Başarılı iş kadını Figen Baz

mehmet-ve-figen-baz“Başarı, sevdiğiniz işi en iyi şekilde yapmaktır”

Okuyucularımızın sizi yakından tanıması için Figen Baz kimdir? Bize kendinizden biraz bahseder misiniz? Bir gününüz nasıl geçiyor?

Ben her şeyden önce bir anneyim, iki oğlum var. Büyük oğlum İngiltere’de Nottingham Üniversitesi’nde İşletme mastırı yaptı geldi, şu anda bizimle birlikte çalışıyor. Küçük oğlum Ekonomi Üniversitesi Hukuk fakültesinde okuyor, seneye avukat olacak. İkinci olarak bir iş kadınıyım, Ekol Hastanesi’ni eşimle birlikte kurduk. Daha sonra Ekol Göz Hastanesi ve Duymer işitme cihazlarını kurduk. Şu anda biz bir aile şirketi olarak çalışıyoruz.

Güne saat 6.30’da başlıyoruz, eşimle birlikte sahilde yürüyüş yapıyoruz. Ben genellikle evde koşu bandıyla devam ediyorum. Sabahları kahvaltıyı evde ailecek yapmayı tercih ediyoruz. Evden çıkmadan önce bütün gazeteleri incelerim sonra evden 8.00 gibi çıkar eşimle birlikte işe giderim. Akşam eve dönüşümüz 21.30 civarını bulur. 600’e yakın çalışanımız ve 7-8 tane sağlık şirketimiz var. Bütün grup ile ilgilendiğimiz için çıkışımız 21.30’a kalıyor. Eve geldiğimizde de yatmamız aşağı yukarı gece 1.00’i buluyor. Genellikle evde ya arşivimizden film izler ya da kitap okurum. Bizim eşimle birlikte herhangi bir gece hayatımız yok. En çok sevdiğimiz şey evde ailemizle ve sevdiklerimizle kahvaltı yapmak ya da akşam yemeği yemek. Evde yaptığım yemekler için, eve gelen sevdiklerime yaptığım yemeği beğenmek zorundasınız içine sevgimi katarak yaptım diyorum. Bu aralar balık ve sebze ağırlıklı yemekler yapıyorum.

Yeni yemekler keşfetmeyi seviyorum.

Biz Ekol Hastanesi’ni yakından tanıyoruz. Ama Ekol Kulak Burun Boğaz Hastanesi’nin kurulmasına nasıl karar verdiniz, biraz bahseder misiniz?

Eşim Kulak Burun Boğaz Uzmanıdır. Onun öğrenciliğinden beri hayali bir KBB hastanesi kurmaktı. Bizde şartlar müsait olunca böyle bir girişime birlikte karar verdik. Ve bunda da çok başarılı olduğumuza inanıyorum. Şu anda Ekol Kulak Burun Boğaz Hastanesi’nde 20 Uzman doktor yer alıyor. Bunun 7’si Profesör, 2’si Doçent dünyanın hiçbir yerinde böyle bir Kulak Burun Boğaz Hastanesi yok. Türkiye’de de tek Kulak Burun Boğaz Hastanesiyiz. Birkaç tane Tıp merkezi var ama Kulak Burun Boğaz Hastanesi olarak biz tekiz. İlk önce bu bölgede ihtiyaca hitap etmek amacıyla tesisleri kurduk. Fakat daha sonra tüm Türkiye genelinde bunun bir ihtiyaç olduğunu yaşayarak şahit olduk. Türkiye genelinden bize hastalar geliyor, işimizin en iyisini yaptığımızı düşünüyoruz.

Daha sonra Göz Hastanesini kurduk. Göz de de en iyi referans hastanelerinden biriyiz. Göz Hastanemizde de şu anda 10 Göz uzmanı çalışıyor, bunun da 3 tanesi Profesör. Ve yatırımlarımız genelde sağlık üzerine devam ediyor. Bu arada Duymer işitme cihazları şirketimiz var. Danimarka malı Interton işitme cihazlarının Türkiye tek yetkili distribütörüyüz. Türkiye genelinde bayimiz ve 12 tane kendimize ait şubemiz bulunuyor. En iyi şekilde ailecek bu firmaları yürütmeye çalışıyoruz.

figen-baz1Eşiniz Mehmet Baz ile hem iş ortağı hem de hayat ortağı olmak nasıl bir duygu? Siz eve iş getirenlerden misiniz?

