çiftlik timsah çiftliği olunca ona uygun hediyelik eşyalar da turistlerin hizmetine sunulmuş durumda..

Yoğun yerleşim yerindeki görsel zenginlikten istemeyerek de olsa ayrılarak geri dönüşe başlıyoruz. Yolculuk boyunca yine bir çok değişik görsel zenginlik nedeniyle yolun nasıl sona erdiğinin dahi farkına varamıyoruz.

Bölgeden ayrılırken çocuklar poz vermekten de geri kalmıyorlar.
Programımız oldukça dolu olduğundan akşamın nasıl olduğunu anlayamıyoruz.
Akşam Kamboçya yerel dans gösterilerinin yapıldığı yemekli Apsara (Kamboçya dansına verilen isim) gecesine gidiyoruz. Salon oldukça büyük ve her çeşit yerel yemeğin açık büfe olarak sergilendiği gecenin en önemli anı dansın başladığı an.

Nefis bir dans gösterisi sonrasında otele gitmeden kasabanın gece yaşantısına da  bir göz atıp bu renkli geceyi  sonlandırıyoruz. Aslında eğlence çok geç vakitlere kadar sürüyor ama sabah, bütün günümüzü alacak olan Angkor Wat’a gideceğimizden otelin yolunu tutuyoruz.

Bir Cevap Yazın