Ayşegül Aldinç ”Tanrı iyi insanlar çıkarsın karşımıza…”

Ayşegül AldinçRöportaj :Elmas Dereci

Yıllardır müzik piyasasından uzaktı Ayşegül Aldinç. Bir döndü, pir döndü: Mabel Matiz şarkısı olan “Bir Tek Gördüğüm” parçasıyla gündemde. Bu şarkı, sonbahar- da gelecek albümün habercisi. Ayşegül Hanım, konuğumdu. Yüreğinde sakladıklarını, hayallerini, aşka dair düşündükleri- ni konuştuk.

“Bir Tek gördüğüm” adlı yeni şarkınız sonbaharda gelecek albümün ön çalışmasının habercisi sanırım, neden bu kadar uzun sürdü albüm çalışması?

Evet Eylül civarı, daha önce müzikal anlamda işbirliği yapma fırsatı bu- lamadığım birbirinden değerli müzisyen dostların yepyeni bestelerinde back vokal ya da düet şarkılarda birlikte olacağız. Şarkıcılık ve oyunculuk bazen birini icra ederken diğerini projelendirme bazında seyrediyor. Ben de öyle yaptım. Üç sezon Pis 7’li dizisinde çatlak müdire Esma Sultan ka- rakterini severek oynarken albüm hazırlıklarımı gerçekleştirme yönünde adımlar attım.

İlik açarken düğme dikmek, aynı anda ayağıyla çember çevirmek de bir fikir ancak birini uygularken diğerinden ödün vermemek şartıyla…

Neden Mabel Matiz şarkısı?

Mabel’i ilk çıktığından beri beğeniyle izliyordum. Tanışınca enerjileri- miz tuttu ve birbirimizi çok sevdik. O, benim ezelden beri sevenimmiş meğer. Araya benim dizim onun 2. albüm çalışması girdi ve bir gün iki şarkıyla geldi. Birisi listelerde şu an bir numara olan ‘’Gel’’ diğeri ‘’Bir Tek Gördüğüm’’ idi. Ben Bir Tek Gördüğüm’ü seçtim.

Fotoğraflar ve klipte Nihat odabaşı ile çalışmışsınız, ilk çalışmanız mı?

Nihat’la 2000 yılında Nefes albümümde çalıştık. Nihat’la dostluğumuz, sektöre girdiği ilk yıllara dayanır, birbirimizi çok sever ve sayarız. Yaptığı işlere gönlünü koyan, bunu da işine yansıtan bir güzel adamdır o. Bir Tek Gördüğüm’ün klibini Ocak ayında karlı bir günde platoda çektik. 16 saatlik çekim süresince üzerime fan tutuldu. Nasıl hasta olmadığıma şaşı- yorum. İnsan, sevdiği işi yapınca bünyeye bir dayanıklılık geliyor…

Sizinle 10 yıl önce bir sohbetimizde ‘’müziği bıraktım, artık albüm yapmayacağım’’ dediğinizi hatırlıyorum ve çok kararlıydınız, fikrinizi ne değiştirdi?

Sektörden fenalık gelen bir zamanıma denk gelmişsin demek. Müzik meselesi dışarıdan göründüğü gibi kolay değil. Sana uygun, inanıp inan- dıracağın şarkıyı bulmakla başlıyor süreç. Tabi tüm dinamiklerin avantaj olarak sana geri dönmesi de fazlaca gerekli. Sektörel olarak çok tuhaf bir ağırdan alma durumu mevcut. Bu, benim gibi hızlı düşünüp hareket eden biri için zor takdir edersin ki. Benim de kararsızlıklarımı ekle üstüne; al sana zaman kaybı. Her türlü detayla ilgilendiğin için kabus dönemler ola- biliyor. Bazen arafta kalıyor, iç dinamiğinde acayip bir gerilim yaşıyorsun ki kalp dayanmaz.

Size gelen, sizin almadığınız sonradan hit olan şarkılar oldu mu?

Evet, bu bana uygun değil dediğim sonradan hit olmuş bir sürü şarkı var. Bir gün ‘’Iskaladığım Şarkılar’’ adlı bir albüm yapabilirim.

