“Bi Baba Hindi”yi, Ercan ile Sercan anlatsın…

Bi Baba Hindi5Herkes onu “Bi Baba H i n d i Mustafa” diye bilir…
Yaşayan en büyük Karşıyakalıdır… Ne yalıda apartmanı vardır, ne bankada mevduatı, ne de medya şöhretlisidir…
Ne de, göbeği şişko şovcu heriflerin masalarında çöplenmek için arsızca boy gösterir…
O, kaldırımların, çarşının, tribünlerin, yürüyüşlerin ve sonsuz mücadelenin gönüllü “Bi Baba Hindisi”dir…
Hep yayan ve hep militan…
Yüreğinde yalnızca Karşıyaka sevgisi vardır. Başka sevgilisi yoktur, ne şiir olarak, ne de et ve ten olarak…
Bi Baba Hindi4O, romantizmin ilahıdır..
Karşıyaka’ya tapar…
“Bi Baba Hindi…” diye narayı atınca, tribünler ve kaldırımlar inler…
Bi Baba Hindi… Bi Baba Hindi…
Alkış… Ve alkış…
Bazen Aydın İblikçi’nin meyhanesine giderim… Karşıyaka Ortaokulu’ndan gelip bir kıvrım yaparak sahile çıkan dar ve karanlık sokağın tam ortasında Karşıyakalılar Derneği vardır, hem de meyhanedir. Aydın,50 yıl önceden, bizim mahallenin, Kayısılı Bahçe’nin çocuğudur; abisi Beso ve Apo’yu da iyi hatırlarım.
Bizim mahallede Aydın’lar, rahmetli Erol Baş’ların ailesi yıllarca birlikte oturduk.
Bi Baba Hindi3Aydın elimizde büyüdü, kibar çocuktur.
Meyhaneye girince, yalnız otururum veya Ahmet Diker ve Ömer Fitöz’le takılırım. Masama oturduktan birkaç saniye sonra mekanın arka tarafındaki önü perdeli çok karanlık bir masadan, “Bi Baba Hindi… BiBaba Hindi” diye bizim Mıstık’ın bağırışı patlar..
Yerinden koca gövdesini güçlükle kaldırır ve yalpalayarak bana doğru koşar, bana sarılır, ben de ona sarılırım. Öperim..
O da elimi öper… Karşıyaka Tarihini ilk yazan kişi olarak beni ölesiye sever…
Ben de onu…
Bi Baba Hindi1Sonra, efendice masasına geri döner, ucuz şarabını ağzına boca eder… Geçende elinde Deniz Gezginci’nin “Buçuklu Semtin Hergele Çocukları” isimli son kitabını okur gibi yaparken gördüm onu… Fotoğrafını çektim. Allahtan kitabı ters tutmuyordu… He he he…
Aydın kardeşim, her akşam, Bi Baba Hindi’yi mekanın arkasında bir masada konuk eder ve onu doyurur… Allah, Aydın’dan razı olsun…
Böylece Bi Baba Hindi,kafa kıyak, o akşam mesut ve mutlu evine döner..
Yolda yine bağırır…
Bi Baba Hindi!…Bi Baba Hindi!…
Ben de buradan Çeşme’den ona sesleniyorum…
Bi Baba Hindi!..
Yaşa sen Mıstık…
Kaldırımların kralı…
Tribünlerin padişahı
En büyük Karşıyakalı…

Bi Baba HindiBABA OĞUL ERDOĞAN’LAR…
Baba oğul Erdoğan’lar, KSK’nin en ateşli taraftarlarındandırlar.
Alaybeyli Baba Ercan, oğlu Sercan’ı minik bir yaştan iti baren maçlara götürmüş ve sıkı bir taraftar yapmıştır.

Baba oğul hala tüm maçlara, deplasmanlara birlikte giderler, yaz kış, sabah akşam yeşil kırmızı elbiseler, eşofmanlar ve ceketlerle yollarda caddelerde boy gösterirler. Vallahi ben gözümle gördüm. Yeşil kırmızı formalarla yan yana Alaçatı sokaklarında dolaşırlarken, yanlarından geçen motosikletli Karşıyakalılar bunlara korna çalıyorlardı. Yanlarındaydım. Az önce Köşe Kahve’de çay içmiştik. Turgutlu kökenli evin anası İş Bankası emeklisi Hediye Hanım da yanımızdaydı. Baba Ercan Erdoğan, Çiğli Hava Üssü’nden emeklidir, eşi de İş Bankasından. Biricik kibar ve centilmen oğulları Sercan ise İş Bankası Güvenlik görevlisidir.

Baba oğul, bizim “Bi aba Hindi”nin aşığıdır. Mıstık’ın nice hikayelerini saatlerce anlatırlar. Onlara göre, en büyük Karşıyakalı, Bi Baba Hindi’dir.

Alın size bir anıları:

“- Bir gün Karşıyaka’da “Bi Baba Hindi öldü” diye bir şayia dolaştı. Çarşıdan vurdu yüreklere, Alaybey’den çıktı, Bostanlı’ya uzandı, Nergis’te patladı.

Herkes müthiş üzüldü… Bir kargaşa başladı ki, Devlet Başkanı ölse millet bu kadar üzülmezdi.

Bir ara biri, “Yav ben onu az önce öte sokakta gördüm, bira içiyordu” dedi.

Öteki biri, “Yok yav, Bi Baba Hindi az önce vapura bindi” dedi.

Diğeri, “Ulen Aydın’ın meyhanede içiyo, şu anda” diye ekledi.

Demek ki Bi baba Hindi ölmüş, ama bir çok hayaleti Karşıyaka’yı basmıştı.

Biz baba oğul, haydi gidelim evine bir bakalım dedik.

Doğru Bi Baba Hindi’nin külüstür evine… Kapıyı çaldık.

Açan olmadı.

Kapıya yüklendik, kapı cart diye açıldı. Girdik içeri… Bir baktık Bi Baba Hindi yatağında horul horul uyuyor. Sızmış kalmış.

Üç gündür zom imiş… Uyandırdık keratayı. Sarıldık ona, öptük, kokladık.

İyi ki yaşıyor diye bağırdık.

Beldeye haberi yaydık… Herkes sevindi.

Ama evin içi, içler asıydı. Hep birlikte bir kaç arkadaş evi temizledik, kocaman çöp deryasını attık. Sağdan soldan yemek göndermeler başladı. Haber saldık hemen Belediye meclis üyesi ve KARSAV Başkanı Ahmet Diker’e, Belediye evi içini dışını dezenfekte etti, temizledi. Boya badana yaptı.

Bizimki baş köşeye kuruldu. Sonra etrafına bakınmaya başladı.

Bi Baba Hindi, bir baktı ki, pırıl pırıl olmuş evi… Bastı narayı:

“- Bi Baba Hindi… Kaf Kaf Kaf… Sin Sin Sin… Kaf Sin, Kaf Sin…Kaffff…

Mıstık haykırıp böyle bağırınca camlar zangırdamaya, sokaktaki tüm köpekler havlamaya, kediler miyavlamaya, kuşlar gakgaklamaya başladı.

Bi Baba Hindi, sen çok yaşa… E mi?…”

Bir Cevap Yazın