Vietnam – 4

DSC_8492Bugün karayolu ile Hoi An şehrine geçiyoruz. Yolda klasik görüntüler devam ediyor.

 

Hoi An’a ulaşınca kasabayı gezme heyecanıyla hemen otelimize yerleşip, şehrin sokaklarına dalmak istiyorum ama otelimiz de kasabanın yansımalarını taşıdığından biraz otelde vakit geçirmek gerekti.

Hoi An kasabası, Vietnam’daki ender güzellikteki bir Fransız koloni kasabasıdır. Kasabanın her tarafı nehir kollarıyla çevrilmiş durumda.

DSC_8509Adacıkları olan kasaba Unesco tarafından koruma altına alınmıştır. Unesco tarafından koruma altına alınmış olmasına bağlı olarak da oldukça nostaljik, görülesi ve bana göre yaşanılması gereken bir yer.

Nehir üzerinde gezinti yapmak artık her turistin yapması gereken bir olgu olmakla birlikte, gerçekten de gezmek gerekiyor..

Özellikle yaşlı kadınların kullandığı kayıklarla nehirde gezi yapabiliyorsunuz. Bu gezinin mutlaka yapılması gerektiğinden ben de bir tur atayım dedim. J Bir bölümünde de teyzemle birlikte küreklere asıldık..

Şu bildiğimiz mobilya sanayinde kullanılan Lake, burada bulunmuş, buradan Avrupa’ya ve diğer yerlere taşınmış olduğunu öğreniyorum. Dağ köylerinde Lake’yi dişlerine sürüyorlar. Zira Lake sürülmüş siyah dişlerle köyde dolaşmak sizi itibarlı bir sınıfa koyuyor.

Vietnam, motosiklet ülkesi demiştim. Adalara tekneler ile ağzın kadar doldurulmuş motosikletlerin taşınmasını izlemek gerek…

Kasabanın tam ortasına denk gelen bir alanda pazar kuruluyor. Satıcıların çoğunluğunun kadın olduğu pazarda halk mallarını pazarlıyor.

DSC_8471
DSC_8469
DSC_8415 DSC_8312 DSC_8465 DSC_8454 DSC_8283 DSC_8488 DSC_9402 DSC_8259
DSC_8242









DSC_8153 DSC_8152

DSC_8122
DSC_8115 DSC_8103 DSC_8101 DSC_8098
Pazarda her çeşit deniz ürününü ve aklınıza gelmeyecek yöresel her şeyi görmek mümkün.

Fotoğraf çekmek için o kadar çok malzeme var ki sormayın gitsin. Bazı satıcılar bir dolara sizinle birlikte poz verip fotoğraf çektiriyor. Bazıları ise fotoğrafını çektiğiniz için sizden para isteyebiliyorlar. Biraz para harcadık yani..

 

Hava açık ise akşam güneşi nehir üstünde çok güzel bir kızıllık ve kuşların dönüşüyle birlikte batışına doyum olmuyormuş. Hava biraz puslu olduğundan bu güzelliği tam olarak yaşayamasak da, ne kadar güzel olabileceğini ortaya koyan veriler vardı.. ..

Akşam denizin yükselmesine bağlı olarak nehir yükseliyor ve nehre yakın sokaklar su altında kalıyor. Yemek için oturduğumuz restoranın önünü de su basmıştı ama biz su iyice yükselmeden oradan ayrıldık. Bu nedenle olacak ki nehir kenarındaki dükkan, bar, restoran gibi yerler erken
kapanıyor. Genelde iç taraftaki bu yerler açık oluyor…

Bu sebeple de, kasabanın görülmesi gereken önemli noktalarından birisi olan Japon köprüsüne giden bir sokak tüm renkliliğini size sunuyor. Tamamen ahşaptan yapılmış yaklaşık 20 metrelik gösterişli Japon köprüsünden cuzi de olsa ücret ödeyerek japon mahallesine geçiyorsunuz. Bazen ücret alınmadan geçişler de olabiliyor. Ben ödemedim.
DSC_8095Aksam her yer ışıl ışıl neredeyse her milletten turist var.. Sokaklarda gezerken,parfüm şehrinde göremediğim  bir parfüm dükkanında parfüm üretim ünitesini görünce kayıtlara alındı.

Sabah saat sekizde nehir kenarındaki otelimizden ayrılıp,  havaalanın bulunduğu Datang’a tekrar geri dönüyoruz. Buradaki havaalanı Amerikalıların savaş zamanı kendileri için yaptırdıkları havaalanı. Havaalanında hala Amerikalılardan kalma hangarlar duruyor.

DSC_8195Vietnam hava yollarının ne mavi ne de yeşil olmaya garip renkli uçağıyla Datang’dan  havalandık ve Saigon’a 1 saatte varmamız gerekirken hava trafiğinin yoğunluğuna bağlı olarak önce yarım saat havada döndük daha sonra 30 dakika uzaklıkta ve Kamboçya’ya ait daha sonra zaten ziyaret edeceğimiz  phnom penh havaalanına inmek zorunda kaldık.  Havaalanında uçak içinde bir saati aşan bir bekleyişten sonra tekrar Saigon’a hareket ettik.

Saigon nüfusu yaklaşık 12 milyon. 6 milyon motosiklet var. Şehirde insanlığa katkısı olanların milletlerine bakılmaksızın adları  caddelere verildiğinden Pastör, Sokrates gibi cadde isimlerini görmek mümkün oluyor. Seks turizmi burada da oldukça gelişmiş durumda…

DSC_8309

ABD’nin savaşta yenilgisine bağlı olarak güneyliler ile birleşme ve anlaşma da bu şehirde yapılmış. Savaşta, güneylileri yenen kuzeyliler Saigon’a kadar geldiğinden savunma duvarlarını yıkan tank da savaş müzesine konulmuş.  Bu sebeple de meşhur savaş müzesi de burada bulunuyor.

Savaşa ilişkin her şeyi bu müzede  görebiliyor ve savaşın ne kadar acımasız ve insanlık dışı bir kavram olduğunu görüyorsunuz. Savaşla ilgili o kadar çok fotoğraf varki, o anları doğal olarak yaşıyor ve üzülüyorsunuz. Savaş sonrası insanların  Parçalanmış insan cesetlerinin fotoğraflarını burada yayınlamak istemediğimden yer vermiyorum…

DSC_8134Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken diğer önemli nokta da, ABD nin 1961-1971 yılları arasında kimyasal madde kullanımı sırasında 100 milyon litre toksik madde(portakal gazı) den dolayı Vietnam halkının 2.1- 4.8 milyonun bundan etkilenmiş olmasıdır. Bu görüntülerde gerçekten savaşın acımasız yönünü ortaya koyduğundan fotoğrafların en masum ve bakılabilir olanlarını yayınlıyorum diğerlerini burada yayınlamak istemiyorum. Ama internette portakal gazının insan vücudundaki etkilerini ve özellikle Vietnam’da yaşananları görme olanağınız olduğunda bana hak vereceğinize inanıyorum.

DSC_8142Saigon postanesi çok ünlü ve buraya neredeyse her turist uğrayarak önem verdiği, sevdiği kişilere kartpostal gönderdiğinden her yerde kartpostal satılıyor. Aldığım 10 kart postalla  mesajımı yazıp postaya verdim. Kartpostallar ben ülkeme geldikten birkaç gün sonra adreslerine ulaşmıştı.

Son durak meşhur Ben Tho yerel pazarı..

Tarihsel ve görsel bir şölenle günü tamamlıyoruz. Daha sonra gecelere akış….

 

Bir Cevap Yazın