18 yıldır değişmeyen, ilk günkü aşk ve heyecan: Hüseyin Mutlu ve Zehra Akpınar

karsiyaka belediyesi huseyin mutlu akpinar ozel (4)Şubat ayının tüm dünyada “sevgi” temalı, Sevgililer Günü’nü içinde barındırması biz dergi ekibinin zihninde şimşekler çakmasına neden oldu. 18 yıllık evlilikleri boyunca her yıl artan sevgileri dışında, yaşadığımız ilçenin yönetim sorumluluğunu da taşıyan Hüseyin Mutlu ve Zehra Akpınar çiftinin evlerine konuk olduk. Onlardan yaşam hikâyeleriyle, 2 çocuk (Kenan ve Elif Deniz) ve Paris (Siyam kedisi) ile kocaman bir ailenin yaşantısına ortak olmak için izinlerini aldık. Kapıda bizleri Hüseyin Mutlu Akpınar’ın annesi sıcacık bir şekilde karşılarken, yapılan hazırlıklar bizi utandırdı. Ailelerini saran mutluluğu biz de yaşama fırsatı bulduk. İçinde kimi zaman mutfağın, kimi zaman müziğin ama en önemlisi “mutluluk ve sevginin” olduğu bu röportajı gerçekleştirdik. İyi okumalar…

Spotlar
“Başarımda Zehra’nın çok büyük katkısı vardır. Onun hakkını hiçbir zaman ödeyemem”.
“İnsan babası öldükten sonra büyüyormuş…”
“Hedefim is değil, iz bırakmak.”
“Belediyecilik makamda değil sokakta yapılır.”
“Ben evimde, kendi ailemde yaşadıklarımı Karşıyaka halkıyla beraber yaşıyorum.”
“Dışarıda ben kendimi değil Karşıyaka halkını temsil ediyorum.”

İlk ne zaman ve nasıl tanışmıştınız?
Zehra Akpınar: 7 Mart 1996 yılında evlendik, aslında 8 Mart’ı hedeflemiştik. Ben Hüseyin’in memleketinde zorunlu görev yapıyordum. Kayınpederim de Ereğli Belediye Başkanı’ydı. Hüseyin beni görmüş, beğenmiş, tanışmak istedi ve tanıştık. Öyle birlikteliğimiz başladı.

karsiyaka belediyesi huseyin mutlu akpinar ozel (2)İlk görüşte aşk desenize… Peki evde Hüseyin Mutlu Akpınar nasıldır?
Z: Belediye başkanlığı öncesi mi sonrası mı diye sormanız gerekir (Gülüşmeler) Öncesinde ve sonrasında zaman farkı olduğu için bunu söyledim. Evde geçirdiği zaman eskiye göre azaldı. Mutfakta zaman geçirmeyi çok sever ama artık zaman kalmıyor.

H: Ama gece eve girince hemen ilk işim mutfağa girmek oluyor.

Z: Buzdolabı kontrolü yapmaya bayılır. Ne var ne yok diye bakar.

H: Mutfağa girerim hemen buzdolabını açarım, meyve yemeyi severim çünkü… Çocuklar da hemen ister, birlikte yeriz.

Z: Senin elinden yemek tatlı hayatım…

Peki ev işlerine yardım eder misiniz?

H: Kendi ütümü kendim yaparım.

Z: Ütülenmiş olanı dolaptan çıkartır, mutlaka tekrar üstünden geçer.

H: Sabahları gömleğim ütülü de olsa tekrar yaparım ütümü. Ütüyü eve alırken ben beğenirim.

karsiyaka belediyesi huseyin mutlu akpinar ozel (5)Eşiniz ile akşamları ne yapmaktan hoşlanırsınız?

Z: 18 yıldır büyük bir keyifle, akşam yemeklerini birlikte yeriz. İşlerimiz yoğun da olsa, mutlaka bir saat zaman ayırırız ailemize. Onun haricinde film izlemeyi çok severiz. Pazar günleri ailecek kahvaltı yapmaya bayılırız. Evde yapıyorsak eğer eşimle birlikte hazırlamayı severiz. Kahvaltı sonrası dışarı çıkar, birlikte vakit geçiririz.

