İzmir’den OKYANUS’a Derya Uluğ…

Okyanus şarkısıyla günde 5 bin dinlenme ile gönüllere taht kuran şarkıcı Derya Uluğ, İzmir’de başlayan hikayesini İstanbul’da devam ettiriyor. Tekstilci bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğu olan Uluğ, yıllarca Ebru Gündeş’in vokalistliğini yaptıktan sonra şimdi sektörde kendi kanatlarıyla uçmaya başladı. Derya Uluğ ile Karşıyaka LIFE okuyucuları için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik…

Derya Hanım sizi bir de Karşıyaka Life okuyucularımız için tanıyalım, Derya Uluğ kimdir?

Merhaba… İzmirli’yim. Müzik ve futbol arkadaşlarımla vakit geçirmekten çok büyük zevk alıyorum. Babam tekstilci annem ise ev hanımı. Muğla’da Müzik Öğretmenliği eğitimimin ardından Haliç Üniversitesi Opera ve Konser Şarkıcılığı Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptım. Türkiye’nin önemli seslerinden Ebru Gündeş’in back-vokalliğini 3.5 yıl sürdürdüm. Şimdi de kendi albümümü çıkardım.  8 yaşımdayken radyoda bir ses yarışması vardı ve telefon ile katılıyordunuz. Ondan sonra dinleyiciler de radyoyu arayarak oylarını veriyorlardı, orada birinci oldum. Böylece başlamış oldu. Aslında öncesi de var ama o klasik şeyleri tekrarlamaya gerek yok.

Piyasayı kasıp kavuran nefis bir parçayla çıkış yaptınız. Kulüplerin vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldiniz. Şarkınızın bu kadar sevilmesini neye bağlıyorsunuz?

Okyanus şöyle oluştu. Önce nakaratın sözlerini yazdım a’sı b’si oluştu. Asil Gök ile birlikte sözleri tamamlayıp besteledik. İlk hali slovdu, daha doğrusu slovmuş… Biz bile sonradan hatırladık :)) Şarkının klibini Ulaş Elgin çekti. Veli Kuzlu görüntü yönetmeniydi. Harika bir iş çıkardılar.

Okyanus öncesi ve sonrası Derya Uluğ dersek… Hayatınızda neler değişti?

Konserlerim ve tanınırlığım arttı ama onun haricinde kendi hayatımdan hiçbir şey değişemedi. Aynı şekilde devam ediyor.

Ebru Gündeş’le çalışmak nasıl bir duyguydu? Şimdilerde sizi destekliyor mu?

Çok güzel ve heyecanlandırıcı… Programdan önce kulisinde beni gördü ve “Sakın heyecanlanma, rahatına bak, takip et şarkıları” dedi. O anda gerçekten alçakgönüllü olduğunu hissettim. Ebru Gündeş’i çok sevdiğim için gönülden ayrılmak istemedim ama kendi işim için ayrılmak zorundaydım. Ekip olarak onların da beni sevdiğini biliyorum. Aramızda tamamıyla karşılıklı sevgiden doğan bir ayrılmama isteği vardı ama hayallerim olduğunu onlar da biliyordu. Sağ olsunlar hep destek oldular.

Şarkınızda manidar sözler var; biraz atarlı giderli olmuş. Kim çektirdi size bu kadar?

O sözleri kendime yazdım, bir başkasına değil. ‘O kadar kişi içinden gittin onu buldun, kızım sen akıllanmıyorsun’ diye kendime laf sokuyorum ama karşı tarafa da geçirmeler var. Çok şarkı var, 40 civarı. Bir aksilik olmazsa Ağustos ayının sonunda hareketli bir single daha gelecek. Cebimizde ‘Okyanus’ tarzında güçlü başka şarkılar da var.

Küçüklüğümden beri şarkı söylüyorum demiştiniz biraz anlatır mısınız?

Evet, 2, 3 yaşımdayken sürekli öyle bir modum vardı. Sonunda işi profesyonelliğe döktüm ve babamdan kareoke bir teyp istedim. Erkek gibi büyüdüğüm için Barbie bebek değil futbol oynadım. Halı sahada top sektirirdim; baya da iyiydim, erkekler sinir olurdu.

Bu merek nereden geliyor?

Sanırım babamın fanatik Fenerbahçeli oluşundan geliyor. Moralim bozulduğunda alışverişe çıkmam, moda konuşmam, saç kestirmem, ömrümde saç boyatmadım. Bunların yerine Playstation oynarım ya da maça giderim. Şarkı söylemeseydim, kesinlikle futbolcu olmak isterdim.

İzmir’den gelerek profesyonel sektöre giriyorsunuz. Kurtlar sofrası olarak tabir edilen İstanbul’a adım atmak korkutmadı mı?

Aslında bir anda İstanbul’a gelip albüm yapmadım. Zaten sekiz yıldan fazla süredir İstanbul’da yaşıyorum. Diğer yandan da vokalist olarak Ebru Gündeş ile çalıştım.

Ebru Gündeş’in vokalisti olarak anılmak, Gülşen’e benzetilmek rahatsız ediyor mu?

Herkes birine benzetebilir. Sadece her şey saygı çerçevesinde olmalı. Ben eleştiriye çok açık bir insanımdır, hemen dikkate alırım.

Bir Cevap Yazın