Moda Tarihine Kısa Bir Bakış

Moda, vücudun doğal görünüşünü kültürel malzemeler kullanarak dönüştüren bir sanat olarak düşünülmüş olabilir. Çekiciliği arttırmaya ek olarak beğeni kriterleri, sosyal durumu iletir. Delmek, dövme yapmak gibi fiziksel dekorasyon, deriyi kazımak, halhal, o kişinin kendisi hakkındaki bilgiyi yansıtır. Çoğunlukla insanlar çıplaktan ziyade giyindiği zaman çekicilik unsuru olur. Bu sadece basitçe giysilerin, tümden kusurları örttüğü için değil aynı zamanda giydirirken bilgiyi iletmeye ek olarak, süslenmiş ve giydirilmiş bir vücut aldatıcı da olabilir.
Minoan’ın, (İ.Ö. 1800) ayarladığı korseler, kadınların belini incelterek estetik görünüme katkıda bulundu ve göğüsler kendini gösterdi. Hem Romalılar, hem de Mısırlılar, bu tarzı kullanarak modaya uyarladı. Eski Romalı şair Ovid’in şiirlerinde, yaşamından şikayet eden kadınların saç şekillerini ne kadar sık değiştirdiğinden bahseder.

Fransız olan antropolog Marcel Griaule, Afrika’da Dogon Kabilesinde yaşayan kadının, doğal kutsal olduğunu düşündüğü güzelliğini ortaya çıkarmak ve arzu edilirliğini arttırmak için kullandığı aksesuarlara dikkat çeker.

Rönesans döneminde kadınların sıkça tercih ettiği dekolte elbiseler, dişiliği teşhir edici özelliği ile gündemdeydi. Gerçekten bu moda demekti.
Üst sınıflara hizmet eden ve süt anneliği yapan kadının giysilerinde yaptığı bu görevi belirtmek ve aynı zamanda göğüslerini rahatlıkla çıkarabilmesi için elbise tasarımında kolaylıklara gidildi. 1940’lı yıllara kadar bir kadının bebeğini emzirme sürecinde oluşan sarkmalardan rahatsızlık duyulmazken, 1940’lı yıllardan itibaren göğüslerin gerilmesi ve sarkmalara karşı önlemlerin alınması yönünde istekler ortaya çıktı.
1850 yılında kadınlara magazinsel bilgiler veren “Godey” kitabı vardı. Şiir, oymacılık ve güzellik üzerine makaleleri içeren “Godey” endüstriyel devrimin bir sonucuydu. Daha doğrusu sanayi devriminin getirdiği giyimdeki standartlaşmanın bir sonucuydu. Çünkü, standartlaşma beraberinde modelite kavramını getirdi. Ve bu anlamda ilk modelleri üstelik canlı mankenleri çalıştıran Charles Frederick oldu.

19. yy. ise korselerin Amerikan ve İngiliz kadınların bolca giydiği bir zaman dilimi oldu. Viktorya döneminde kadınlar, sıkı korseli giysiler giyerken, kum saati figürünü çağrıştırıyorlardı. Bazı feministler bu durumun erkeğin kadın üzerinde ki kontrolünü arttırdığını varsayarak korseli giysilere karşı çıkıyorlardı.

1863 yılında Ellen ve Ebeneezer Butik açıldı. Bu yaratıcı icat olmadan önce, desenlerde standartlaşma söz konusu değildi, fakat dikiş makinesinin icadı ile desen üzerinde tam anlamıyla bir kontrol sağlanmasıyla butiklerde daha fazla çeşit olmaya başladı.

1890 yılında aktris ve sahne yıldızı olan Lillian Russell ideal bir güzellik sembolü olarak opera sahnelerinde boy gösteriyordu. 1879 yılına kadar Weber’in operalarında boy gösteren bu yıldız gelecekteki güzellik ve moda kavramlarını haber veriyordu.

1914’te I.dünya savaşının başladığı yıllardı ve yıkım her yeri sararken Mary Phelps tarafından ilk Amerikan tarzı sutyen icat edildi. 1914’te “Arkasız sutyen” adı verilen bu sutyenin patenti alındı.

1920’de modacı, “Uçarı kız” modelini yaratan Paul Poiret oldu. “Uçarı kız”, bedeni incelten korseyi atarak, kollar ve bacakları açığa çıkaran etekler ve giysiler giydi.

