DOĞAL TÜRK SABUNLARINDAN MÜZE KURDU

img4521Sabun Profesörü Cumali Bora, “İddialıyız bir gün dünya markası olacağız”

Astım rahatsızlığının tedavisi için Almanya’dan 20 yıl önce Alanya’ya yerleşen Cumali Bora, incelemeye başladığı bitkilerden 22 çeşit doğal sabunlar ve vücut bakım aromaları üretti. Türkiye’de sabun müzesi kuran ilk kişi unvanına sahip olan Cumali Bora, ürünlerini dünyaya duyurmak için 2016 Nisan ayında yapılacak EXPO 2016 Antalya fuarını bekliyor.

45 yaşındaki Cumali Bora’nın başarılarını, Londra’da 20 yıldır gazetecilik yapan arkadaşım Aynur Özgür Tattersall’den duydum. Çevre dostu olması ve ürettiği doğal sabunlarla Türkiye’nin adını Avrupa’da duyurması soluğu Alanya’da almamı sağladı. Yabancı turistlerin sabun profesörü adını koyduğu Cumali Bora’nın sabun mağazası ve sabun müzesini kim görse iddia ediyorum mest olur. O kadar dolu bir insan ki sabunun tarihçesine kadar indi. Yüzyıllarca temizliğin ana kalemlerinden birisi, oda kokusu, evlerimizin, banyolarımızın, hamam sefalarımızın vazgeçilmezi, cildimizin dostu olan sabun, mucizevi bir temizlik maddesi olarak önerilebilir. Cumali Bora’ya sorduk o da anlattı.

img4539Nasıl başladı bu serüven?

“Ben astım hastasıyım. Çocukken tatillerde rahmetli annem beni ilaçsız tedavi için Alanya Damlataş mağarasına getirirdi. Annemin vefatından sonra vasiyeti üzerine Alanya’ya yerleştim. Turizm sektöründe çalışmak istedim ama satılan ürünlerdeki sentetik maddeler, boyalar, kokular hastalığımı körükleyen şeylerdi ve ben bir arayış içine girdim. O günlerde Alman bir arkadaşım doğal ürünler üzerine çalışmam tavsiyesinde bulundu ve şimdi bu noktadayım. Sevdiğim işi yapıyorum; hem bedenen hem ruhen mutluyum.

img4537Ciddi araştırmalar yaptığınız anlaşılıyor

 

Yabancı kaynaklardan ülkemizdeki doğal bitkileri araştırdım. Zamanla Türkiye’yi dolaşmaya başladım. Doğal sabun pişirme yöntemlerini öğrendim. Marsilya yöntemiyle sabun pişiriyorum. Bunu Nizipte’de yapıyorlar ama biz kendi stilimizi oluşturduk. Aroma terapi sabunları yapıyoruz. Yani insan banyodayken hem ruhunu hem cildini rahatlatıyor. Sabunlarımız kimyasal içermiyor. Bugün markette ya da hediyelik eşya satan dükkânlar da doğal sabun görmek mümkün. Piyasada o kadar doğal ürün satılıyor ki marketlerde gösterişle birçok sabunun kadavradan yapıldığını biliyoruz. Bunu da en çok domuz yan ürünlerinden yapıyorlar. Marketlerden kimyasal gül suyu alıp kullanıyoruz. Almanlar bizlere 100 yıl önce kolonyayı verdi ama kendi ülkelerinde kullanmıyorlar. Size şu kadar söyleyeyim.

img4533Gördüğünüz her şeye aldanmayın. Ben dağlarda bitkileri kendim topluyorum. Toplarken bitkiye selam veriyorum. Doğallığı sadece satış stratejisi olarak kullanmıyoruz. Allah ne verdiyse insanlara ona ulaştırmaya çalışıyoruz.

Gazetecilik hayatımda ilk kez bu kadar çok çeşit doğal sabun gördüm?

