Hiç istemesen de…

Bir başkadır yaz mevsimi, özeldir. Hemen hemen herkesin bir an önce gelsin diye beklediği bir mevsimdir. Diğer mevsimlerden farklı olarak sadece güneşin olduğu, havaların insanları bunaltırcasına yakıcı olduğu bir mevsim değildir yalnızca.

Yaz aynı zamanda aşkın mevsimidir. Hoş aşk sadece yazın değil dört mevsimde de yaşanan bir duygu yoğunluğu olmasına rağmen yaz mevsimin ayrı bir havası vardır.

Ayrıca bütün bir yıl boyunca tüm yorgunluğunu ister tek başına ister sevgilinle, eşinle ya da ailenle olsun bu mevsimde atarsın. Bu mevsimde kızarmış ıstakoz gibi ateş gibi olur, yanarsın. Kalbin pır pır olur, engelleyemezsin. Kıştan kalmış yorgun ve sönük yüzün bu mevsimde canlanır. Balık ve rokanın dayanılmaz lezzetine varırsın. Kırılmış deniz kabuklarını toplar, hatıra diye saklarsın.

Çakıl taşlarıyla oyunlar oynar, yolunu kaybettiğinde cebinden çıkarır oyunlar oynarsın. Aşkın ne demek olduğunu daha derinden yaşar, anlarsın. Akşam vakti bir sahilde taşın üstüne oturmuş yıldızları sayar, kaç kere kaymış sayarsın sevgiliyle birlikte. El ele sahilde dolaşır, mutlu olursun. Yakamoz dibinde yanında getirdiğin gitarınla veya eline aldığın herhangi bir gitarla aşkı besteler, söyler, çalarsın. Hiç bilmediğin yerlerde tanımadığın insanlarla dost olursun.

Dostlarını etrafına toplar uzun uzadıya sohbetler eder, kahkalar atarsın. Bilinmedik mekanlara keşfe çıkarsın. Sabah uyandığında dalga sesleri ve yosun kokusu sana “günaydın” der. Çocukluğuna döner, kumdan kaleler yapar, dalgaların götüreceğine bile bile yapmaya devam edersin. Aynı zamanda kendini barlara atar, müziğin ve dansın coşkusuna kapılırsın.

Tüm bunlar yaşanmakla birlikte ayrılıkların da mevsimidir yaz. Sonbahar kapıyı çalmaya başlamış “ben geliyorum “demeye başladığı zamanlarda hüzün kaplar içini. Çoşku yerini durgunluğa bırakır. Ağlarsın. gözlerinden akan damlalara engel olamaz, akıtacak yer ararsın. Bu durumda deniz imdadına yetişir. Dostun olur. Giden sevgiliyi ona anlatır, içini dökersin. Dostlarınla yaptığın sohbetler yerini sessizliğe bırakır. Sevgiliyle oturduğun açık hava barlarında artık yalnız takılır, gitarınla hüznü, hasreti çalar, besteler, söylersin. Akşam vakti bir taşın üstünde yalnız başına içer, düşüncelere dalarsın. Sabah uyandığında başucunda sadece okuduğun kitabın kalır.

Son olarak, koca bir yazı arkada bırakır, bavulunu da yanına alarak sıkıcı şehrine geri dönersin. Hiç istemesen de…

Bir Cevap Yazın