1950’li yıllardan itibaren sinema sektörünün gelişmesiyle, moda ve sinema birbirine besler haline geldi. Sütun gibi düzgün bacaklar, bu dönemin tipik bir özelliğiydi.Fizik kanunlara meydan okuyan Barbie, mükemmellik sınırlarını zorlamaya başladı
Kadınların toplumun alışılageldik kurallarını yıkarak önce pantolonu, arkasından süper mini etekleri giymeleriyle (ki öylesine kısa etekler giydiler ki iç çamaşırın görünmesi alışılageldik bir durumdu, 1960). Ama yinede 1965’lere kadar modanın etkilediği Amerikalı insan sayısı nüfusun %8’i bile geçmiyordu ve 1967’de Londra, Dünya Modasının öncülüğünü yapmaktaydı. Bu dönemde ilk moda bir sahne sunumu olarak da gösterilmeye başlanmış, giysiler sahnede teşhir edilmeye başlanmıştı. Özellikle kadının bir canlı manken olarak sahnede kullanılmaya başlanması ve erotik iç çamaşırlara kadar her türlü giysinin sahnede sunulması feministlerin tepkisini çekmiş, 1968 de feministler sutyen yakma protestoları gerçekleştirmişlerdi. Bu dönemde moda merkezleri çoğalmış, Londra’nın yanında Paris, Chicago isimleri de anılır olmuştu.

1971’lerden itibaren kadının cinselliğinin moda ve magazin sinemada hovardaca kullanıldığı ve bunun toplumsal bazda kabul gördüğü 80 öncesine bir geçiş süreci yaşandı. Erkek gözleri seksi kadınları ararken, kadın gözleri de erkeklere donuk ve salt içgüdüsel (hayvansal bir bakış da denilebilir) bir bakış atardı. Donuk ve baygın bakışlar bu dönemin bir simgesi denilebilir bir açıdan. Tabi ki bu dönem medyanın özellikle güzellik sektöründe etkisini iyiden iyiye hissettirdiği ve yıldızları yarattığı dönemdir. Ve artık moda medyadan bağımsız düşünülemeyecek bir noktadır. Top modeller, sinema yıldızları, kapak modeller vb.

Bunların hepsi modanın bir sonucu muydu, yoksa bunlar mı modayı yönlendiriyordu? Bu ayrımın çizgileri gitgide silinip birbirine karıştıkça, moda, top model, medya ve hepsini takip eden sıradan insanlar arasındaki ayrım da kaybolup gitti. Artık güzellik ortalama kadın ortalama erkek demek değildi. Güzellik idealize edilmiş ve top modellerin, film yıldızlarının bedenlerinde şekil bulmuş bir idea idi. Artık güzelin ne olduğunu biliyorlardı ve neye benzemek istediklerini de biliyorlardı. Kadınlar artık Cindy Crawford veya ona benzer modelleri örnek alıyorlardı. Erkeklerde kendi erkek modellerini örnek alıyorlardı.

1992’ye gelindiğin sadece Amerika’da 65 milyon kişi rejimdeydi ve ideal güzellik tanımlaması, uzun boylu kaslı ve gerilmiş göğüsler ve de körk idi. 1870’li yıllardan itibaren deniz yoluyla ticaretin her yana ulaşması, balıkçılığın uzak sulara kadar uzamasıyla, pek çok deniz ve kara hayvanı kürkleri için öldürüldü. Bunlardan pek çoğunun nesli bugün için tükenmiş durumda. Kunduz, tilki günümüzde bile hala bu ticaretten nasibini almakta. Bu katliamların en trajik olanların başında ise balina avları gelir. Yağında yakıt ve kemiklerinden korselerde kullanılan bazı malzemeler için binlerce balina öldürüldü ve nihayetinde nesiller tükenme noktasına geldi. Avcılık salt bir ham madde karşılama amaçlı değildi, aynı zamanda erkekliğin bir gösterme biçimiydi. Bu yüzden jaugar ve leopar kürkleri çok para etmesi yanında, bunları avlamak bir erkeklik gösterisiydi. Moda olan yalnız kürkleri değil, aynı zamanda avlanılmalarının kendisi de bir modaya dönüşmüştü.

Modanın binlerce yıl süren yer yer insan yaratılığının sanatsal kısmını barındıran yer yer de, zevkler ve gösteriş uğruna bir dramaya dönüşen bu olgu güzel görünmen vazgeçilmez bir aracı olarak kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Bir Cevap Yazın