Karşıyaka çocuğu, Tarık Dursun K.

Yaşar Aksoy

Ünlü yazarlarımızdan Tarık Dursun K.’nın, gençlik anıları içinde Karşıyaka’nın oldukça önemli yeri vardır. Şimdi bana gençliğinin Karşıyaka’sını anlatsın (Bu söyleşim, 1985 yılında gerçekleşti): “Karşıyaka’nın sahilden hayli gerilerde kalmış, o zamanlar Reşadiye diye anılan sonu demiryoluna dek uzanan ince sokağın tam ortalık yerinde, iki katlı evimiz vardı. Duvarları taştan örülmüş, pencereleri demir pancurlu, kapıdan içeri girdiğinizde mevsim yazsa yüreğinizi dinlendirecek bir serinlik; kışsa İzmir ayazından sizi bir çırpıda kurtarıverecek tatlı bir mangal sıcaklığına eşit bir sıcaklığa sahip bir yarım taşlık hemen karşıcı çıkıverirdi size.

Evin iki katından birincisi düzayaktır Karşıyaka evlerinde. Hafif dirsek vermiş bir taş merdivenle ikincisine çıkılır. Birinci katların tavanları alçak yapılmıştır. Genellikle kışları yatma dışında evdekilerin bütün yaşamları bu birinci katlar¬da geçer. Mutfak, tuvalet, yüklük yerine geçecek bir küçük odacık dar bir koridorun iki yanında sıralanmışlardır. Oturma ve yemek odasının (ya da odalarının) bütün pencereleri sokağa bakar. Arada, oda bütün bütüne karanlık kalmasın diye bahçeye dönük bir ikinci penceresi daha vardır. Eski İzmir evlerinin bir unutulmaz özelliği mutlaka bir bahçesinin de olmasıydı. Bahçede, yasemin, akşamsefaları, ful, kasımpatları, kan kırmızı mayıs gülleri, karanfiller, mor menekşelerle sardunyalar, yerine ve mevsimine göre durmaksızın açar, evin insanlarını çiçeksiz bırakmazlardı. En görkemli meyve ağaçlarımız, ya nardı ya da turunç, onu hintelması izlerdi. Baharda Bostanlıköy’den gelen tavlanmış toprak kokusuna ekili bostanların kokusu karışır, çevre bahçelerdeki narenciye çiçeklerinin kokusunu da yanına katarak hepsi birden denize inerdi.

Karşıyaka sahilinden, vapur iskelesinin oralardan çocuklar don paça denize girerler; Alaybeyine doğru taşlar üstüne sıralanmış nice insanlar balık avlardı. Çok ötelerde, adı Deniz Bostanlısı’na çevrilmeden önce Papaz olan en uçtaki balıkçı köyünün hemen arkasına düşen yerler tümüyle bataklık, sazlıktı.

Kıyı boyunca atlı tramvay işlermiş. Annem anlatırdı. Gülünçlü hikayelerdi çoğu. At inatlaşır, gitmekten vazgeçer durur, yolcular inerler ve tramvayı itmek zorunda kalırlarmış. Tramvay yolcuları bir ailenin bireyleri gibiymişler. Reşadiye o tramvay yolunun tam ortasına düşüyordu. Kadınlar banyosu Reşadiye’nin alt yakasına düşüyordu.. Denizin üstünde tahta perdeyle çevrilmiş, içinde kadınların caddeden geçen erkeklerce duyulmasında hiçbir sakınca görmedikleri taze kahkahâlâr atarak yüzdükleri bu minik ve ilkel havuzcuk, durağa da adını vermişti: Banyolar!

Karşıyaka’nın Kara Bostanlısı (şimdi Nergiz diye anılan), aslında Bostanlıköy’dü. Tren bacasından dumanlar çıkararak gelir, durur; kalkışını anlı şanlı düdüklerle haberler, sonra alır başını Tomaza’ya (sonra adı Hacı Hüseyinler, daha sonra Şemikler olan) doğru giderdi. O zamanları anlatan hikayelerimi, “Bahriyeli Çocuk” isimli kitabımda kitabımda anlattımdı.”

Tarık Dursun K. Sokağı
12 Haziran 1997 günü sabahı, Karşıyaka’da Bostanlı’da 6344 numaralı sokağa, Tarık Dursun K.’nın ismi verildi, öğleden sonra ise benim ismimin verildiği 1850 numaralı sokak açılışı yapıldı. Her iki törende sevgili Tarık ağabey ile birlikte olduk. Önce onu mutlu ettik, sonra beni mutlu ettiler. Tarık ağabey baştan sona törenimi izleyip, beni kucakladı, sağ olsun… Tarık Dursun’un ağabeyi ve sevgili gazeteci-yazar dostum Halit Kakınç’ın babası rahmetli Müzik öğretmeni A.Faruk Kakınç ta şiir ve öykü yazardı, güzel bir insandı.

“Tarık Dursun” isimli şiirimi sunayım:
“…ne zaman geçsem… ömür çay bahçesi’nden… gözlerim çalakalem… ararım gölgeni… / havra sokağı’nda mısın… aslan yasef’in mangalında… sardalyalar hazır mı… ali reis’e mi çıktın… karşıyakalı kaçak… / ey izmir’in… en İzmirli çocuğu… rızabey aile evi’nin… kalender ustası… yaza yaza bitiremezsin hikayeni… / şehir sana vurgun… sen şehre vurgun… hani senin tramvayın… dan dan dan… / bırak dursun zaman… tarık dursun geçiyor zamandan…”

Bir Cevap Yazın