Soğukkuyulu Emine Teyze

Yaşar Aksoy

Eski Karşıyaka’dan güzel portrelerle yaptığımız söyleşileri sunalım, nice dersler çıkartmayı unutmadan..

Ataları Sıralıköy’den Soğukkuyu’ya gelmiş, Soğukkuyu’daki eski Türk evinde yaşayan Taşkıranlar’dan Havva Hanımın kızı 90 yaşındaki Emine Teyzeyi dinleyelim (Bu söyleşim, 1984 yılında gerçekleşti):

“..Annem 1860 yılında Soğukkuyu’da doğdu. Biz, Soğukkuyu’ya dağdan inen ilk aileler arasındayız. Aynı yıllarda kerpiç evimizi yapmışız. Bu evi hâlâ koruyor ve yıkmıyoruz. 1900 yılına kadar 300 yıl boyunca Soğukkuyu’da hep biz olmuşuz. Daha sonra, hızla çoğaldık. Ve güçlendiğimiz için kışları dağa çıkma adetinden vazgeçtik.

Meşrutiyet’te büyük telaş oldu. “Enver ile Niyazi, Allah Yolladı Sizi..” diye bir bağırıştır giderdi (Emine teyze burada Hürriyet kahramanları Enver Paşa ile Resneli Niyazi’yi kastediyor). Şimdiki Türk Birliği Sokağı boyunca ve Hamamcı Ali Bey civarında Ermeniler vardı. Evlerinin odalarını dükkan yapmışlardı. Basma, düğme, patiska gibi şeyleri onlar­dan alırdık, İngilizler, havadan Karşıyaka’yı bombalayacak dediler, Yamanlara kaçtık. Yenikale bom­balanırken, İngiliz mermileri denize düşünce minare gibi su sütunları yükseltirdi.

Yunan İşgali’nin ilk günlerinde herkes bahçe aralarında saklandı. Çok sıkıntı çektik. Topuz isimli bir Ermeni vapur iskelesi civarında ve caddelerde elinde çan çalarak dolaşır, “Kemal’in kafasını kesip getireceğiz” diye bağırırdı…

9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşunu büyük bir sevinçle karşıladık, Şimdiki Soğukkuyu Caddesi üzerinde­ki Fevzipaşa İlkokulu karşısındaki evlere Ermeni çeteleri yerleşti. Ancak, bizim süvariler gelirken hepsi kaçtılar.

9 Eylül’ü yıllar boyunca şenlikle kutladık. Sokaklarda şenlik patlardı. Ama evlerde telaş ve eğlence bambaşka olur­du. Bir ay önceden hazırlık başlardı. Çocukları giydirir kuşatır, evin içini boydan boya krapon kuyruklar, şeytan merdivenleri, bayraklar ile donatırdık, Evimiz, çarşıdan daha güzel olsun istenirdi. Bayram bitince, bayraklar kutusuna konur, itina ile gelecek yıla saklanırdı, Hacı Paşa tarlasındaki (İlkokul ile cami arasında) kahve önüne davulcular gelir, şenlik orada olurdu. Atatürk’ün başında kalpak, Karşıyaka tren istasyonuna gelişini gördüm. Zübeyde Hanım’ın Mezarı üstündeki taşın, Tramvay Caddesi boyunca yağlı sırıklar üstünde çekilerek getiril­diğini gördüm. 1920’lerde 25 yaşında idim ve Karşıyaka Caddesi’ni hiç görmemiştim. Ayakkabı alınırken dahi ayağımızın ölçüsü alınır, ayakkabı eve gelirdi. Cumhuriyet’ten sonra, mahallenin dışına çıkıp. Karşıyaka Caddesi’nde dolaşmaya başladık…”

Yüz Senelik Türk Evi…

 Emine Canayakın Teyze’nin çocukluğunun geçtiği 100 senelik baba evi, yeğenlerinden oluşan Çağlayan Ailesi tarafından 1990 yılına kadar korundu.

Soğukkuyu’da 1830 ile 1840 sokaklarının kesiştiği köşedeki 43 numaralı bu kerpiç ev, tipik eski Türk evlerinin tüm özelliklerini taşımaktaydı. Her odasında toprak şömine olan evin, yatak odasında yüklüğün içinde bir ikinci banyo vardı.

üyük bir bahçe ile çevrili evin duvarının tam ortasından boydan boya bir tahta şerit geçmekte, yüzyıllara dayanacak bir direnç sağlamaktaydı.

Bahçesini erik ve incir ağaçlarının süslediği, kuyusun­da buz gibi tertemiz bir suyun bulunduğu bu ev, aile tarafından tarihi ve folklorik özelliği yüzünden itina ile korundu. Bu açıdan Soğukkuyu’ya. Sıralıköy’den gelen Türklerin tarihi ve özellikleri açısından bu ev, bir ilginç örnek olarak tarafımızca belgelendi.

Eski Soğukkuyu aileleri

1850’lerde Sıralıköylüler’in toplu biçimde şimdiki Soğukkuyu çevresine sistemli bir şekilde gelerek bağ ve bahçeler kurduklarını, bölge yine tekin olmadığı için, kışları tekrar dağa yani Sıralıköy’e toplu biçimde çekildiklerini biliyoruz, 1850 ile 1900 yılları arasında. Soğukkuyu Camii çevresinde büyük arazi parçalarında yaşamlarını sürdüren ilk Karşıyakalı Türk aileleri, lakaplarını vererek, şöyle sıralayabiliriz:

“…Dayı İbrahimler, Helma Ablalar, Çukurbağlılar, Musa Hocalar, Mangalcılar, Başoğullar, Kançıbanzadeler, Ramizbeyler, Hocabeyler, Ferit Beyler, Müezzinzadeler, Kolcu Hüseyinler, Hacı Fatmalar, Kolcu Aliler, Hacı Hasanlar, Taşkıranlar, Çakallar, Saymalar, Karadağlılar, Muhasebeciler, Yakup Hanlar (Hacı Paşa Tarlası), Zeytinler, Hacılar, Kostaklar, Saraylılar, Kırımlılar, Semerciler, Arabacı Salihler, Tabaklar, İnceler, Konturacılar ve Zeytunizadeler (20.Yüzyılın başında Zeytunizadeler ailesinin reisi, bir Bektaşi dedesi olan Zeytunizade Remzi Dede idi, oğlu Nasır Zeytinoğlu ünlü bir diplomat olarak yetişti, 27 Mayıs İhtilali’nde Orgeneral Cemal Gürsel’in genel sekreteri idi).”

Bu arada, bazı İzmir’li zengin ailelerin de Karşıyaka’nın sahil kesiminden yazlık ev yapmak için araziler alarak konaklar yaptıklarını gözlemliyoruz. Bu ailelerin en tanınmışları şunlardır:

“…Postacızadeler, Evliyazadeler. Kapanizadeler, Mahmut Celalettin’ler, Osmanzadeler, İplikçizadeler, Leblebicizadeler, İşçimenler, Çulluzadeler, vs..”

Bir Cevap Yazın