H: Her ne işim olursa olsun; her akşam mutlaka ailemle birlikte yemek yemeye çalışırım. Film izlemeyi, çoğu zaman da film izlerken uyumayı çok severim.

Z: Eşimin en çok sevdiği şey salonda film izlerken kanepe üzerinde uyumak. Tam film ile ilgili yorum yapacağım, bir bakarım uyumuş.

H: Bir gün yine bir film var izler misin dedi? İzleyelim tabii dedim. Ben yine uyumaya hazırlandım aslında. Film başladı, uykum açıldı. Devamında iyice dikkat kesildim. Tam kendimi iyice verdim, bitti. Prison Break meraklısı olduk bir anda. Gece 3’e, 4’e kadar izlediğimiz oldu.

Z: Çocuklar gelip yine mi Prison Break deyip odalarına dönüyorlardı o dönem.

Özel günleri takip eder misiniz? Birbirinize hediye alır mısınız?

H: Açıkçası özel bir gün diye hediye almak pek tarzım değil. Ama bir doğum gününde mutlaka hediye almaya çalışırım. Ben yıl içerisinde sürprizler yapmayı severim. Özel günleri beklemem, o gün gelsin hediye alayım diye. Sürpriz yapmayı ve şaşırtmayı severim.

Z: Bizim aramızda garip bir duygusal bağ var. Ben bir yerde bir parfüm beğenmiştim, bu parfümden alayım dedim. Arkadaşı parfümeri açmış, orada bir sürü parfüm koklamış ve birini almış. Bana hediye olarak getirdi. Benim 1 hafta önce alayım diye planladığım parfümü almış. Yine bir vitrinde görüp beğendiğim pijamanın başka bir rengini alıp geldi bir gün. ‘Hüseyin bana ne zamandır çiçek almadı’ derim, akşam elinde çiçek ile gelir.

karsiyaka belediyesi huseyin mutlu akpinar ozel (3)Hiç unutamadığınız sürprizleriniz var mı?
H: Hep bateri çalmayı hayal ediyordum. Bir gün bir baktım eşim bana bateri almış bu benim için büyük bir sürprizdi.

Z: Eşim Ereğli’deki bahçeli evimizin duvarına 20-30 A4 kağıdı birleştirip kocaman “seni seviyorum” yazmış. O çok güzel bir hediyeydi.

Farklı düşündüğünüz bir konuda evde kimin sözü geçer?
Z: Konunun ne olduğuna bağlı olarak değişir. Hiçbir zaman ikimiz de çok ısrarcı olmayız.

H: Birbirimize üstünlük kurma mücadelesi vermeyiz. Bizde huzur ve diyalog var. 18 yıl içerisinde daha bir gün evimizin içerisinde birbirimize karşı bir kırıcı söz söylememişizdir. Biz de birisi çok sinirlendiği zaman diğeri susar. Zehra’nın bu konuda büyük bir katkısı var. Sakinleştirir, uzlaşıyı sağlar. Ben de çok çok sinirlensem de maksimum yarım saatte hiçbir şey yokmuş gibi davranırım.

Z: Ben dosyayı hemen açmam arşive kaldırır yeri ve zamanı geldiğinde açarım. (Gülüşmeler)

İş icabı ayrı kaldığınızda birbirinizi özler misiniz? Ne yaparsınız?
H: Zehra’da çok yoğun çalışan biri, bir rutin yaşamı yok. Başarılı bir hekim ve iyi bir eğitimcidir. Yurt dışında seminer ve kongreleri oluyor, katılımcı ya da konuşmacı olarak. Bu iş yoğunluğu içinde çocuklarımızı beraber büyüttük. İşimizden dolayı ayrılıkları hiçbir zaman birbirimize problem etmedik. Birbirimize her zaman güvendik. Benim başarımda Zehra’nın çok büyük katkısı vardır. Gerçekten siyaset zor bir iştir. Eşim adaylığım olmadığı zamanlarda bile hep benim yanımda oldu. Ben onun hakkını hiçbir zaman ödeyemem.

