Sakız Adası, Roket Savaşları

Ramazan Karakundakoğlu
Eğer bir gün Yunanistan’ın Sakız Adası’nı görmek istiyorsanız en uygun zaman Roket festivallerinin olduğu günlerdir. Bu yıl 11 Nisan tarihinde, Sakız Adası’nda, Vrontados bölgesinde, geleneksel Rouketopolemos (roket savaşı) ve Paskalya’da Kutsal Cumartesi günü gerçekleşecek. Ben geçen sene Ege Açık Deniz Yat Kulübü üyeleri ile birlikte ziyaret etmiş ve bu geneksel roket şavaşlarını izleme olanağına sahip olmuştum. Cumartesi gecesi, kimilerine göre “Pagan” (yani “çok tanrılı”) dönemden kalma, kimilerine göre Hıristiyanlığın doğduğu zamana dayanan bir savaş havası canlandırılır. Bu gelenek zaman içinde karşılaşılan tüm engellere rağmen, günümüze kadar yaşatılmakla kalmamış; yıllar içinde dünyanın hemen hemen her yerinden izleyiciler de kazanmıştır. Hiç abartmadan söyleyebilirim ki, Sakız Adası’nda bulunduğunuz 48 saat boyunca patlama sesleri hiç dinmez. Ama en görkemli ve en gürültülüsü, en gerçeğe yakını, Cumartesi gecesi canlandırılan ve saatler süren “Roket Savaşı”dır.

“Roket Savaşı”, adadaki Aziz Markos ile Panagia Erityani kiliselesakiz-adasi-roket-festivali (1)ri arasında yapılıyor. Geleneğin antik çağda çocuklar arasında sapanla yapılan taş savaşlarına dayandığı da söyleniyor. Bu fantastik geleneğin, denizcilerin gemilerinden getirdikleri topların ve “sourdanda” denilen ağızdan dolma silahların atışlarına dayandığını söyleyenler de var. Sonradan Paskalya bayramın da şenlik havasında olan bu kutlamalara büyükler de katılmış ve sapanların yerini top atışları almış. Birbirinin tam karşısında bulunan bu iki kilise arasındaki mesafe 400 metre. Panagusi’nin (Panagia Erityani kilisesi grubunun) hedefi, rakip kilisenin kubbesi ve Aziz Markos’un aslanı (kilisenin ana kapısı üstünde yer alan Aziz Markos’un amblemi)…

Roket atışları Cumartesi akşam üzeri başlıyor ve artarak gece yarısına kadar sürüyor. Bu alana araba girişi yasaklanıyor; seyirciler de kendileri için ayrılmış yerlerden gösteriyi izleyebiliyor. Görsel olarak gerçekten etkileyici ama takdir edersiniz ki oldukça da gürültülü. 1889 yılında, tehlikeli olduğu düşünülerek geçici bir süre yasak getirilmiş. Bir ara topların çakıl taşlarıyla doldurulması gündeme gelmiş; ancak iki kilisenin de badem taşı döşeli avlularının bozulmasına neden olduğu için, taşlar yerini küçük roketlere bırakmış. Sakız’da Korakis isimli bir vatandaşın İtalya’dan aldığı tarifleri üzerine ilk roketlerini üretimeye başladığını, Korakis’i ilk keşfedenin de Aziz Markos kilisesidir.
Ancak bu roketlerin sırrını Panagia Erityani kilisesi de öğrenir. 1900’lü yıllarda her iki kilise kendi roketlerini yapmaya başlar. Roketler iki bölümden oluşur, biri patlayıcı karışımı bulunan silindir (nitrat, kükürt ve kömür karışımı) ve kenarda fitili ve diğeri silindirin bağlandığı uzun ve ince bir odun. 1950’li yıllarda roketler kiliselerin çatılarından atılmaya başladı. Ancak yangın tehlikesi baş gösterince roket atışları çevre alanlara kaydırıldı.

