Mehtaba Bakıp Seni Andım

Yaşar Aksoy

Ne zaman mehtaba baksam, rahmetli anneciğimi, Karşıyaka Lisesi Tarih öğretmeni Zehra Aksoy’u hatırlarım. Mehtaplara bayılırdı, saatlerce kendinden geçip gökteki güzelliği izlerdi. Ben mehtaba bakınca, annemi hatırlıyorum, annemi hatırlayınca da eski Karşıyaka gözlerimin önüne geliyor..

İnsanların yaşadığı kentler, ulusların kaderine ve yurt­taşların yaşantısına önemli ölçüde damgasını basar. Bu yüzden Montaigne, “Beni Fransız yapan Paris’tir” demiştir. Yahya Kemal, “İstanbul’suz, Türk’ü anlamak kolay mı?” diye sormuştur. Abdülhak Şinasi Hisar, Tevfik Fikret, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sait Faik, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim, Orhan Pamuk gibi tanınmış yazarların edebiyatla buluşmaları esnasında İstanbul’un etkisinde kaldıklarını biliyoruz.

Şair İlhan Berk, “Ozanların bir kentleri vardır, hiç değilse bir mahalleleri, bir sokakları, oluşup geldikleri bir döl yatakları vardır” der. Ben de, doğup büyüdüğüm Eski Karşıyaka‘dan, Soğukkuyu ve Bahariye semtlerinden çok yoğun biçimde etkilendim. Musavat ve Meşrutiyet sokaklarındaki ilk mütevazi evlerimizde geçen çocukluk yıllarımda, kış boyunca kızarmış sobamızın üzerine dizdiğimiz kestanelerin çıtırtısı içinde, sürekli eskiyi anlatan büyüklerimizi can kulağı ile dinlerdim.. Annem tarihçiydi, belki bu yüzden tarihçi eğilimli bir kültür yazarı oldum. Böyle büyüdük, böyle yaşadık, böyle bu günlere geldik.. Bu yüzden Karşıyaka çarşısında, eski sokaklarında ve sahilinde yaptığım gezintilerimde, hep eskiyi dolaşıyormuşum gibi bir his içinde olurum.

“Kaf Sin Kaf”tır Aşkımız…

 Ne yazık ki eski Karşıyaka, geçmişte kaldı.. Artık.. Önünden denize girilen sakız yalılar, hanımeli-yasemin kokulu sarmaşıklı evler!… Mehtap sefasına çıkılan tıkırık faytonlar, şıkırdam Levantenler, ünlü sokaklar ve romantik şairler!… Çın çın öten atlı tramvaylar!… Hiçbiri yok.. Her şey tarihe karıştı.. Komşularımız, eski dostlarımız hepsi ölüp gitti.. Her yer apartman doldu. Yalnızca ateşli K.S.K. taraftarları kuşaktan kuşağa akıp gitmekte.. Sanki Karşıyaka’mızı, yalnızca taraftarlar yaşatıyor.. Doğru bir söz..

Daima Soğukkuyu ve Bahariye semtlerinde yaşadım.. Yaşantım “demiryolu” boyunca akıp gitti. Çünkü demiryolu kenarında doğdum, büyüdüm ve hâlâ oralarda yaşıyorum. Yıllarca istasyon dibindeki hiddetli Uşaklı Naci’nin kıraathanesinde vaktim geçti. Hâlâ eski tren yolunu geçerek, işe güce, çarşıya giderim, akşamları Posbıyık İbrahim’in ray dibindeki kahvesindeyim, garsonumuz Çeto bize çay getirir, bizim Göçmen Mahallesinden ünlü Karşıyakalı sosyal demokrat politikacı Mehmet Ersoy, Pentür Sanat Galerisi sahibi Ertuğrul, şair Mutlucan ile okey oynar dururuz. Yıllarca tren geçerken bizim ev beşik gibi sallandı, tren yolu 2006’dan sonra iptal edildi, tren son geçişinde bizim kavşakta bir ilkokul kız öğrencisini yine ezdi, sonra raylar söküldü, artık yerin altından metronun geçmesini bekliyoruz, şu anda inşaat devam etmekte.. Metro çalışmaya başlayınca, yine evimiz sallanır mı acaba?..

Benim İskelem..

