BUGÜN, DÜNYA KALP GÜNÜ

Kalp ve damar hastalıkları küresel olarak bir numaralı ölüm sebebidir.2012 yılında tüm dünyada Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara bağlı ölümlerin yüzde 46,2’si (17,5 milyon) kalp ve damar hastalıkları nedeniyledir. Bu ölümlerin 7,4 milyonu kalp krizine (İskemik kalp hastalığı) 6,7 milyonu inmeye bağlıdır. Bulaşıcı Olmayan Hastalalıklara bağlı 70 yaş altı ölümlerin yüzde 37’sinden kalp ve damar hastalıkları sorumludur.Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin 2030 yılında 22,2 milyon olacağı tahmin edilmektedir.

2011 yılında yapılan Türkiye Kronik Hastalıklar ve Risk faktörleri çalışmasına göre Türkiye’de Kalp Hastalıklarının görülme oranı %4,5 olup kadınlarda %2,5 erkelerde %3,9 dur.

Son 20 yılda kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanan mortalite yüksek gelir düzeyindeki ülkelerde azalmaktadır. Tüm nüfusu kapsayan primer önleme ve bireysel müdahalelerin birlikte etkili olduğu görülmektedir. Davranışsal risk faktörleri koroner kalp hastalığının %80’inden sorumludur. Kardiyovasküler hastalıkların çoğu risk faktörleriyle mücadele edilerek engellenebilir.

Kalp hastalıkları için risk faktörleri:
 Sağlıksız beslenme,
 Yetersiz fiziksel aktivite,
 Tütün kullanımı
 Alkol kullanımı
 Yüksek Kan Basıncı
 Fazla kilo ve Obezite
 Diyabet
 Kan lipitlerinde yükseliş

Kalp ve Damar Hastalıklarından korunmada yaklaşım tarzı, tek bir risk faktörüne değil, genel riskin düşürülmesine yönelik, çoğul risk faktörleri gözetilerek multidisipliner olmalıdır.

1.Tütün “ Kullanma”!
2012 yılında dünyada 1.1 milyar sigara içicisi olduğu biliniyor.Tütün kullanımıyla ilgili ilişkili riskler sadece direk kullanımla değil pasif içicilikle de bağlantılıdır. Her yıl aralarında çocukların da bulunduğu 600.000’den fazla insan, tütün kullanmadıkları halde pasif içicilik nedeniyle yaşamlarını kaybetmektedir. Bebeklerde tütün dumanına pasif maruziyet nedeniyle ani ölümler yaşanmaktadır.
Sigarayı bırakmak ve sigara dumanına pasif maruziyetten korunmak, kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde %10 azalma sağlar.

2.Yaşamına Hareket Kat
Yetersiz fiziksel aktivite bir haftada 30-60 dakikalık orta şiddette fiziksel aktivite ya da bir haftada 3 kez 20 dakikalık ağır aktiviteden daha azı anlamında kullanılmaktadır. Haftada beş kez 30 dakika süreyle yapılan orta zorlukta aktiviteler, kalp hastalığı ve inme riskini azaltır.
Fiziksel aktivite yetersizliği en çok yüksek gelirli ülkelerde görülmektedir fakat bazı orta gelirli ülkelerde de özellikle kadınlar arasında çok yüksek seviyelerde görülmektedir.
5 + 2 + 1 Kuralı..
5 meyve& sebze
2 saatten az sedanter aktivite yapma
1 saat yapılandırılmış fiziksel aktivite yap.
Fiziksel aktivite enerji dengesi ve kilo kontrolünde anahtar role sahiptir. Fiziksel aktivite glukoz metabolizmasını düzenlemekte, vücut yağ yüzdesini azaltmakta ve kan basıncını düşürmektedir. Bu olumlu etkiler kardiyovasküler hastalık ve şeker hastalığı riskini azaltan en önemli etkenlerdir.

3.Kalbini seven besinleri tüketin
Doğmuş yağ, trans yağ, kolesterol ve tuzun diyetle fazla alımı ve sebze, meyve, balığın diyetle az tüketimi kalp ve damar hastalıkları riskini artırmaktadır. Dünya’da yaklaşık 1,7 milyon ölüm düşük meyve ve sebze tüketimiyle ilişkilidir. Diyetle alınan tuz miktarı kan basıncı seviyesinin ve tüm kalp ve damar hastalıkları riskinin önemli bir belirleyicisidir. Yeterli sebze ve meyve tüketimi, kalp sağlığı dostu bir beslenme şekli, kalp hastalığı ve inmeden korur.
Yaşam tarzınızdaki aşamalı değişiklikler bir kerede büyük değişiklikler yapmaktan daha kolaydır.
 Sağlıklı beslenin
 Yeterli sebze-meyve tüketin,
 Diyetimizdeki tuz, şeker ve yağ miktarını azaltın,
 Ev dışında yemek yediğiniz zaman yağsız/az yağlı yemekleri tercih edin
 Beslenmenizde kuru baklagillere daha çok yer verin.
 Uygun pişirme yöntemlerini seçerek yağ kullanımını azaltın yada yağ kullanmayın.
 Tam tahılları ve ürünlerini tercih edin
 Atıştırmalarınızda (ara öğünlerde) yağ miktarı düşük besinleri tercih edin

4.Kan değerlerinizi kontrol altına alın
Yüksek kan kolosterolü kalp krizi ve inme riskini artırır. Kanda toplam kolesterol ve LDL kolesterolünün yüksek olması, HDL kolesterolünün düşük olması, kişi için risk faktörüdür.Yüksek serum kolesterolünü düşürmek kalp hastalığı riskini azaltır.
Yaşı 20’nin üzerinde olan bireyler her 5 yılda bir (diğer risk faktörleri varsa 2 yılda) kan total kolesterol, LDL kolesterol ve HDL kolesterol ile trigliserit düzeylerini ölçtürmelidir.

İzmir Halk Sağlığı Müdürü
Uzm.Dr.Bediha TÜRKYILMAZ

Bir Cevap Yazın