Vietnam – 3

12Hanoi tren garına geldiğimizde henüz trenimizin kalkış saatine daha vakit olduğundan biraz beklemek zorunda kalsak da, tren garının şehir merkezinde olması nedeniyle hareketli yaşantıyı izlerken zaman su gibi akıp geçti. Trenimizin kalkış saati 19.30 du ve tam vaktinde kalkış yaptı. 1 dakika dahi gecikme olmadı. Turistler ile Vietnam’lıların vagonları ayrı tutulmuş. Bu sebeple bulunduğumuz vagonda Vietnam’lı alınmadı. 700 km sürecek olan tren yolculuğumuz için yataklı kompartımanımıza yerleştik. Böylece Hue şehrine doğru yolculuğumuz başladı. Uzun zamandır tren yolculuğu yapmadığım için 4 yataklı kompartımanımızdaki yolculuğumuz 3
çok keyifli ve rahat geçti. Tertemiz trende günün yorgunluğu nedeniyle biraz da erken uyuyarak geceyi geçirdik. Eski hanedanlık başkenti olan Hue şehrine vardığımızda saat 08.30 olmuştu.

Hue şehrinin geçmişinde 13 tane hanedan olmasına rağmen 7 hanedana ait anıt mezar bulunmaktadır. Hepsini gezme vaktimiz olmadığından biz en büyüğü olan hanedan Tu Duc’a ait olana gittik. Hanedan son 12 yılını mezarında geçirmiş ülkeyi buradan yönetmiş. Düşünebiliyor musunuz, hanedan gömüleceği yerde halka hizmet veriyor, gerçekten 4etkileyici. Anıt mezar öyle ufak bir alanda kurulu değil. Oldukça büyük bir alana yayılmış, içinde göl bile var.  Hanedan sağlığında anıt mezarın içine fil, at gibi hayvan ve insan heykelleri yaptırmış. Tüm heykellerin küçük olması dikkatimi çekti ve nedenini sorduğumda hanedanın kısa boylu olması ve kendinden büyük canlı görmek istememesinden kaynaklandığı bilgisini aldım. Hanedan çocuğu olmadığı içinde bir çok yere çocuk heykelleri yaptırmış. Anıt mezar olsa da bahçede nereye gömüldüğünü kimse bilmiyormuş. Hanedanın emri gereği öldükten sonra kendisini gömenler de öldürülmüş.
5Hue’ye yıllar önce Fransızlar geldiğinde şehri ortadan ikiye ayıran nehrin kenarında ginsengin yaydığı kokudan etkilenince, bu bitkiden parfüm yapmaya başlamışlar. Bu nedenle de şehre parfüm şehri, nehre de parfüm nehri adı verilmiş. Yoksa nehir parfüm akmıyor :) Halen küçük de olsa parfüm üreten küçük işletmeler bulunmaktadır.

Parfüm nehri üzerinde gezi amaçlı genellikle aile bireyleri tarafından işletilen tekneler var. Bunlara binip parfüm nehrinde görsel gezinti yapabiliyorsunuz. Grup olarak bu tekneye bindiğinizde tekne içinde bir çok 6 hediyelik eşyayı da size satma çabası içimde oluyorlar. Sıkı pazarlık yaparsanız, piyasa koşullarından daha ucuza hediyelik küçük eşyalar alabilirsiniz. Bizim teknede baba tekneyi kullanıyor anne ve kız da bu eşyaları satmaya çalışıyordu. İyi pazarlık yapıp ben oldukça fazla Vietnam’a özgü kitap ayracı aldım.

 

Tekne ile bir süre gezi yaptıktan sonra Budistlerin 7 katlı dinî yapısı olan Thien Mu P7agodasına gitmek üzere tekneden indik. Üzerlerinde çepeçevre bir saçak bulunan bu katlar Tanrıların gök katlarını temsil ediyor. Pagodaların din alanındaki önemi Buda’nın kalıntılarının korunduğu yerler olması. Pagodaların asıl kökeni Hintlilerin Stupa adını verdikleri dinî yapılar. Stupalar da kral mezarlarının ve kraldan kalanların güven içinde bulunduğu kutsal yerler. Stupalara Seylan’da Dagoba adı verilirmiş. XVI. yüzyılda Hindistan’a giden Portekizliler burada gördükleri Dagoba’ların adını değişik telâffuz etmişler ve pagoda demişler ve bu ad zamanla yaygınlık kazanmış, olmuş sana Pagoda!

8Pagoda ziyaretimiz sonrasında yasak şehre doğru giderken tütsü imal edilen bir işletmeye de uğramayı ihmal etmedik. Tütsü Vietnam’da neredeyse her yerde her zaman kullanılıyor. Aynı işletmede satışa sunulmuş onlarca yağlı boya tablolara da ayrıca hayran kaldık.
Ve meşhur Yasak Mor şehr e gidiyoruz. Şehrin 2. Dünya savaşında bir çok yeri yıkılmışsa da yeniden restore edilmeye başlanmış. Kralın tahtının bulunduğu binanın sadece çatısı hasar görmüş kalan yerler orijinal..

