İDO TATLISES, “ANNE, BABA PARASI YEMEK OLMAZ”

ido tatlıses1‘Sonsuz teşekkürler’ ve ‘Satır Satır’ şarkılarından sonra yeni single’ınız ‘Kaç Kere’ piyasaya çıktı. Müzik camiasına ısındınız mı?
Babamdan ötürü müzik camiasına oldukça sıcaktım zaten. Gelinen noktada geri dönüşleri çok olumlu bulduğum için ‘Kaç Kere’yi piyasaya sürdüm. Son 10 ayda 9 şarkı çıkardım.

Bir ara “İbrahim Tatlıses’in oğlu DJ mi olacak” deniyordu…
Öncelikle DJ’liği küçümsememek lazım, insanlara çok kolay geliyor ama kendi içinde inanılmaz zorlukları var. Eğlenen kitlenin enerjisini düşürmemek başlı başına bir meziyet. Ben DJ’liğe ABD’de okurken başladım. Orada geceliği 100 dolara sahne alıyordum. Sah- neden sonra bir hesap ödüyordum,anlatamam. Millet bu çocuk 100 dolar alıyor nasıl bin dolar harcıyor diye beyin cimnastiği yapıyordu.

“Keşke DJ’lik yapmasaydım” dediğiniz oldu mu?
Hayır. Bu bir geçiş dönemiydi. Ben çok utangaç biriydim. Kitleye alışmam gerekiyor- du. DJ’lik benim utangaçlığını yenmem açısından çok önemliydi.

ABD’deki günleriniz size ne kattı?
ABD’de yaklaşık 16 ay kaldım. ABD’ye gitmeden önce arabesk parçalar yazıyordum. Oraya gittikten sonra popa döndüm. Orada geçirdiğim süre zarfında kafa yapım değişti. Hayatımda hiç yalnız kalmamıştım.

Bazı çevreler babanız hastayken albüm tanıtımı yapmanızı eleştirdi…
Benim o tanıtımları yaptığım dönemde babam hasta değildi, yalnızca zor bir ameliyat geçirmişti.
“Allah’ım bu ameliyat ne olacak” diye heyecanla beklemiyorduk. O da heyecanlı değildi. 5 saat içerisinde operasyondan çıkacak diye düşünüyorduk. Doktorlardan babamın durumunun iyiye gittiğini öğrenince ben de tanıtıma devam ettim. Bu yaptığımın arkasındayım, hiçbir sakınca görmüyorum. Bizim paşamız bu ameliyatı en iyi şekilde atlattı. Hızlı bir toparlanma sürecine gir- di.

Babanız albüm hakkında ne düşünüyor?
Babam yeni albümüme bayıldı. Doğ- ru yolda olduğumu söyledi. Bir aferin çekti. Ondan aferin almak 100 trilyon kazanmaktan daha mühimdi.

Babanızın ameliyat süreci nasıldı?
Ameliyat önceside, sırasında ve Dahasında yaşananar basınla paylaşamaya- cağım kadar özel. O yüzden konuşmak istemem.

Baban ABD’ye giderken “Ölümü göze alarak gidiyorum” dedi. Siz bu kararının ardından ona ne dediniz?
Bu hayatta herkesin kendi bildiği bir doğrusu vardır. Biz yakınlarını geçtim, toplumun çoğunluğu da ona “Gitme” demiştir. Ama bazı insanlara ne derse- niz deyin o inandığından, hissettiğinden, doğru gördüğünden vazgeçmez. Babam hep Allah’a sığınırdı. Ona dua edenlerin de babamın hayata bağlanmasında önemli bir rol oynadığı kanaatindeyim.

Popüler olan bir sanatçının oğlusunuz, bunun artıları eksileri neler?

Artıları, herkesin seni tanıması oluyor. Herkes seni seviyor. Tabii babandan dolayı sevenler de, gönülden sevenler de var. Eksileri de, babanı sevmeyenler var, seni bu yüzden sevmeyenler olabili- yor. Ama önyargıyla yaklaşanların duygularını bazen dönüştürebili- yorsun. Tatlıses soyadını taşımak biraz zor.

Birçok ünlü çocuğunun aksine siz kendi ayaklarınızın üzerinde durmaya çalışıyorsunuz…

Ben de zamanında annemden babamdan yardım alıyordum. Ama hazıra dağ dayanmaz sözü hep aklımdadır. O yüzden anne, baba parası yemek bir yerden sonra olmaz, beni rahatsız eder. Kendi çabamla para kazanmaktan daha çok mutlu oluyorum.

Yatırımlarınızı ne yönde yapıyorsunuz?

Daha çok müziğe ya da ileride para getirecek olan mülklere ya- tınyorum. Gece hayatını pek sevmediğimden harcamalarımı işime yapıyorum.

Yaptığın müzik kadar görünüşünüz, kaşlarınız ve giyim tarzınız da bir hayli konuşuluyor…

Bilmiyorum neden böyle, bazı insanlar İbrahim Tatlıses’in oğlu- yum diye yaz ayında bile şort giymemden rahatsız oluyorlar. Ne- dense her daim takım elbise kravatla dolaşmam gerekiyormuş gibi bir algı var. Erkek adam kaşlarını aldırmaz gibi bir düşünce besliyor insanlar fakat bana göre alınması gerekiyorsa alınır. Erkek adam kendine bakmalı bana göre.

Magazin basınında sürekli Engincan ile kıyaslanıyorsunuz. Giyim tarzlarınız birbirine benzetiliyor…

Bunu çok saçma buluyorum. Engincan’ın gayet iyi giyindiğine inanıyorum. Herkesin kendi modası var, Engincan bunu çok iyi uy- guluyor. Kimseye de eleştirmek düşmez. Magazinin bu eleştirileri ortalığı kızıştırmak için kasıtlı yaptığını düşünüyorum.

Engincan’ın montlu fotoğrafı çok konuşuldu…

Maçtan çıkıp üstüne mont giydi diye haber yaparsan tabii konu- şulur. Herhangi bir galaya gittiği zamanki şık halini çekip yayınlamak yerine bu haber yapılıyor.

Kendisiyle görüşüyor musunuz?

Görüşmüyoruz aslında, ama Engincan’ı bilirim tanırım, tarzı da daha çok yurtdışında yaşadığı için oraya göre şekillenmiş biri. Bura- da aykırı buluyorlar, halbuki gayet normal bir tarzı var.

Kebap ya da çiğköfte yapabilir misiniz?

Hayır. Bir keresinde röportaj sırasında ısrar ettiler.Kebap ya da çiğköfte yapma konu sunda yeteneğim yok.

Sosyal medyada yaptığın paylaşımlar çok konuşuluyor…

Bilinçli yaptığım bir hareket yok. Arada bir giyim tarzımı ifade eden paylaşımlar yapıyorum, bu nedense haber oluyor. İnsanlar bir iki kere laf söyler, üçüncüde bu duruma alışırlar. Ben de insanları tarzıma alıştırmaya çalışıyorum.

Bir Cevap Yazın