Karşıyaka Vapur İskele­si vazgeçemediğim göz ağrımdır.. Nasıl vazgeçerim ki?.. Her gün ona sığınmadan, ondan izin almadan İzmir’ime nasıl geçerim ki?.. Aslında Karşıyaka sevgim ile İzmir sevgim tam burada dengelenir.. Girne’deki evimden çıktım diye­lim, tren yolu boyunca yürüdüm, istasyonu ve Kemalpaşa Caddesi’ni boydan boya geçip, çarşının toplumsal ruhu ile kaynaştıktan sonra, aniden iskeleye gelivermek, içimde tarif edilmez bir İzmir özleminin yanıp tutuşmasına yol açar.. Tam iskele önünde, bir yanda evim, çocukluğum, anam, babam, arkadaşlarım yani sevgili Karşıyaka’m vardır, öte yanda ise müthiş büyülü bir İzmir denizin ötesinde buram buram tütmektedir.. Bir yanda, sanki evdeki sevgilim. Öte yanda ise denizle bütünleşmiş öteki sevgilim.. Sanki bunlar bazen birbirinden ayrı kavram­lar, apayrı aşklar olarak belirirler, bazen ikisi aynı şeydir sanki..

Konak İskelesi’ne eğer Karşıyaka’dan geliyorsam, vapurdan kuş gibi iner ve koşa koşa Kemeraltı’na girerim, artık İzmir bana kollarını açmıştır. Tam tersine Konak İskelesi’ne İzmir tarafından gelip Karşıyaka’ya geçecek isem, kaçar gibi uzaklaşmak isterim İzmir’den; çünkü İzmir beni yormuş, koşturmuş, bitik yapmıştır, artık evime kavuşmak sevdası ile özlem çekerim, evim Karşıyaka’­dadır, öyle ise vapurda Karşıyaka’nın hayalini kurmama kimse karışamayacaktır.. Karşıyaka ile Konak-Pasaport-Alsancak arasında, dümen tutturarak gider gelirim..

İskelelerde gişelerdeki biletçilerle, halat atan çımacılarla ve çaycılarla dostluğum derindir.. Yıllardır beni izlerler, selamlaşırız, bazen yazımı okurlar, ben televizyon­da konuşurken bana sevinçle bakarlar.. Onlar benim vapur yoldaşlarımdır.. Hele Çaycı Adnan belki 20 yıldır bana çay taşıyıp durmuştur.. Ne zaman vapura binsem gözlerim Adnan’ı arar..

Karşıyaka’daki 63 yıllık hayatım mütevazı ve saygın biçimde geçti.. Ailemden aldığım terbiyeyi daima yürüt­tüm. Karşıyaka’da örnek bir hemşeri olarak yaşadım, hep alnımın teriyle araştırmacı gazeteci olarak çalıştım, çabaladım, en güzel yıllarım, evimdeki çalışma odamda daktilomun başında geçti.. Karşıyakalıların yazarı olmanın sonsuz zevkini yaşadım.. Tarihte ilk kez Karşıyaka’nın Tarihi’ni yazma onuruna sahip oldum. 1984’te Yeni Asır’daki muhteşem “Ah Karşıyaka” yazı dizim ve 1987’de basılan “Karşıyaka ve Kaf Sin Kaf Tarihi” kitabım, 2000 yılında sevgili Kemal Baysak tarafından bastırılan “Bir Aşkın Hikayesi Karşıyaka” kitabım, beni Karşıyakalıların bağrına silinmemecesine yerleştirdi.. Maçlarda omuzlara bile aldılar..

Şu anda müteahhitler, biricik kızım Neslihan’a armağan ettiğim Girne’deki iki katlı baba evimi yıkıp apartman yapmak için rica ediyorlar. Bir türlü yıktıramıyorum. O yüzden yazımın  sonuna evimin önünde, geçmişime, sizlere ve belki de evimin geleceğine el sallayan bir fotoğraf koymak isterdim ama yapamadım içim kalkıyor. Bir türlü Soğukkuyu-Bahariye semtlerindeki geçmişinden ve artık çok eskimiş olan evimizden kopamıyorum.. O evde hala anamın, babamın ruhları dolaşıyor belki. Nasıl yıktırıp, her Karşıyakalının yaptığı gibi modern bir apartmanda otururum?..

Bu yüzden hepinize el sallıyorum.. Yeni yılınızı kutluyorum..Hoşça kal diyorum..

Hem geçmişime, hem de bilinmeyen geleceğime..

Bir Cevap Yazın