Eşimin Kulak Burun Boğaz Uzmanı olması işlerimizi kolaylaştırıyor. Tabi iş yerinde bir paylaşım içerisindeyiz. Ben genelde finans ve muhasebe işlerine, eşim insan kaynakları ve hekim kadrosuyla ilgileniyor. Ama artık kurumsal bir firma olduk, her birimin kendi başında bir yöneticisi var. Biz sadece bunların organizasyonlarını takip ediyoruz. Tabi ki hayat arkadaşı olmamızın avantajı var. Bir çok konuya evde kahve içerken de karar verebiliyoruz. Evde genelde iş konuşmamaya çalışıyoruz ama bundan kaçınmak pek mümkün olmuyor. Zaman zaman iş konuşmaları da evde oluyor. Eve iş getirmemeye çalışıyorum. Evde çocuklarıma zaman ayırmaya çalışıyorum. Bu arada birde büyük oğlum evlat sahibi oldu, ben de babaanne oldum. Bu da bizim zamanımızı fazlasıyla alıyor, bu da çok özel ve güzel bir duygu.

İzmir kültür sanat hayatına Ekol Sanat Galerisi’ni hediye ettiniz. Sanata bakış açınız nasıldır?

Sanat dünyada yaşadığımız sertlikleri kavgaları yumuşatan, insanların birbirleriyle çekişmesini engelleyen ve hayata daha yumuşak bakış açısıyla bakmamızı sağlayan bir olgu. Biz daha öncede eşimle birlikte iyi bir koleksiyonerdik. Zaman zaman birbirimize özel günlerde resimler hediye ederdik.

Tabi hastanenin de açılmasıyla birlikte hastalarımıza değişik bir bakış açısı sunmak istedik. Onların sıkıntılarını ve üzüntülerini bir nebzede olsa hafifletmek istedik. O nedenle hastanemizin yanına Ekol Sanat Galerisi’ni kurduk. Bir de İzmir’de bizim anladığımızanlamda bir sanat galerisi yoktu, biz bu anlamda bir boşluğu giderdiğimizi düşünüyorum. Bizden sonra da İzmir’de iş adamları sanat galerisi açmaya başladı. Bu da bizi sevindiriyor.

Aslında İzmir’de Ekol Sanat Galerisi’nin amacı; batıda olduğu gibi herkesin evinde bir sanatçıya ait bir eserin olması ve insanların hayata dair bakış açılarının yumuşatılması. Aslında İzmir’de müzeler olmalı. Müzeye giden bir çocuk insan beyninin neler yapabileceğini ve kendisine olan güvenini keşfediyor. Batı ülkelerinde her yer müze dolu. Tüm kasabalarında en az bir müzeleri var. Ben şuna inanıyorum ki; insanlar sanata önem verirlerse, hayata daha yumuşak bakarlarsa, Türkiye’de kadın cinayetleri, terör ve insanların birbiriyle olan olumsuz ilişkilerinin sona ereceğini düşünüyorum.

Yıllar önce kurduğunuz hayaller içinde Ekol var mıydı? Hala gerçekleştirmediğiniz hangi hayalleriniz var?

Yıllar önce kurduğumuz hayallerin içinde bir Kulak Burun Boğaz Hastanesi kurmak vardı, bunu da en iyi şekilde yaptığımızı düşünüyoruz. Hatta hayallerimizin ötesinde bir hastane gerçekleştirdik. Şu anda henüz gerçekleştiremediğimiz ama adım adım ilerlediğimiz bir hayalimiz var, o da üniversite kurmak. Üniversite kurmak için de Seyrek yolu üzerinde 36 dönüm bir arsa aldık. Burayı üniversite yapmayı planlıyoruz. Şu anda mecliste olduğunu bildiğimiz bir kanun tasarısı var, vakıf olmadan da şirketler de üniversite açabilecek. Bu kanun tasarısının yasalaşmasını bekliyoruz. Bu olduğu takdirde hayallerimizin gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Kuracağımız üniversite de Türkiye’ye örnek olacak buna inanıyoruz.