Z: Ben eşimin siyaset yaparak mutlu olduğunu fark ettim. O mutluysa biz de mutluyuz. Biz uzak kaldığımızın daha ikinci günü birbirimizi özleriz.

H: Biz birbirimizi severek evlendik. Nasıl başladıysak öyle devam ediyoruz.

Bazı ailelerde sevgi sözcükleri dillendirilmez daha birbirlerine mesafelidirler sizde de öyle midir?
H: Biz dile getiririz hiç çekinmeyiz. Sevgi sözcüklerini çok kullanırız.

Z: Bana eğer “Zehra” diye seslenirse zaten ben bozulurum. Ben ona “Hüseyin” dersem bu sefer o bozulur. “Hayırdır ne oldu, neden böyle sesleniyorsun, bir problem mi var” der. Çünkü, ‘hayatım, canım’ gibi kelimeler ile konuşuruz.

H: Ben Zehra’ya “küçüğüm”…

Z: Ben de “birtanem” derim.

Bu bizim şarkımız dediğiniz, şarkınız var mıdır?
Z: İki tane var aslında. Biri “küçüğüm” diğeri de “seviyorum seni”.

Unutamadığınız film var mı?
Z: Titanik var. Hüseyin benden daha duygusaldır. “Babam ve Oğlum” ve “Eşkıya” da çok ağlamıştır.

“Babam ve oğlum” demişken, rahmetli babanızla ilişkiniz nasıldı?
H: İnsan babası öldükten sonra büyüyormuş. Ben babamla çok yakın büyümedim. Siyasetçi olduğu için aynı kentte olsan bile yoğun yaşam yakınlaşmayı engelliyor. Babam bir gün bana dedi ki, “ben size onurlu bir yaşam ve isim bırakacağım, bu isim sizin en büyük sermayeniz olacak”. O zaman bu lafı tam olarak anladığım söylenemez. Ne zaman babam vefat etti ondan sonra karşılaştığım olaylar babamın ne kadar büyük bir insan olduğunu bir kez daha gösterdi. Geçtiğimiz haftalarda Karşıyakamızın simge olmuş anıtını yenilemeye karar verdik. Bu yenileme için çok güzel bir proje çizdik. Anıtı revize edeceğiz, ilçemize yakışır hale getireceğiz. Yenileme için o anıtı yapan mimarı bulmamız gerekiyordu. Mimar Tamer Başoğlu hocamız projeyi çizdiği için onun onayı olmadan revize edemiyoruz. Konuştuk, memleketini sordum ‘nerelisiniz’ diye? ‘Aydın Nazilliyim’ dedi. O bana sordu ‘nerelisiniz’ diye, ben de ‘Ereğliliyim’ dedim. ‘Ereğli’nin 1978 yılında Atatürk anıtını da ben yaptım. Genç bir belediye başkanı vardı o zaman, çok kadim dostumdu. Keşke tanıyabilseydiniz geçen sene vefat etti. Yeni nesil siyasetçilerin o belediye başkanını tanımasını çok isterdim’ dedi. Anlayacağınız babamı anlattı bana. Sonra ‘o benim babamdı’ dedim. Telefonda ikimiz başladık ağlamaya…
Babamla bir kez daha onur duydum. O kadar doğru işler yapmış ki hayatta olmamasına rağmen arkasından güzel şeyler söylüyor insanlar. Hedefim is değil, iz bırakmak.