Burada eski döneme ait kral kıyafeti giyip taht üzerinde fotoğraf 9çektirebiliyorsunuz. Güzel bir anı olması bakımından mutlaka bunu yapın derim. Kendinizi 18 yüzyılda yaşamış hissediyorsunuz..

 

O dönemlerde, Hinduizm üzerindeki baskı kalksın diye halk ayaklanması olmuş. Bu ayaklanma sırasında bir rahip fotoğrafta gördüğünüz  mavi renkli arabanın üstünde kendisini yakmış. Aracın ön kaportasında yanık yer yakın zamana kadar duruyormuş ama süreç içinde çürümeye başlayınca boyamışlar. Şimdi o araç yasak şehirde boyanmış hali ile ziyaretçilere sunuluyor. Yasak şehirde ülkemizde kullanılması tasvip edilmeyen bazı el işaretleri orada daha olumlu anlamda kullanılıyor…

Yasak şehir, mimarisi, kullanılan ağaçların işlenişi, heykeller hepsi tek tek incelenmesi ve hikayelerinin dinlenmesi gereken bir yer. Yasak şehrin içinde bu sebeple de savaş öncesi ve 10sonrasına ait her karışını anlatan video gösterisi yapılan bir alan da bulunuyor.

Derken buradan da ayrılma vakti geliyor, zira daha çok görülecek ve gezilecek yerler var. Bu sebeple de yolculuğumuza devam ediyoruz. Varış noktamız  İzmir’in ilişkiler yarım da kalsa kardeş Vietnam’ın 3. büyük şehri Da Nang.

Yolumuz üstünde Japonya/Vietnam ortak 11yapımı 6300 metrelik tünelden geçerken dikkatimi çeken husus motosikletlerin tünele sokulmayıp, belli sayıya ulaştıktan sonra TIR’a yüklenip tünelin diğer tarafına taşınması oldu.

Yol üzerinde yine enteresan manzaralarla karşılaşıyoruz. Yol üstündeki bir yerleşim yerinde yol kenarında küçük şişelere konulmuş bir sıvının satıldığını görünce durduk ve bunların Akasya yağı olduğunu öğrenince de şaşırdık. Ben, nerdeyse her derde deva olan küçük bir şişe satın aldım. Akasya yağının nasıl üretildiğini de bu arada öğrenmiş olduk. Durduğumuz yerde yolunmuş bir kuş çeşidinin ipe asılı şekilde satışa 12sunulma şeklini fotoğraflamamak içten değildi. Bu kuşlar epey makbulmüş…

Bu arada Vietnamın 4. Büyük şehir olan Da Nang ile ilgili kısa bir bilgi de vermek gerekiyor. ABD  1963 -1975 yılları arası hanedanlığı desteklemiş. Buna karşın, Kuzey Vietnam’da komünist rejim uygulanmış. ABD bu sebeple Kuzey Vietnam’a çıkarma yapamadığından ülkenin güneyinde deniz kenarında olan Da Nang sahillerine çıkartma yapmışlar. ABD çıkartma sırasında, Kuzeyle arada bulunan yüksek dağlar ve sahilin olması nedeniyle bu şehri özellikle seçmiş ve daha çok da cepheden dönen askerlerin dinlenme merkezi olarak kullanmış. 13Da Nang’ta mermercilik oldukça gelişmiş, yol boyu yer alan satış yerlerinde yer alan muazzam heykeller elle yapılıyor. ABD askerleri Da Nang’a geldiğinde halkı fuhuşa zorlamış ve sekse alıştırmışlar. Bu sebeple de bu şehirde seks turizmi gelişmiş! Keza kumarhane işletme izni de bir tek bu şehre mahsus. Buna bağlı sahilde 5 yıldızlı oteller, kumarhaneler, golf sahaları ve bol turist var.

Da Nang’da uğranılması gereken en önemli yer, 1700 lü yıllardan evvel önce Hindu daha sonra Müslüman olan Cham devletine(kültürüne) ait müze. Müzenin hemen karşısındaki nehrin 14üzerindeki köprünün mimarisi de gerçekten bu ülkeye özgü, neden mi Ejderha şeklinde yapılmış çünkü…

Ülkenin en iyi müzelerinden birisi olan Cham (Çam diye okunuyor)  kültürüne ait bu müzedeki heykellerin çoğu çok iyi korunmuş durumda. Çam’lar bu bölgede yaşamış Hindular ama Endonezya’dan Müslüman halk gelince birbirlerinin inanışından, yaşantısından etkilenip ortak yaşamaya başlamışlar. O kadar ortak yaşamışlar ve birbirlerinden etkilenmişler ki, buradaki Müslümanlar da Şiva’nın( Hinduizm de tanrı) penisini temsil eden Lingam’ı kabul edip kültürlerine sokmuşlardır. Ancak, 1700 lu yıllarda Fransızlar Vietnam’a geldiklerinde de ülkedeki Çam’lar bu bölgeye sürülmüş ve daha sonra da bir çok ülkede de yer almış olan bu kültür tamamen yok olmuş.

Müze gezisi sonrası orta Vietnam’ın ın küçük ama Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan ve beni en çok etkileyen Hoi An kasabasına doğru yola çıkıyoruz…

15 16 16- 17 18 19 20 21 22

 

 

 

Bir Cevap Yazın