Örnek bir iş kadını kimliğiniz yanında eşiniz ile birlikte beraber yürüttüğünüz örnek bir aile yaşantısı var. Bu dengeyi kurmanın püf noktaları nelerdir?

Bu her iki tarafın ekonomik bağımsızlığının olması, her iki tarafın birbirine saygı sınırları içersinde davranması ve çocuklarınızla eşinizle hayatı bütün olarak düşünmeniz. Bu bütünlük içinde sorumlulukla her adımınızı atmanız gerekiyor. Biz birbirimizle olmayı, birbirimizle çalışmayı seviyoruz. Aynı zamanda birbirimizin kıymetini biliyoruz. İnsanlar birbirlerinin kıymetini bildiği sürece evlilikler, iş ortaklıkları, hayat ortaklıkları iyi bir yolda ilerler.

Türkiye’de kadın olmak zor mudur? İş hayatında kadın olmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Batıda yani İzmir ve İstanbul çevresinde kadın olmak farklı bir olgu değil. Yani insan olmak, belirli işler yapmak ve düzgün güvenilir dürüst olmak insana başarıyı getirecek olan noktalar. Bu nedenle batıda kadın olmanın çok zor olduğunu düşünmüyorum. Olaya insan olmak açısından bakıyorum.

Güneydoğu, Doğu ve İç Anadolu’da kadın olmanın, oradaki sosyal çevre ve ortaçağa dayalı gelenekler açısından zorluklar oluşturulduğunun farkındayız. İnşallah kültür, eğitim, ekonomi gibi konularda Türkiye’nin dönüşmesiyle bu konularda rahatlayacak. Kadın cinayetleri, kadınların ezilmesi hususları zamanla ortadan kalkacaktır. Kadınlar iş hayatında, sosyal yaşamla iç içe olduğu zaman, Türkiye’nin çok daha yaşanılır bir ülke olacağını düşünüyorum.

Başarı sizce nedir? Başarıya giden yolda neler yapmak ya da yapmamak gerekiyor? Tavsiyeleriniz nelerdir?

Başarı sevdiğiniz işi en iyi şekilde yapmaktır. Benim sevdiğim bir işim var, biz iş hayatında çok yol katettik. Burada sevdiğiniz bir işi en iyi şekilde yapmak önemli, bence başarı bu. Belli bir konuya odaklanmanız lazım.

Biz sağlık işine odaklı çalışıyoruz ve bunu da en iyi şekilde yaptığımızı düşünüyoruz. Tavsiyelerime gelince; insanlar iş hayatında aceleci olmamalı, kolay kazanmayı düşünmemeli, bunun bir süreç olduğunu ve her şeyin çalışarak zamanla olduğunu, her gün bir önceki günün üzerine bir şeyler katarak ilerlediğinizi bilmeniz gerekir. Bir de meraklı olmanız lazım. Bilgi açlığınız, öğrenme açlığınız hiç doymamalı. Okumalı, yenilenmeli ve insanlarla iyi diyaloglar kurmalısınız. Benim çocuklarıma tavsiyem de bu oluyor.

Gelecek planlarınız içinde “Ekol” nerede duruyor? İzmir dışında yapmayı düşündüğünüz projeleriniz var mı?

Ekol bizim yaptığımız işlerin en ortasındadır. Bizim amiral gemimiz Ekol hastaneleridir. Bunun dışında üniversite açmayı düşünüyoruz, tabii bu da İzmir’de. İzmir dışında bir iş yapmayı düşünmüyoruz. Fakat Amsterdam, Berlin ve Kopenhag’da hastanemizin yurtdışı ofislerini açtık. Oralardan da bir çok yabancı hasta, bize tedavi olmaya geliyor. Biz İzmirliyiz, İzmir’de yaşıyoruz ve İzmir dışında herhangi bir iş yapmayı düşünmüyoruz. Ama İzmir’de yaptığımız işlerinde en iyi olmasına dikkat ediyoruz.

Bir Cevap Yazın