BARİSTA’NIN İLK ALBÜMÜ DAYDREAM GERÇEKTEN DE BÜYÜLÜYOR!

Barista CD Kapak 1500x1500-2En sıradan hallerimize bile yön veren fakat farkında olmadığımız, olmaya korktuğumuz derinliğimiz… Hayat, aşk ve kayıplar… Barista’nın müziği benliğimizi dış dünyamız ile birleştiren yolları bulmak üzere kurgulandı. Birçoğumuzun, DayDream’in her notasında, içinde yaşattığı ortak duygularla karşılaşacağı kesin! Barista grup kurucusu – Davul ve vokallist Bahadır Han Eryılmaz ile Karşıyaka LIFE Dergisi için konuştuk…

Eğitiminiz müzik alanında değil, siz bir turizmcisiniz, albüm yapmaya kadar gelen süreci anlatır mısınız?

Ben makine mühendisliği ve sanat tarihi ardından da turizm rehberlik eğitimi aldım. Müzisyen olmak gibi bir idealim de hiç olmadı. Bundan beş yıl önce Kadıköy’de bir müzik stüdyosunda iki doktor arkadaşımla eğlence için başlayan bir hikaye, kendimiz bir şeyler yaratmaya başlayınca ciddileşti ve ardından kendi stüdyomuzu kurduk. Şarkılar belirginleştikçe sözler yazmaya başladım ve süreç bizi albüm yapmaya getirdi. Gerekli zaman ve ilgiyi sadece ben ayırabildiğim için, süreç içinde kadro değişerek ilerledik.

Daha önce yazıyor muydunuz?

20’li yaşlarımda tasavvufla ilgilendiğim dönemlerde şiir yazıyordum. “DayDream” hem beste hem de şarkı sözü olarak benim ilk’im.

Miks – master  ve bazı kayıtlar Amerika’da yapılmış; neden Amerika?

Türkiye’de işleri sonuçlandırmak biraz zorluyor açıkçası. Amerika’da daha profesyonel ve verimli çalışan bir müzik endüstrisi olmasıyla birlikte çok daha fazla kaynak ve olanaktan yararlanabiliyorsunuz. Bunları kullanmanın daha hızlı sonuç aldıracağını düşündüm ve öyle de oldu. Albüm sonradan oluşmuş bir hayaldi, hazırlık sürecinde zaman zaman tamam mı devam mı değdim çok nokta oldu, ancak imkanlarımı buna göre koordine etmeye başlayınca sonuçları da almaya başladım.

Albüm şarkıları her biri ayrı yaşanmışlık ayrı bir duygu içeriyor; hikayelerini anlatır mısınız?

Kırk yaşına gelipte 16 yaşındaymışsınız gibi aşık oluyorsanız, bu bayağı bir karıştırıyor sizi. Bu şarkıları 20 sene önce yazamazdım çünkü o yaşanmışlıklara sahip değildim. Her şarkının kendi içinde bir hikayesi, ana fikri, teması var. “Haydi şarkı yapalım” türünde şarkılar değil bunlar. Duygular, özellikle üstü örtülmeye çalışılmış duyguların bir şekilde dillenmesi, ifade edilmesi gerekiyor ki yaşanılır hale gelsin.

Şarkılar ağırlıklı İngilizce, neden İngilizce?

“Hadi İngilizce şarkı yapalım” diye yola çıkmadık. Bizim yaptığımız müziğin doğası bu ve şarkı sözleri kendiliğinden öyle çıktı. Blues/Rock müziği Türkçe’ye adapte etmek zor; aynen Urfa’dan bir uzun havayı Fransızca veya İtalyanca’ya çevirmek gibi. Akışlar farklı.

BARİSTA DayDream (9) - KopyaSizinkisi Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi çok cesur bir iş değil mi?

Hem öyle hem de değil. Cesaretle de pek alakası yok aslında, yıl 2015’e gelmiş, günlük lisanımızın neredeyse yarısı İngilizce terimler. Bütün dünyada geçerli. İngilizce konuşmak elitist bir yaklaşım değil, artık bir zorunluluk; bilmeniz gerekiyor.

Neden Blues – Rock müzik?

Demek ki dört dörtlük ölçüye yatkınız. Benim çocukluğumdan beri dinlediğim ilgimi çeken blues – rock müzik olmuş. Gençlik enerjisinin fiziksel, ruhsal hem de mental potansiyelini karşılayacak müzikler; mesela Journey ve Toto dinlerdim. Ergenlik yıllarında içimize kodlandığı için şimdi de o tür müzikler yapıyoruz. Öte yandan diğer müzik türlerine göre daha evrensel yaygın bir müzik tarzı, nereye gitseniz duyabilirsiniz.

Müzik sizin için ne ifade ediyor?

Kazık soru… (gülüyor) Müzik en iyi iletişim aracı bence. İnsanın iç dünyasını dışarıya aktarması için çok güçlü bir araç. Müziğin içinde sesten, notadan, sözden çok daha fazlası var, sözün ifade edemediklerini müzik sözle birlikte ifade ediyor.

Albüme başlama ve bitirme süreci nedir? Ne kadar zamanda bitti?

Kendi kendini yazan bir hikaye olduğu için biraz uzun surdu. Şarkıların çoğu 2012’de hazırdı. Kayıt ve albüm haline gelmesi 2 yıl daha aldı ve 2014 Kasım sonu CD çıktı.

Grubun adı neden BARİSTA?

Birincisi, grubun adını koyma ihalesi bana kaldığı için adı Barista. İkincisi, eskiden beri kahveye çok ilgim olması: Tezgahın arkasında kahveyi yapan, asıl emeği verene BARİSTA deniyor. Biz bu albümde çok şablonik, bilgisayardan üretilmiş müzik yapmadık. Hepsi insan elinden enstrümanların çalınmasıyla çıkmış şarkılar, bu nedenle de bu ‘sanatkarlığı’ belli etsin diye adı Barista. Eğer Barista olmasaydı kesin başka bir zanaat kolunun adı olurdu. Bir de, anlamı her ülkede aynı. Öğreniliyor olan, öğrenilmiş bir kelime değil.

Müzik, grup hedefiniz nedir? Kendinizi müzik anlamında 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Bizim “çok ünlü olalım herkes bizi tanısın” gibi bir derdimiz yok. Elbette böyle bir albüm – müzik var, bunu insanlar bilsin diye yayacaksın tanıtacaksın ama açgözlü hedeflerimiz yok. Müziği hayatımızın içinde güzel bir park, bir bahçe olarak tutabilelim yeter.

Siz kimleri sever, kimleri dinlersiniz?

Klasiklerden Chopin, Brahms dinliyor seviyorum. İyi müzikler yapmış ancak ünlü olamamış kıyıda köşede kalmış kişiler ilgimi çekiyor. B. B. King’in gölgesinde kalmış olan kuzeni Albert King, dünyanın en iyi gitaristlerinden biri olan ama çok genç yaşta ölen  Stevie Ray Vaughan, Alan parson Project’in gerçek kahramanı Eric Wolfson çok sevdiğim müzisyenler arasında. Tevazu da önemli, Gary Moore, Jackson Browne gibi…

Türk halk ve sanat müziğini çok sever ve dinlerim.  Neşet Ertaş, Yıldırım Gürses, Orhan Gencebay sevdiğim isimler.

Bir Cevap Yazın