Türk-Moğol Turizm Köprüsü Kuruldu

 Ahmet Aydın AKANSU

Tarih kitaplarından Göktürkler’in Moğolistan’ın Orhun Vadisi’nde 13’ncü yüzyılda yaşadıklarını, Orhun Yazıtları, Göktürk Yazıtları ya da KöktürkYazıtları, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesini Göktürkler’in  yazıldığını, yan yana duran Bilge Kağan, Kül Tigin Kağan taş yazıtları ve kalıntılarını Türkiye’den 7 bin kilometre uzaklıkta görmek ve yerinde incelemek beni çok duygulandırdı.

 

Moğolistan Yeşil Kalkınma, Çevre ve Turizm Bakanlığı’nın, Türkiye ile turizm işbirliği yapmak üzere Türkiye Büyükelçiliği aracılığıyla ile TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) ile temasa geçti. Üyelerine duyuru yapan TÜRSAB, Türkiye genelinde Moğolistan’a gitmek isteyen 67 turizm ve seyahat acentesinden 11 tanesini kura ile belirledi. Türkiye Cumhuriyet kurucusu Musrafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği harmandalı oyununu Cumhuriyet Bayramı’nda bin kişiye aynı anda oynatarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren İzmirli Ekrem Altay’ın kurduğu Kordelya Travel turizm ve seyahat acentesini temsilen yaptığım Moğolistan gezisi beni, atalarımızın yaşadığı topraklara götürdü.

Moğolistan tanıtımı ger çadırlarında başladı

Türkiye’nin iki misli büyüklüğünde toprağa sahip olan Moğolistan’da 3 milyon nüfusun 2 milyonu Ulan Bator ve birkaç şehirde yaşamını sürdürürken, bir milyon nüfus ise bin yıllık gelenekleri olan çadırlarda (Ger) göçebe yaşamını sürdürüyor. 5 gün değişik bölgelerdeki obalardaki çadırlarda kalıp, turizm tanıtımlarında kullandıkları “Göçebelerin evi Moğolistanı Yaşamazı İstiyoruz” sloganını en detaylı şekilde yaşadık.

Dağa, taşa resimlerini çizdikleri, şarkılarına konu ettikleri, tüm yaşamlarında en kutsal varlık olan Atlarına bindik, ok attık, kızımız içtik, keçenin nasıl yapıldığına şahit olduk. Moğol bir ailenin (Ger) çadırında geçen yaşamlarına tanıklık ettik. Hayatları uçsuz bucaksız yemyeşil bayırlarda geçmesine rağmen Moğol göçebelerinde müzik hayatlarının bir parçası olmuş. Genellikle şarkılarını atlar, develer ve kuzular için yapmışlar. Sürüleriyle “Chuugii”, “Khuus”, ve “Toig” seslenerek iletişim kuruyorlar. Ancak göçebe müziğinin en prestijlileri “Khuumii” denilen boğaz şarkıları ve “Urtiin duu” denilen hava şarkıları olmuş. At başlı bir kemanla çalınan melodilerde çevrelerindeki dağlar, rüzgar, su ve diğer hayvanların seslerini iç ruhlarında duyduklarını söylüyorlar.

Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtları

İlk Türklerle ilgili “Kök Tengri’nin Çocukları” adlı bir kitap yazan Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Ahmet Taşağıl, Türk turizmcilerine bilgiler verdi. Orhun Vadisi’nde 2 yıldır çalışmalar yürüten Ahmet Taşağıl kitabının arka kapağında “Türkler esir düştüler, savaştılar, barıştılar. Uzak Asya ‘dan Akdeniz’e kadar uçsuz bucaksız bir coğrafyaya yayıldılar. Devletler kurdular, devletler yıktılar. Çin’e aman verme­diler.

Birçok   farklı  isimle anıldılar, farklı dinlere inandılar. Çok  büyük bir medeniyet yarattılar. Başka medeniyetlerin yükselmesine katkıda bulundular. Hepsi de masmavi Gök­yüzünün (Gök Tanrının) altında buluştular” sözleri yazılıydı. Göktürklare ait tüm kalıntılar Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na bağlı olan (TİKA) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı tarafından koruma altına alınıp o bölgede kurulan müzede sergileniyor.

10 bin yıl öncesini yaşıyor, Türkçe konuşuyorlar

Çevre yazarı olarak köşemde birkaç kez yazdığım Moğolistan’ın Sayan Dağları’nda yaşayan Dukha Türklerini görmeyi çok isterdim ancak hazırlanan programda yoktu. Çükü onlar, kirlenmesin diye nehirlerde ellerini biler yıkamıyorlar. 10 bin yıl önce insanların yaşadığı şekilde yaşıyorlar.