Ayşegül Aldinç’in ilk şarkı söylediği yıllar ve bugün ki müzik sektörü arasındaki en belirgin fark sizce nedir?

Yazılı ve sözlü basından internet çağına geçiş yapmamızın tüm denge- leri değiştirmesi doğal. Alternatiflerin geçmişe oranla fazlasıyla artış gös- termesi, bunun üretimle desteklenmesi ve müzikteki dijital devrim tabii. Algı çağında yaşıyoruz. Hiçbir şeyin gizli kalmadığı. Bilgiye çabucak ulaşa- bildiğin bir zaman. Artısıyla eksisiyle.

Size göre hayatınızın en parlak yılları hangi yıllar? Kimlerle çalışmak- tan keyif aldınız?

Işığını çalışmanın karşılığını alabildiğin zaman yayarsın. Eurovision ilk parladığım dönemdir mesela. Star ışığı yetenekle birleştiğinde fark edilmemek imkansız. Görünür olmak her dönem önemli. Yaptığın işle görünmek tercih sebebi olmalı kuşkusuz. Hayata aynı pencereden bakabildiğin, ortak kaygılar taşıdığın kişilerle çalışmak şansına erişebilmekse işin hediyesi.

En çok kiminle çalışmaktan keyif aldınız?

Ayrım yapmak zor. Çok değerli sanatçılarla çalıştım. İyi ki onlara değ- mişim dediğim ve adını anmazsam haksızlık edeceğimi düşündüğüm değerlerle dolu müzik hayatım. Barış Manço, Sezen Aksu, Aysel Gürel, Nazan Öncel, Şehrazat, Timur Selçuk, Atilla Özdemiroğlu ilk ağızda sa- yabileceklerim.

“Köşe yazarlığı, oyunculuk, müzik yorumculuğu yaptığınız işler,’’ hangisinde kalmak veya bu şekilde devam mı?

Hepsinde aldığım keyif ayrı. Şarkılarınla sevenlerinin acılı ya da mut- lu aşklarının fon müziği olmak, sahnedeki varlığının ayrıcalığını yaşamak, beyazperde veya ekrandan oyunculuğunla kalplere dokunmak hayattan zevk almanı sağlıyor. Çok sevdiğim köşe yazarlığını ayrı bir yere koyarım ama. Şu sıra yapmıyorum; buna karşın attığım tweet ürküttüğüm kurba- ğaya değsin hesabı, Twitter’da 140 karaktere anlam sığıştırma çalışmala- rım sürüyor.

İçinizde, yüreğinizin derinliklerinde bir yerlerde duran unuttuğunuz arada bir yanlışlıkla tırnağınızın takılıp hafif kanattığınız yaranız var mı?

Ara sıra olur tabii… Bu duygular insanı insan yapar. Hafızayı beşer, nis- yan ile maluldür sözünü unutmayalım. Unutmak insana özgü. İyi anılarla gönülde yer etmek hepsinden önemli. Geçmişimle bağımı koparmadan ileriye bakarak yaşamayı tercih ederim. Nereye bakarsan oraya gidersin zira.

Kendinizden bile sakladığınız sırrınız oldu mu hiç?

Kendinden sakladığın sır derken hatırlamamaya çalıştığın, üstünü ka- pattığın durumları kastediyorsan ki bu bir nevi kendini kandırmaya girer. Ama yok olmaz öyle şey. Kandırdığının farkındaysan ortada kendinden saklanacak bir durum yoktur. Hem teflon özelliğinin olması, derdi, tasa- yı üstünde fazla barındırmamak her zaman iyidir. Aksi, kansere kadar gidebilir. Yeni nesil iyi ama, içinde tutmayıp hörr diye oh ne güzel dökü döküveriyor derdini kasvetini…

Yeni nesil demişken, en son gençlik dizisinde gençlerle oynadınız, arkadaşlıklarınız var mı?

Evet tabii… Eski dostlarımın yanı sıra sonradan kurduğum arkadaşlık bağlarımda yaş ortalamasına baktığımızda genelde gençleri görürüz. Son oynadığım gençlik dizisi Pis 7’li’den rol arkadaşım Eda Ece’yle kankiyiz mi- sal. Aramızdaki yaş farkına rağmen, o kendi yaşından büyük düşünebiliyor, bende onun yaşından bakabiliyorum hayata. Eda’nın hayata bakışını, olay- lara yaklaşımını, tavrını onun yaşındaki hallerime benzetiyorum.

