Sizi çok özledim, Şükran Kurdakul…

Yaşar Aksoy

19 Ocak 1992… Karşıyaka, şairini bağrına basıyordu. Karşıyaka’dan yetişmiş edebiyatçılar için düzenlenen saygı günlerinden birincisi, 1943’te basılan Tomurcuk isimli kitabında Karşıyaka’sını “Hülya, maviliğinde menevişlenmiş gibi” biçiminde mısralarına döken Şükran Kurdakul için gerçekleşmişti. Toplantıyı ben yönetiyordum. Şair, böylece 15 yaşında komünist suçlamasıyla tutuklandığı beldede bu kez saygıyla anılıyordu…

Saygı gününde Şükran Kurdakul’un gözyaşlarının yanaklarından aşağılara akıp gittiği gözlendi. Karşıyaka Belediyesi adına düzenlenen plaketi ve buketi, ustası Samim Kocagöz’ün elinden alırken koca salon sevgili şairimizin sarsıldığını hissetti. Sonra benimle birlikte kürsüye çıktıktan sonra, babası kurtuluş savaşı kahramanı Binbaşı Mehmet Salih anlatılırken Şükran Kurdakul yine ağlıyordu. Annesi için yazdığı şiiri okunurken, Amerikan Emperyalizmi’ne karşı bir kükreme destanı olan “İzmir’in İçinde Amerikan Neferi” kitabından bölümler sunulurken, edebiyat dostları Nahit Ulvi Akgün, Turgay Gönenç ve öğretmeni Hilmi Ziya Apak konuşurken, yine çelebi şair derin biçimde duygulanıyor ve geçmişin erişilmez ufukları şüphesiz gözlerinin önünde canlanıyordu.

1940-48 yılları arasında Karşıyaka’da yaşayan, çocukluk ve erken gençlik döneminin en romantik, en şiirsel yıllarını bu beldenin sahilinde, Bostanlı’sında, Çamlık’ında, okullarında ve Halkevi’nin kültür ve sanat dolu duvarları arasında geçiren Şükran Kurdakul, ömrünü kaplamış yazarlık ve edebiyat emekçiliğiyle, kültür yaşamımızın en saygın isimlerinden biriydi. Özgün şiir kitapları, öyküleri, edebiyat tarihi araştırmaları, yayıncılığı, oyun yazarlığı, devrimci örgütçülüğü onun en belirgin özellikleriydi. Dostları, bu yönleri üzerinde çok çarpıcı açıklamalar yaptılar.

Ben onun en çok sevdiğim şiirini, “Ağıt Değil” şiirini okurken, şüphesiz kendini Hasan Tahsin’in yanı başında hissetti.
“… Gücünüz varsa sizin.. Sözcüğü tutuklayın öğrenci, kitap, Türkçe… En güzel dilimin.. Özgürlüğü tutuklayın / Ben ki düşünüyorum… Var olduğumdan beri… Silahlar bana dönük… Savaşlar sizin için… Gücünüz varsa artık… Usumu tutuklayın.. / Açtı kendini, bir bayrak gibi işte… Ölümün üzerinde Hasan Tahsin… Bu silah başka silah… Bu ölüm başka ölüm… Gücünüz varsa sizin… Ölümü tutuklayın…”

Şükran ağabey ile büyük dost olduk. Karşıyaka Belediye Başkanı A.Kemal Baysak’ın önerisi ile 9 Eylül 1997 günü sevgili ağabeyimin ismi, çocukluğunun geçtiği eski Belediye Sokağı’na verildi. Açılışta bir konuşma yaptım. Keyiften dört köşe idi… Çok mutluydu… O akşam bir meyhanede parlattık. Ne iyi yaptık, değil mi? Karşıyaka şairini yine bağrına basmıştı… Ne yazık ki çok ama çok sevgili ağabeyimi, 15 Aralık 2004 günü kaybettim.

Tam burada “Şükran Kurdakul” isimli şiirimi sunmalıyım:
“…sokağının başına dikilirim bazen… uzun uzun bakakalırım… kelepçeli geçtiğin günlere… hem coşku hem hüzün içimde… / sen ki… sosyalistlerin en kemalisti… ben ki… kemalistlerin en sosyalisti… ağabey kardeş olduk… ilk kurşunun şanlı şafağında… / yaşasın yeniden kuvayı milliye… / yaşasın kaf sin kaf…”

Bir Cevap Yazın