Soğukkuyu’da uyuyanlar…

Yaşar Aksoy

Soğukkuyu semti, Karşıyakalıların tarihte ilk yerleştikleri yerdir, ama aynı zamanda son yerleştikleri yerdir de, çünkü beldenin kabristanı buradadır ve onbinlerce Karşıyakalıya son mekan olmuştur.

Soğukkuyu Kabristanı ‘nın yüzlerce yıllık eski bölümünün kapısından girip, önümüzdeki yoldan dümdüz ilerlemeye başlıyoruz.. Hemen solda ilk gözümüze çarpan Tahir Bor’un mezarı. Karşıyakalı ünlü Kuvayı Milliyeci’nin mezartaşı üzerinde (1885-1973) yazısı okunuyor. Biraz ilerde başta Şeyh Behçet Tonak ol­mak üzere tüm Tonak ailesinin toplu mezarı var. Bu Bektaşi şeyhi 1856’da doğmuş ve 1940’da öl­müş. İlerledikçe önümüze bir çok Osmanlı dönemi mezarı çıkmakta. Sakız, Rodos, Girit, Filorina, Selanik. Manastır ve Yanya eşrafından çok kişi var..

Hoca Mithat Kütüphanesi’ne ismini veren, İzmir Erkek Lisesi Müdürü ve İzmir Maarif Emini Mithat Arukan (1897-1966), bir mermer abide içinde yatıyor. Arka kısımlara doğru ilerlediğimizde, 1923-1938 arası İzmir Milletvekilliği yapmış olan Osmanzade Hamdi Aksoy (1883-1961) ile karşılaşıyoruz. Şair Tokadizade Şekip’i (1870-1932), aynı gün ölen talihsiz oğlu Ali Nasır (1901-1932) ve karısı Gülfem Öztokat (1883-1958) ile birlikte buluyoruz.

Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in babası Hafız Hayrullah Evren Efendi (1872-1952) ile annesi Naciye Evren (1884-1983) yanyana yatıyorlar. Naciye Evren’in mermer kabri başında şu yazı okunuyor: “Naciye Evren Adım.. Asra Yakın Yaşadım.. Beni Ol Cennetinden.. Mahrum Etme Allahım..”

Ana yolun sonuna doğru yaklaştığımızda Özsaruhan Aile Mezarlığı gözümüze çarpıyor. Matbaacı kardeşler, Mehmet Ali Molay ve Ethem Ruhi Molay karşılıklı yatıyorlar. Etem Çolak (1919-1964), yolun en sonundaki mezarlardan biri.

Aynı yoldan geri döndüğümüzde gözümüze çarpan önemli kişiler şunlar: Kavalalı Tütün Tüccarı Adil Akkum (1876-1949), İstiklal Savaşı Gazisi İsmail Met (1897-1980).. Köknar aile mezarlığı çeşmenin yanında.. Hacı Dr. Baha Kitapçı (1913-1977) ile Av.Bekir Behlül (1862-1932) yan yana. Aniden karşımıza büyük bir Hürriyet Kahramanı’nın kabri çıkıyor. Heyecanla silik yazıyor okuyoruz: “İttihat ve Terakki Murahhas Azası iken, pek genç yaşta vatan yolunda ölen Nesimi Sarim (1880-1931)”. Nesimi Sarim’in aynı zamanda şair olduğunu hatırlayarak, Karşıyaka’nın ünlü aileleri Lahur ve Mesta’ların önünden geçerek çıkış kapısına yaklaşıyoruz.

Şimdi kapının hemen yanından sağa dönen yola sapacağız. Tam köşede ünlü politikacı Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu (1900-1978) bulunmakta. Sağdaki yoldan ilerlemeye başlıyoruz. Hemen solda içimizi acı ile kanatan bir mezar var. Yazısını okuyoruz: “Melek Yavrumuz İnci Nalkesen (1949-1982)”.. Genç  yaşta vefat eden bu değerli arkadaşımız ve meslekdaşımızın anısına dua etmemek elde mi? Mezarın arkasına babası Yusuf Nalkesen, kızı için yazdığı son bestesini kazımış.

Gözlerimiz bir çok ünlü kişiyi tarıyor: İzmir’in sevgili evladı Avukat ve Şair Nahit Hilmi Özeren (1897-1951), “Geldim, Gördüm. Göçtüm. Cümleniz Hoşça Kalın” diyen ünlü Bektaşi Şeyhi Zeytinoğlu Remzi Dede (1875-1954), İzmir Milletvekili Dr. Mustafa Bozoklar (1915-1978) ve Karşıyakalı ünlü Muşkara ailesinin toplu mezarlığı..

Eski Kabristan’da dedem Hilmi Dölek ve eşi Safiye Hanım da uyuyor.. Az ilerdeki büyük ninem Fatma Hanım’ın üzerine ise annem Zehra Aksoy’u, (1 Sınıf, 30 Ada, 417 numaralı kabire),1992’de gömdük. Yıllar sonra babam Çeşme’de 2004 yılında ölünce, Çeşme Çakabey Anıtı arkasındaki özel mezarlıktaki baba kabrine (5 Ada, A Blok, 2 numaralı), annemin kemiklerinden bir kısmını ve bir avuç Soğukkuyu toprağını ilave ettim. Annem artık, hem Soğukkuyu’da babaannesi Fatma Hanım ile hem de Çeşme’de sevgili kocası Cemal Aksoy ile koyun koyuna uyuyor..