Hiç terk edildiniz mi? Aşk acısı çektiniz mi?

Uzun süreli ilişkilerde bazen Amok koşucusu gibi ruhunun bedenine girmesi için bir durup mola vermek istiyorsun. Hiçbir ilişki taraflar dert üstü murad üstüyken bitmez. İlişkin bittiğinde sendelemiyorsan insan fa- lan değilsin zaten. Bittiği anda yerine başkasını koyma çalışmalarına giriş- mek bu uğurda seçilen insanın şanssızlığıdır diye düşünürüm. Pek sağlıklı bir duygu olduğu söylenememekle beraber bazen terk edilmemek için terk edersin. Terk etmek, terk edilmekten korkma potansiyelini içinde barındırır. Övünme kısmını hariç tutarsak hep yapmışızdır bu saydıklarımı ne çare.

Sevgili olmakta yaş sınırınız var mı? Genç sevgili gibi?

İster aşk, ister iş, ister ise arkadaşlık olsun asgari müşterekte birleşmek önemli. Sevdiceğinin de arkadaşı, sırdaşı, akıl alıp verdiği, düğümleri bir- likte çözebileceğin hayat ortağıysan sıkı sıkı sarıl ve bırakma.

Bana göre Ayşegül Aldinç, açık yürekli olduğu gibi, tabuları, gereksiz kuralları olmayan insan sever birisi, size göre nasıl birisi?

Yetişkinlerle kurduğumuz ilişki keşke çocuklar ve hayvanlarla kurdu- ğumuz gibi olsa. Çocukken nasıl da teklifsiz, kuralsızdık. İnsanların birbir- leriyle kurduğu ilişki, ön yargılar kurallar ve kalkanlarla seyrediyor. İnsan ömrünün ne kadar kısa olduğunu hatırladığında ne acayip vakit kayıplarıdır bunlar. İnsanların enerjileri tuttu mu duvarları kendiliğinden kalkıyor. “O Kız” şarkımda Sezen’in dediği gibi “Tanrı iyi insanlar çıkarsın karşımıza…” Bence çağın temennisi bu…

Kadınların uğradığı taciz belasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

İnsanlık ayıbı ve affı mümkün olmayan bir bela. Feci bir duygu. İnsanlık dışı eylem olan tecavüzden, iş yerindeki mobing’e, yaya veya araba kulla- nan konumdayken uğranılan trafik tacizlerine kadar akla hayale gelmeye- cek biçimleri var ne yazık ki. Trafikte olan kısmıyla arada karşılaşıyorum ve tehlikeli kabul ama bana ne yapıyorlarsa onlara aynısını yapmaya gayret ediyorum. O zaman inan ki denge aniden değişiveriyor. Tavsiye etmiyo- rum tabii ki.

Bana göre sizin gibi bir kadın kesinlikle politika içinde olmalı, düşünmediniz mi hiç?

Bir ara hayal meyal hatırlıyorum böyle bir teklif gelmişti. Ama kimdi neydi hatırlamıyorum; nasıl unutmak istediysem artık. Hiç bana göre de- ğil. Hele günümüzde hiç. Ülkede ne olup bittiğiyle ilgilenmemek müm- kün mü? Fiilen politikanın içinde olmak aklımın köşesinden geçmez.

Bu söyleminize rağmen Başbakan olsanız ülkede neyi değiştirirdiniz?

Madem hayal kuruyoruz Avatar filmindeki gibi bir dünya olsun ister- dim. Barış ve huzurdan uçuşarak yaşadığımız. Ama gerçekler hem acıdır, hem de acıtır. Halkın huzuru, güvenliği, insani yaşam koşullarının sağlan- ması her şeyden önce gelirdi. Kadına bakış algısının toptan değişmesini sağlardım. Şiddeti körükleyen her türlü algıya, olguya sansür uygulardım. Sansüre karşı olma söyleminin geçerli olamayacağı durumlarla fazlaca kar- şılaşmaktayız zira.

Bir Cevap Yazın