Doğa saygılı ormanlardan yemiş toplayıp,  Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle beslenen Dukhalar, her şeyi ortaklaşa, paylaşımcı, uyum içinde yaşam için sürdürüyor ve kadın erkek eşitliğine büyük önem veriyorlar. Hiç suç işlenmiyor. Dukha Türklerini bulup dünyaya duyuran Yeditepe Üniversitesi Kültürel Antropoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Selcen Küçüküstel ve Özcan Yüksek, Dukhaların Türklerle aynı dili konuştuğunu belirtiyor.

Cengiz Han demek Moğolis’tan demek

Moğolların kahramanı Cengiz Han ile ilgili yazılan yüzlerce kitap var. Moğol halkı önderlerine sevgilerinin büyüklüğünü simgelemek için 40 metre yüksekliğinde 400 ton ağırlığında çelikten bir heykelini dikmişler. Dünyanın her yerinden ziyaretçisi olan Cengiz Han için “ Cengiz Han ve Modern Dünya” adında bir kitap yazan İngiliz yazar Jack Weaterfort, “Cengiz Han kendisine ait bir yapı bırakmadı. Büyür büyümez avlanan biridir.

Tapınağı, piramiti, sarayı, kalesi ya da kanalı yok hatta onun mezarı dahi belli değil. Kendisinin düşüncesi Büyük Moğol Ulusu varolduğu sürece vücudunun uzak kalmasının bir öneminin olmamasıydı. O ulus bugün onun eseridir” diyor

Ulan Bator’da turizm işbirliği resepsiyonu

Türkiye’de 5 yıl üniversite eğitimi gören Moğol rehberimiz Chakhuundorj Sugar sayesinde, doğa ve hayvanlar arasında süren 5 günlük gezimizden sonra kendimizi başkent Ulan Bator’da bulduk. 1.5 milyon Moğol’un yaşadığı başkent adeta şantiyeye dönmüş. Her yerde yükselen dev binalar adeta modern dünyaya “Merhaba” der gibiydi. 5 yıldızlı ünlü oteller, ünlü giyim marka ve otomobilleri birbirleriyle yarışır haldeydi. 2 Günlük Ulan Bator’daki gezimizde Türkiye Büyükelçiliği’nde bir araya gelen Moğol ve Türk turizmciler ülkelerinin turizm potansiyellerini slayt gösterileri ile birbirlerine tanıttılar. Moğolistan’ın coğrafya olarak uzak ancak kalben yakın bir ülke olduğunu söyleyen Türk Büyükelçi Murat Karaköz, “Moğolistan’ı eşsiz ve büyüleyici kılan etkileyici öyküsü ve zengin gelenekleridir. Türk tarihinin ilk yazılı örnekleri bu ülkede. 290 gün güneşli bir ülke burası.

Doğa turizminde önemli bir destinasyon. Türk Hava Yolları, 2012 yılından bu yana İstanbul’dan Ulan Batur’a sefer düzenliyor” dedi. İstanbul ve İzmir’deki Uluslar arası turizm fuarlarına katıldıklarını söyleyen Moğol turizmciler, “Türk dostlarımızı ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız” dediler. Türk turizmcileri kafile başkanı ve TÜRSAB Başkan Danışmanı Sinan Haliç, yaptığı konuşmada “Moğol halkı çok güler yüzlü ve çok misafirperver. Davetiniz için çok teşekkür ederiz. Uzun yıllara dayanan tarihi dostluğumuzu bundan böyle turizm ilişkilerimizde de en üst seviyelere çıkaralım” dedi.

Yemek kültürlerinde et birinci sırada

Moğolistan’da gerek göçebe hayatında gerekse şehir yaşamındaki yemek kültüründe et birinci sırada yer alıyor. Ekmek yerine yağda yapılmış hamurdan yapılan pişi ve değişik mantı çeşitleri yiyorlar. İklim şartlarından dolayı sebze ve meyve bulunmuyor. Ancak son yıllarda Ulan Bator’da açılan restoran ve büyük otellerin restoranlarında batı mutfağına rastlayabilirsiniz. Ulan Bator’da neredeyse her köşe başında kareoke barları var.

Dünyaca ünlü kaşmir Moğolistan’ın en önemli tekstil ürünü. Kaşmirden yapılan birçok giysi ve hediyelik eşyalar turistlerin büyük ilgisini çekiyor. “Barış Caddesi” adını verdikleri bulvar üzerinde dünya markası mağazalar yerini almış. Deri duvar süsleri ve eşyaları, ok setleri, geleneksel kıyafet ve ayakkabılar da kentin her yerindeki hediyelik eşya dükkanlarında var. Neredeyse tüm hediyelik eşyaların üzerinde Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın portresi işlenmiş. Çöl, kar, yeşil doğa düşkünü olanlar için Moğolistan görülmesi gereken bir çoğrafya. Ancak 11 saati uçakta toplam 20 saatlik yolculuğa hazırlıklı olmalısınız.

Bir Cevap Yazın