Şairlere İlham Veren Kadın: Tomris Uyar

Şair olmayıp da Türkiye’nin en önemli 4 şairinin en güzel dizelerine ilham kaynağı olan bir kadın O. Tomris Uyar; edebiyata düşkün bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Öykü yazarı ve çevirmen olarak hayatımıza giren Tomris Uyar’ın, bir çok dergide deneme, eleştiri ve kitap tanıtım yazıları yayımlandı. İşte edebiyatımızın en önemli kadın figürlerinden biri olan Tomris Uyar’a aşık şairlerimiz ve hikayeleri…

1- Ülkü Tamer – Tomris Uyar

ülkü tamer

Tomris Uyar ve Ülkü Tamer’in aşkı ikilinin tanıştıkları kolej yıllarına dayanır. Şair ve gazeteci Ülkü Tamer ve Tomris Uyar kısa sürede evlenirler. İkilinin belki de çok farklı şekillerde sonuçlanacak ya da daha uzun yıllar devam edebilecek olan evliliği hazin bir son ile noktalanır. Tomris Uyar ve Ülkü Tamer’in Ekin isminde bir kızları olur. Bebekleri henüz birkaç aylıkken sütten boğulur. Bu büyük kayıp ikilinin ayrılığı ile sonuçlanır.

2- Cemal Süreya – Tomris Uyar

cemal-süreya-9-ocak-2015-660x330

Tomris Uyar ve Cemal Süreya ikisinin de evli olduğu bir dönemde tanışırlar. İkisinin de eşlerinden birbiri için boşandığı söylenir. Uyar, Cemal Süreya ile olan ilişkisi sorulduğunda, şöyle demiş: “Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. ‘Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim; benim ağzımdan kimse duymayacak’ dedi ve doğrusu hiç yazmadı.” 

Bu, sır gibi ilişkinin başlangıç hikâyesini ise Cemal Süreya’nın şu sözlerinden dinliyoruz: “Kendisini tanıdığımda ben evliydim, o da evliydi. Ankara’da tanıştık, Sanatseverler Derneği’nde -hiç unutmuyorum-… O, bana herhalde bir arkadaşıyla, yani Ülkü Tamer’le evli ve edebiyata düşkün genç bir kız olarak ilgi gösterdi ama çok sıradan bir ilgi gösterdi. Ben de onun, sandığımdan çok daha -nasıl söylesem- daha derin demeyeyim de, daha keşfedilmeye değer bir insan olduğunu düşündüm.”

İkili eşlerinden ayrılıp aynı evde yaşamaya başlar, aşkları Türk edebiyatının en ses getiren ve de en verimli aşklarından biri olarak tanımlanır. İlişkileriyle ilgili şu hikaye çok konuşulmuştur: “Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘biraz gez dolaş arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…” Üç yılın sonunda tükendi Cemal Süreya ile Tomris’in aşkı ve güzel bir dostluk kaldı geriye…

3- Turgut Uyar – Tomris Uyar

turgut-uyar_179090

1962 senesinde Tomris Uyar, Cemal Süreya’dan ayrılmış, Turgut Uyar da karısından. İlk kez o yıl tanışmışlar ancak 1966 yılında başlamış birliktelikleri…

Tomris Uyar, Turgut Uyar ile tanışmalarını şöyle anlatır: “1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu.”

Yine Tomris Uyar, Turgut Uyar ile olan ilişkileri ile ilgili; “Bir ara ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan da öte bir şeydim, bir parçası gibiydim. Ve kendimi bir parçası gibi hissettiğim için de sıkılıyordum tabii…” demiştir.  “Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”

4- Edip Cansever – Tomris Uyar

edip.

Turgut Uyar’ın en yakın dostu olan Edip Cansever, Tomris Uyar’a büyük hayranlık duyuyordu… Edebiyat dünyasının yakinen bildiği ancak üzerine çok da konuşulmayan gizli bir hayranlıktı Edip Cansever’inki.  Tomris Uyar ise Edip Cansever’e duyduğu dostluk hissini şöyle ifade eder; “Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

Tomris Uyar; Turgut Uyar ve Edip Cansever arasındaki ilişkiyi şöyle anlatır: “Turgut Uyar’ın başından itibaren çok fazla dostu yoktu. Çok içine kapanık diyemeyeceğim ama sonuna kadar dost olduğu için, belki yaşamı boyunca en önemli dostu Edip Cansever olmuştur diyebilirim. Onun istediği dozda bir dostluk olarak. Sanıyorum Edip için de öyle. Yani hem şiir konuşulabilen hem patlıcan salatası tarif edilebilen; hem bir yerde oturup keyifle garsonlarla konuşulabilen -garsonlarla, halktan insanlarla konuşmayı ikisi de çok severdi- böyle entelektüel ortamlardan uzakta olmayı, bir deniz kıyısında oturmayı filan yeğleyen kişilerdi ikisi de. O yüzden demek ki zevkleri, yaşama anlayışları bir noktada birleşiyordu.”

Tomris Uyar ölümünden kısa bir süre önce, Edip Cansever’in kendisini daha çok etkilediğini söyleyecektir ama eleştirmen tavrından vazgeçmeyerek: “Daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. Tekrarı seven bir şair…” olarak tanımlayacaktır onu.

 

 

Bir Cevap Yazın