Tatil için fırsat bulduğunuzda neler yaparsınız?
H: Doğa yürüyüşü yapmayı severiz. Dinlenmek için gittiğimiz iki yer var. Biri Karaburun, diğeri de Bozdağ’dır. Kitaplarımızı da yanımıza alır orada dinleniriz. Zehra dağda yürüyüş yapmaya bayılır. Hemen çanta ve aksesuarları yanına alıp, yola koyulur.
Z: Biz başbaşa kalmayı seviyoruz ama çocuklar olmadan da yapamıyoruz. Bir tatile çıktığımızda onların da yanımızda olmasından çok hoşlanıyoruz. En fazla onlarsız bir gece dayanabiliyoruz.

Seçildiğiniz 1 sene içerisinde hedeflerinizin ne kadarını yaptınız? Gelecek hedefleriniz nelerdir?

İlk yıl belirlediğimiz işlerin çok üstüne çıktık. Hayallerimizi gerçekleştirdik artık yeni hayallerin peşine düştük. Bu anlamda vicdanen çok huzurluyum. Özellikle  “Karşıyaka’nın Filizlerini Geleceğe Hazırlıyoruz- Her Apartmanda Bir Öğrenci Okutuyoruz” projesi önce Türkiye’ye sonra Avrupa’ya örnek oldu. İlçe belediyesi olarak Türkiye’de ilk defa bir oda orkestrası oluşturduk. Çocuk kulübü kurduk bu sayede çocuklarımızın hayalini gerçekleştiriyoruz. Avrupa Konseyi’nin 12 Yıldız Şehir projesini almak yaptığımız işlerin ne kadar başarılı olduğunun tescilidir. Zaten 16 Şubat’ta ödülümüzü almaya gideceğiz. Ege’de ilk, Türkiye’de tek bu ödülü alan belediyeyiz. Karşıyaka bir kültür sanat şehri haline geldi. Özellikle amatör sporlara çok destek olmaya çalışıyoruz. Dünya şampiyonu okçu bir kızımız var artık. Karşıyaka Belediye Spor’un sporcusu olarak Ecem Cansu Coşkun dünya şampiyonu oldu. Dünya Okçuluk Federasyonu tarafından yılın sporcusu olmaya aday. Küçük dokunuşlarla büyük mutluluklar yaratmaya çalışıyoruz. Belediyecilik makamda değil sokakta yapılır.
Siyasetçi eğer evinde huzurluysa dışarıda da  huzurlu oluyor. Projeleri üretirken eşim, çocuklarım ve can dostumuz kedimiz Paris hep yanımızda oluyor. Kadınlarla ilgili üretilen projelerdeki başarı evdeki kadınıma duyduğum saygıdan geliyor. Çocuklarla ilgili proje ürettiğimde evimdeki çocuklarıma duyduğum sevgi ve bağlılık yansıyor. Hayvanları çok seviyorum, onlara mama veriyoruz, evler yapıyoruz. Çünkü neden? Evimde bir can dostum var, onun için yapıyorum. Ben evimde, kendi ailemde yaşadıklarımı Karşıyaka halkıyla beraber yaşıyorum. İşte onun için biz büyük bir aileyiz diyorum. Ben belediye başkanı olduktan sonra başım göğe ermedi, hayatım değişmedi. Sadece bir A4’ün altında “Hüseyin Mutlu Akpınar, Karşıyaka Belediye Başkanı” yazıyor, değişen o oldu.

5 yıl sonraki hedefiniz nedir?
Şu an Karşıyaka Belediye Başkanıyım. 5 yıl sonra halk kabullenir bu sevgiyi artırarak devam ettirir, yap derlerse tekrar yaparım. Git başka yerde bir şey yap derlerse onu da yaparım. Ben hizmetin sınırı olmadığına inanırım. Halk 5 yıl sonra bana eve dön dediğinde ben mutlu ve huzurluysam, vicdanen bir sıkıntı yaşamıyorsam benim için sorun yoktur. Taktir halkındır, benim değil…
Bugün Türkiye’de ve dünya’da Karşıyakalıları temsil eden bir insanım. Onun için hem siyasetçi hem de yerel yönetici olarak örnek olmalıyım, çünkü ben kendimi değil Karşıyaka halkını temsil ediyorum.

Bir Cevap Yazın