“Kordelio” derler adıma..

Yaşar Aksoy

Karşıyaka’nın, İzmir’in bağrında bir “Casa Estiva” veya “La Ville de Vacence” olduğu sürekli söylenegelir. Yani, İtalyanca ve Fransızca karşılığı olarak yemyeşil doğası ve masmavi sahili ile Karşıyaka, İzmir’in sayfiyesidir, eğlenilecek, gezilecek, dinlenilecek ve aşık olunacak bir beldesidir. Kıyısında uzanan sahil banyoları, tertemiz insanları, serin suyu, tatlı imbatı ve güzelim yaşantısı ile yüzyıllarca dillere destan olmuştur.. Osmanlı’nın son 100 yıllık döneminde ünlü bir Levanten Köyü’dür aslında..

Antik Çağ’a uzanırsak, Karşıyaka ile iki adımlık uzaklıktaki Bayraklı Höyüğü arasında ilişki kurmamız gerekir. İzmir’i ilk kuranların, Milattan Önce 3000 yıllarında Tunç Çağı’nı yaşayan ve Bayraklı’da şimdi “Tepekule Höyüğü” denilen ören yerinde oturan bir halk olduğu Ord.Prof.Ekrem Akurgal tarafından yıllar boyunca yapılan kazılar sonu­cu kesinlik kazanmıştır.

İlk Türkler ise, Karşıyaka’nın Alurca ve daha sonra Sıralıköy yöresine, bundan tam 400 yıl önce, yani 1600’larda yerleşirler. Yamanlar’ın korumalı bir plato­sunda olan Sıralıköy mezarlığı, bugün Türkmen (Oğuz) soyundan ilk Karşıyakalıları bağrında uyutmak­tadır.

Sıralıköy’den Soğukkuyu’ya atlayan, oradan sahil kenarı ve ana cadde çevresindeki Levanten ağırlıklı Kordelyo yerleşmesi ile bütünleşen toplumsal gelişme, 1919-22 arası saldırgan bir nitelik kazan “Yunan-Ermeni” unsurunu devreden çıkararak, günümüze uzanacak yepyeni bir kentleşme çizgisini yürütmüştür.

Karşıyaka’nın eski ismi, Cordelieu veya Cordelio idi.. Coeur de Lion’un, sondaki “n” harfi yüzyılların törpüsü İle kaybol­muş ve Cordelio olmuştur. Demek ki, Karşıyaka ilk ismini, Arslan Yürekli Rişar’a borçludur. 1190’lı yıllarda Üçüncü Haçlı Seferi’ne katılan Aslan Yürekli Rişar’ın İzmir’e geldiği bi­linmemekle beraber, karayolundan Kudüs’e giden bazı Hristiyan şövalyeler grubu, İzmir’in karşısındaki ormanlık sahil şeridine gelmişler ve ordugah kurdukları buraya Avrupa’nın En Şanlı Kahramanı’nın ismini vermişlerdir. Bu iddiayı bazı Hristiyan oryantalistler, haritacılar ve Karşıyakalı Levantenler ileri sürerler.

Türkler de, en eski çağlardan beri İzmir’in karşı sahiline Karşıyaka demişlerdir. 1081’de İzmir’de Çaka Bey döneminde ve daha sonra Aydınoğlu Umur Bey zamanındaki İzmir savaşlarında “karşı-yaka” ve “karşı-sahil” isimlendirmesi, Selçuklu silahşörleri arasında söylene gelmiştir.

Karşıyaka’nın yetiştirdiği büyük bilim adamı Prof. Dr, Bilge Umar, bir anıt eser olan “Türkiye’deki Yer Adları” isimli eserinin 464-465’inci sayfalarında, gizemli bir Anadolulu antik çağ halkı olan Luwi’lerin diline göre, “Kord (a)-el (a)-îon”, kelimesinin, “Bahçe-Geçidi-Yeri” anlamına geldiğini ileri sürer.

Toplumsal Gelişme

1865 yılında geçen tren yolu, Karşıyaka’nın hızla gelişmesine yol açar. 1884’de kurulan Hamidiye Vapur Şirketi’nin Karşıyaka’daki tahta iskeleye vapur seferlerine başlaması, gelişmeyi daha da hızlandırır.

Bu yıllarda Karşıyaka’da ikili bir yerleşme at başı iler­lemiştir. Sahil şeridine, buradan büyük arsalar satın alan Levantenler ve yabancı tüccarlar yerleşerek yalılar ve köşkler yapmaya başlamışlar, İzmir Tümen Komutanı Giritli Ferik Hüseyin Hilmi Paşa ise, Soğukkuyu civarını Türklerin iskanına açmıştır. Böylece yüzlerce yıl önceden Yamanlar’ın Alurca-Sıralıkoy yörelerinde yaşayan Türkler, yaygın bir şekilde Soğukkuyu’ya yerleşmeye başlamışlardır.

Papa Scala veya Papaz Köyü olarak isimlendirilen Bostanlı ise, Menemen’in karpuzunun ve kavununun boşaltıldığı, gemilere yüklendiği bir iskele idi. Türkler de bu yüzden ona Bostanlı demişlerdir. Tren yolunun geçtiği Kara Bostanlısı ise, Tomaza diye anılırdı ve her iki Bostanlı’da birer Ortodoks kilisesi vardı. Aya Tiryanda isimli Turan sahillerinde ve bir Türkmen beyinin kurduğu çadırlı ordugahtan ismini alan Alaybey‘de on-onbeş evlik küçük, yerleşmeler vardı… Yüzyılımızın başında Karşıyaka çevresindeki yerleşim bölgelerinin ilginç isimleri vardı.

  1. 1. Soğukkuyu: Suyu çok soğuk olan ünlü kuyuları sebebiyle bu ismi almıştı.
  2. Kelerlikuyu: Soğukkuyu’yu geçtikten sonra önemli bir yerleşim bölgesiydi. (Şimdiki Ordu Caddesi bitimi, Başçılar Camii civarı.) Kuyularında su semenderleri yüzdüğü için, halk semender’e “keler” demesi yüzünden böyle isimlendirilmişti.
  3. Dedebaşı: Civarında çok evliya yatırı vardı. Hasan Dede. Soğan Dede olmak üzere beş, altı dede bölgeye aitti. Yüzyılımızın başında Soğukkuyu’dan daha önemliy­di. Çanakkale, Bergama yönünden gelen atlılar, eşekliler ve at arabaları, Dedebaşı’nda mola verirler, kahve, cami ve pazarından yararlanırlardı. Burası deve güreşi merkeziydi.
  4. Hacı Hüseyinler: Hacı Hüseyin isimli bir adamın geniş arazisi olduğu için böyle isimlendirildi. Sonra Şemikler dendi.
  5. Naldöken: Sancaklı, Doğançay gibi köylerden gelen atlıların, geçerken zorlandığı bir bölge idi. Sert zemini vardı ve meyilli idi. Oldukça eski bir yerleşimi vardı.

1900 yıllarına gelindiğinde, kiliselerini ve okullarını oluşturan Hristiyan nüfus, Müslüman Türkler ile mutlu bir yaşantı içindeydi. Alaybey’de havraları olan Museviler ile İtalyan, Fransız, İngiliz, Alman, Hollandalı Levantenler ve bazı Rum kesimler, Türklerle kardeş gibi yaşıyorlardı..

Bir Cevap Yazın