Sabunlarımızda 22 çeşit bitki ve meyve aroması bulunuyor. Aroma, bitkilerin ruhunu temsil ediyor ve onlardaki frekansları sabunda birleştirip insan ruhuna dokunuyor. Tıpkı bestekarların notaları insan ruhuna dokunacak şekilde kullanılması gibi bende aromayı frekansları kullanıyorum. Nasıl ki Vivaldi bizleri ormanlarda, kırlarda gezdiriyor, bu sabunlarda yaylaları ,ormanları banyolara taşıyor. Banyo kendimizle baş başa kaldığımız, işten, internetten, şehir stresinden sıyrıldığımız yer. Hem fiziki hem de ruhsal arınma için en ideal mekan. Bu sanatın sadece görünen yüzünü temizlik ve güzellik. Asıl etkisi ruh temizliğidir.

img4521Etraftaki mekanlardan farklı bir mağazanız var. Bu fikrin çıkış noktası nedir?

Maalesef toplum olarak kıymetsizleştirdiğimiz sabun aslında insan hayatının vazgeçilmez unsurlarından, temizliğin en eski araçlarından biridir. Sabun sadece bir temizlik malzemesi değil aynı zamanda bir kültürdür. Biz bu kültürün unutulduğu zihinlere geri dönmesi ve yeniden insanoğlunun yaşamında hak ettiği yeri alması için görenlerin fark edeceği bir mekan inşa ettik. Mütevazı bir müze kurduk. Ecdadın kullandığı mimari tarzı referans aldık ki tarihimiz, kültürümüz de hatıra gelsin.

Turistik şehirlerde alışılagelmişin dışında bir satış tekniğiniz var. Müşteriyi satın almaya zorlamadan, hediyeler vererek yapıyorsunuz.

img4517Çünkü bu turistler şehrimize bu kültüre hatta ürünlerimize yabancı. Kapımıza kadar gelmiş bu insanlara mağazamızda misafirperverlik göstermek, ülkemizi, insanımızı iyi temsil etmek para kazanmaktan çok daha önemlidir. Hem doğru iletişimin neticesi uzun yıllara yayılan alışverişler demek. Yirmi yıllık dostlarımız var bu alışverişlerde. Bu dostluk, Green Body’i bir sağlıklı yaşam okuluna da çevirdi hepimiz için. Bazen öğretmen oluyoruz paylaşıyoruz bildiklerimizi bazen onlardan öğreniyoruz. Tüm müşterilerime soruyorum “Sabun 5000 yıldır insanoğluyla beraber peki sizin şampuanlarınız kaç yaşında?” Herkes birden sorgulamaya başlıyor kendini. Kimyasal içerikli ürünleri kullanmamak, hem kendimizi hem dünyamızı zehirlememek, hatta doğal kaynaklarımızı israf etmemek gerekir. Araştırmalar şampuanla yıkanan bir çay bardağının tam olarak arınabilmesi için 15 lt. su kullanılması gerektiğini ortaya koyuyor. Sabun kullanılınca bu rakam sadece 150 cc. Vücudumuzu mukayese edersek ne denli büyük bir israf var kolayca anlarız. Ayrıca cildimiz gözenekli ve geçirgen bir yapıdır dolayısıyla tam temizlemek çok zordur. Temizleyemediğimiz kimyasallarsa maalesef bize zehir oluyor”

Yani hedefiniz Türk sabunu dünya markası yapmak mı?

Avrupa Birliği ülkelerinden daha çok şifalı bitkiye sahip Türkiye’de üretilen sabunlarımızın dünya markası olması gerekir. Bu konuda iddialıyım. Sabunun temizlik maddesi üretmek dışında sanatsal bir faaliyet olduğunu savunuyorum.Sanat güzeli arayan göz, kulak, akıl ve ruha aradığını vermeye çalışmak değil midir? Bir kelime, çizgi, renk ya da notayla insanın bam teline dokunmak. Geçmişle geleceği insanla doğayı kadınla erkeği estetik bir şekilde birbirine bağlamak değil midir? Antalya’da 2016 yılı nisan ayında yapılacak EXPO fuarında mamullerimizi dünyaya duyuracağız. Çok iddialıyız. Greenbody (www.greenbody.com.tr) sabun müzesini gezenlerin mest olacağını iddia ediyorum.

Bir Cevap Yazın