DUVAR RESİMLERİNİN BÜYÜK USTASI İSMET XBİLEN “GÖNLÜM HEP İZMİR’DE”

İSMET XBİLEN115 yıldır İstanbul’da yaşamını sürdüren ve sanat yaşamında 50’nci yılını kutlamaya hazırlanan İsmet XBilen, Üniversiteyi okuduğu ve 7 yıl yaşadığı İzmir’in çok özel bir şehir olduğunu söylüyor. Koyu CHP’li bir babanın oğlu olduğu için o dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün ismi verilen sanatçı, Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yaptığı önemli duvar resimleriyle tanınıyor.

İsmet bey okuyucularım sizi tanısın; kendinizden bahseder misiniz?

1955 yılında İskenderun’da doğdum. 1962 yılında başladığım Namık Kemal ilkokulunun duvarlarına tarih kitaplarımızda yer alan ünlülerin port- relerini ben çizdim. Okul müdürü ve öğretmenlerin istediği resimleri de çizdim. En çok sorulan soru, “Ailende ressam var mı” oldu. Ancak maale- sef yoktu. Belki 3-5 kuşak önceki aile fertlerimde vardı. İlkokulda başlayan duvar ressamlığım, orta ve lise eğitimim süresince sürdü. 1962 yılında İs- kenderun’un en büyük ressamı aynı zamanda Herkül gibi bir vücudu olan meşhur Ressam Yılmaz Türkoğlu’nun atölyesinde çalışmaya başladım. Portre ressamlığı ve duvar ressamlığını rahmetli Türkoğlu’ndan öğrendim. Babamın Türkiye’nin en zengin iş adamlarından ve üstelik koyu bir CHP’li olması sebebiyle 1964 veya 1965’te olabilir o yıllardaki CHP’nin bir nu- maralı adamı rahmetli Kasım Gülek ile tanıştırıldım. Çizdiğim portresini Kasım Gülek evinin başköşesine asmış.

Kasım Gülek’le tanışmanızdan bahseder misiniz?

Hiç unutmuyorum rahmetli babam Kasım Gülek ve CHP heyetinin Adana istikametinden geleceğini öğrenince 40 adet o zamanın son mo- del otomobillerinden ayarlayıp partili arkadaşları ile İskenderun Dörtyol mevkiinde karşılamaya gitti. Babam beni de götürdü. Boynumda asılı olan çerçeveli Kasım Gülek’in siyah beyaz fotoğrafını kendisine verip elinden öptüm. İskenderun sahilinde bulunan CHP parti binasına gidildi. Kasım Gülek bir masanın üstüne çıkıp hararetli bir konuşma yaparken bende yan masada boydan bir resmini çizdim. Babam çizdiğim resmi Kasım Gü- lek hediye etti. Gülek bana bakarak ”Bu çocuk ilerde büyük bir ressam olacak” dedi. Babam Ankara’ya CHP kongresine gi- decekti bana (İsmet Paşa’nın (İnönü) güzel bir port- resini yap hediye edeceğim) dedi. Büyük bir titizlikle 3 gün üzerinde uğraşıp İsmet İnönü’nün portresini de yaptım. Çok beğenmiş. Babam ben dünyaya geldiğimde İsmet İnönü hayranı olduğu için İsmet koymuş.

Üniversite eğitiminizi nerede tamamladınız?

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi ve Dokuz Eylül Pazarlama ve Reklam Yüksek Okulu mezunuyum. Ancak İzmir be- nim sanat yaşamımda dönüm noktasıdır. 1975 – 1983 yılları arasında 8 yıl yaşadığım İzmir’de İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde başarılı bir kursiyer öğrencilik hayatım da oldu.

Heykel ve Seramik Sanatını nasıl tanıdınız?

Turgut Pura’dan heykel ve seramik, Cavit Atmaca’dan desen, Nurettin Ergüven ve Şeref Bigalı’dan renk ve perspektif dersleri aldım. Rahmetli Nurettin Ergüven’in atölyesinde 3 yıl birlikte çalıştım. O sıralar Salvador Dali’ye İspanya’ya durmadan resimlerimi postalıyordum. Nurettin Ho- cam bir gün bana ”Adamı rahatsız edip durma” diye kızmıştı. Bende Sal- vador Dali hayranlığı vardı. İlk heykel deneyimimi 1975 yılında İzmir’in en ciddi tek heykel ve endüstriyel kalıp teknikleri atölyesi olan Kahramanlar semtindeki şeytan İsmail’in atölyesinde Ankara ve İstanbul’dan gelmiş çok değerli heykeltıraşlar çok şeyler öğrendim.