Annemin vefatından sonra “Annem” şiirini yazmıştım:

osmanpaşa camii avlusunda ağlıyorum..

annem omuzlarında sevdiklerinin..

cuma ramazanın birinci günü..

kavuşurken toprağına ninesinin..

artık.. bir mum kadar hüzün..

bir kül  kadar tarih..

münir nurettin’in hangi mevlidi bu..

içimde girdaplarca patlayan binlerce uçurum..

biliyorum annem her zamanki gibi mahzun..”

Yeni Kabristan

Eski Mezarlıktan çıkıp, cami avlusu içindeki yeni mezarlığa girdiğimizde gözümüze çarpan isimler ise şunlar: Durmuş Yaşar (1889-1982), 3 dönem İzmir Milletvekili Fazlı Arınç (1923-1976), Burhanettin Tatış (1930-1980), Sait ve Ahmet Çolak aile mezarlığı, Eski Ticaret Bakanlarından Atıf İnan (1893-1970)…

Karşıyaka’nın ünlü futbolcularından Gode Cengiz ile Erol Baş’ın da kabirlerini ziyaret ediyoruz. Ciciannem Hatice Altınkalem, Haç görevinde Arabistan’da ölen eşi Nazmi Efendi, amcam İzzet Altınkalem, eniştem Süha Sükuti Tükel, sevgili teyzem Seniha Altınkalem, eşi Oğuz Talay enişte ve Göztepeli ünlü futbolcu eniştem Emcet Sayar da burada yatmakta. Kimbilir daha gözümüze çarpmayan ve kıyıda köşede kalmış ne ünlü kişiler var bu ormanlıkta. Herkes yan yana ve gönül gönüle uzanmış. Sadaret Şifre Katibi Saffet Efendi ile Erkanı Harp Miralayı Cemalettin Bey yan yana uyuyorlar. Hemen önlerinde Kavala eşrafından Hacı Hafız Muslihittin Efendi var. Arkada ise, Giritli Süreyya Efendi ile Florinalı Balkan Bey, bir servi ağacının altına yerleşmişler,

Evet.. Tekrar soralım. Kimler uyumaz ki, Soğukkuyu’da?..

Karşıyaka Aşığı Hıristiyanlar

Soğukkuyu mezarlığının arkasındaki Hristiyan Mezarlığına geçiyoruz. Yüzyıllardan beri Karşıyaka’da oturmakta olan ünlü Levanten ailelerin toplu kabirleri var..Çoğu İtalyan olan bu aileler, Türk dostu olmakla ve Türkiye’ye büyük hizmetler vermekle ün yapmışlardır.

Dev mermer odalar şeklinde inşa edilmiş kabirlerin tepelerine haçlar dikilmiş ve her kabirin başına “Famille” yani aile yazısı yazılmış. İlk gözümüze çarpan kabir, “Famille Marraccını” ismini taşıyor, Karşıyaka’nın ünlü  Marraccını ailesinin ölüleri şunlar: Charles Marraccını (1888-1958), Adrienne Moralıze (1890-1965) ve Sılvıa Marraccını (1976). Adrienne Moralızade’nin Halit Moralı’nın İtalyan eşi olduğunu biliyoruz.

Az ilerde İtalyan Pennetti ailesinin toplu mezarı gözüme takılıyor: Silvana Pennetti (1943-1969), Armondo Pennıtti (1884-1970), Lisbeth Pennetti (1894-1971), Pola Pennetti (1899-1979).. 25 yaşında ölmüş Silvana’ya üzülmemek elde mi?

Yürümeye devam ediyoruz. Üzerinde dev bir haç asılı olan Michele E. Petrini ailesinin mezarı üzerinde, Sofie-Eugenio-Michele isimleri okunuyor. Kocaman bir kanatlı Meryem heykelinin dikili bulun­duğu mermer bir bloğun üzerinde ise P.G. Pavlovic yazısı var. Yürüdükçe Karşıyaka’nın tüm eski İtalyan aileleri önümüze çıkıyor: Mellini, Fossi, Keller, Vernazza, Darmı. Marinelli, Corsini, Armao, Romao, Pallamari, Bragiiotti, Fercken, Abajoli, Baladur ve Filipucci gibi çoğunun kökü 1800’lere dayanan Türk dostu aileler bunlar. Yunan işgalinde Türklerin yanı başında vatan­larını savunmuş öz yurttaşlarımız!..

Tam mezarlıktan çıkmak üzereyiz ki, büyük Türk dostu Van Der Zee ailesinin anıt mezarı önümüze dikiliveriyor. Demir korkuluğu aşarak aile mezarının içine giriy­oruz. Hendrik (1894-1933) ve Christine (1891-1930) yan yana yatıyorlar. Baba ve ana Van Der Zee bunlar, 1918 doğumlu ve İkinci Dünya Savaşında Tobruk’ta uçağı denize düşen küçük Hendrik de sembolik olarak mezar yazısında temsil edilmiş. Az ilerde aynı ailenin Frederick Maire, Waldemar, Carel William isimli üyeleri var. Hendrik Van Der Zee’nin İzmir’in işgalinde ilk kurşunu sıkan Gazeteci Hasan Tahsin’in en yakın arka­daşı olduğunu ve onun kız kardeşi Melek Hanımı katliamdan kurtarmak için Amerikan Konsolosluğu’na kaçırdığını hatırıma getiriyorum. Bu Türk dostu aileye sevgilerimi sunarak, yavaş yavaş Soğukkuyu Mezarlığından ayrılmaya yöneliyorum…

Evet.. Bir koca tarihi yaşatıyor Soğukkuyu Mezarlığı.. Uyuyanlar mutlu uyusun..

Bir Cevap Yazın