Artemis heykelini İzmir ve Egelilere siz mi sevdirdiniz?

İzmir’de ilk heykel atölyemi 1976’da açtım. O zamanlarda İzmir’de Güzel Sanatlar Fakültesi yoktu. O yıllarda Artemis’in heykellerini değişik boylarda yontup satıyordum. 1976 – 1983 yılları arasında İzmir Enternas- yonal Fuarı’ndaki tüm Artemis heykelleri bana aittir. Orta boy Artemis heykellerinden fuardaki sahneye çıkan şarkıcılara hediye ettim. Artemis heykellerimin yaygınlaşması üzerine İzmir’de çeşitli kuruluşlar ödül ola- rak Artemis heykeli vermeye başladı. Yani Artemis heykelini İzmirlilere sevdiren bir heykeltıraş oldum. 50 çeşit özel yontudan takriben 3 bin adet Artemis heykeli ürettim. Ege’nin köy ve kasabalarında antika olmuş heykellerimigörebilirsiniz.1978yılındaGaziemir’dekiUlaştırmaTugayına 2,5 metre bronzdan dökülmüş Atatürk heykeli ve Atatürk devrimlerini ifade eden 22×3 metre kabartma rölyefler yaptım; bunun dışında değişik kuruluşlara heykeller yonttum; bunları canlı figür ve cansız figürler diye ayırabilirsiniz.

Heykel, rölyef ve resim sanatını nerelerde yaptınız?

Anadolu’nun çeşitli şehir ve kasabalarında duvar resimleri yaptım. Hat- ta Kars’ta eksi 35 derece sıcaklıkta duvar resimleri yaptım. Yani benim için kış ressamı da diyebilirsiniz.

Daha sonra Almanya’ya ve oradan çeşitli Avrupa ülkelerinde 5 yıl du- var resimleri yaptım. Bu güne kadar 5 bin metrekare duvar resmi yapmışımdır.

Duvar resminde hangi teknikleri kullandınız?

Daha çok klasik frezko. Yani duvarı ıslatıp akrilik subazlı boyalarla çalış- mak, daha kalıcı oluyor. Duvar, boyaları en az 2 veya 3 milim içine çeki- yor. 500 senede geçse duvar resmi solabilir fakat kaybolma ihtimali sıfırdır.

Seramik çalışmalarından bahseder misiniz?

En önemli seramik çalışmam Üsküdar belediye binasının içindedir. 4×20 metre rölyef olarak çalıştım. Fırına iki defa girerek 3 bin parça ha- linde montaj yapıldı. Almanya dönüşümde Küçüksu’da heykel atölyesi aç- tım. Her gün en az 13 saat hiç durmadan heykel, rölyef ve endüstriyel kalıplar yaptım. 100 kadar seramik mask yonttum. İstanbul Antik Sera- mik’e dev kalıplar yaptım. İtalya’da seramik fabrikası olan yetkililer yaptık- larımı görünce “Biz bunların her birini 50 kişiyle yapıyoruz” dediler. Bende ”Türklerin farkı bu” deyince gülüştük.

Son sorumda merak ettiğim soyadınızın başına neden X koyuyorsunuz?

Eskiden Arkaik ve orta çağlardaki tüm sanatçılar isimsizdiler. Bu gün müzelere giderseniz onların yapıtlarında isimlerini göremezsiniz. Mesela İstanbul Arkeoloji müzesindeki İskender lahdi Anadolu menşeli heykeltı- raşlık atölyesinden çıkmıştır. Yapan heykeltıraşın imzası yoktur. Rönesans hareketleri sanatçıları bireyselleştirdi. Günümüzde ise her şeyin sanat ve herkesin sanatçı olduğu bir ortamda sanattan bahsedilebilir mi? Bu ne- denle isim ve soyadımın ortasına X koydum. Yani bilinmeyen İsmet Bilen olsun, bir gün ben de kaybolup gideyim istiyorum.

Bir Cevap Yazın