sakiz-adasi-roket-festivali (3)“Bu geleneksel şavaşı en çok kim kazandı?” diye soracak olursanız. Elbette ki bunca yıldır canlı kalmayı başarmış olan gelenektir savaşı kazanan… Hem Sakızlılar da şöyle derler, biz savaşsak da aramızda kin kalmaz; ertesi gün kuzu çevirip uzo içeriz ve barışı sağlarız. Roket imalatçıları geleneği canlı tutmak ve Paskalya’da hazır olmak için, yaz aylarının ortalarında atölyelerde roket yapımına başlarlar. Atölye dediğime bakmayın, küçücük dükkanlar, roket hazırlama aygıtları da çok ilkel ocaklar… Roketlerin yapım masrafı Vrondados sakinleri tarafından karşılanır.

Roket atölyeleri büyük Cumartesi günü sabahtan gece yarısına kadar hiç durmadan çalışırlar. Sabah erkenden roketlerin fırlatılacağı mevzileri hazırlar ve öğleye doğru deneme atışları atmaya başlarlar. Akşam üstü ise, Vrondatos kasabasında ve Sakız Adası’nda roketlerini, konvoy halinde dolaştırıp sakızlılara ve turistler gösterirler. Akşam saat dokuza doğru ilk atışlar yapılır ve saatler on biri gösterince karşılıklı toplu roket atışları başlar ve bu on bir buçuğa kadar devam eder. Yarım saat süren bir aradan sonra saatler on ikiyi geçer geçmez, bu büyüleyici atışlar tekrardan havada uçuşurlar. Bu geleneği yakından izlemek için insanlar akşam erken saatlerden itibaren Vrondatos’a akın eder ve iyi bir yer bulmaya çalışırlar. Roket savaşları bitince, izleme alanları boşalırken, tavernalar, restoranlar, eğlence yerleri ve meyhaneler doluyor. “Mayiriça” denilen ve kelle-paçaya benzeyen geceye özel bir çorba içiliyor.

Pazar sabahı ise kilise yetkileri, resmi yetkiler ve bando grubunun yer aldığı resmi geçit yapılıyor. Sabahtan çevrilmeye başlanan kuzular, öğle ve akşam yemeklerinde hoş sohbetler eşliğinde yeniliyor. Bu nefis kuzulardan yemek için önceden rezervasyon yaptırmanız şart. Son yıllarda bu geleneği görmek için adaya binlerce turist geliyor. Rezervasyon için son günleri beklerseniz konaklama için otel bulmak çok zor oluyor. Sakız Adası’na roket savaşlarını görmeye gelmişken, adanın sahip olduğu tarihi eserleri ve ören yerlerini de gezmeden geri dönmeyin. Sakız Adası’nda bir çok eski yerleşim merkezi, kilise, manastır bulunmaktadır. Özellikle Neo Moni Manastırı ve kilisesi görülmeye değer. Ada Merkezinde Türklerin ve Yahudilerin yaşadığı eski mahalleler önceden hendekle ayrılan kale içinde yer almaktaydı. Burada hamamlar, cami (Bayraklı Camii), mescit ve çeşmeler bulunmaktadır. Bununa birlikte kale dışında da yeni camiler ve çeşmeler de mevcuttur. Camiler içinde denize en yakın ve büyük olanı şu anda Bizans Müzesi olan Mecidiye Camiidir. Adaya yaklaşırken minaresi ve Deniz kıyısındaki yel değirmenleri size karşılar.

Yemekleri ise bize hiç yabancı değil. İsimler bile benzer, Yalancı dolma, yoğurt, cacık, baklava, revani, pilav, köfte az farklı olarak benzer isimlerden ile adlandılmış. Balık fiyatları ise son derece makul. Özellikle ahtapot ve hellim peyniri ızgarasını mutlaka tadınız. Kısacası Roket savaşları Sakız adasını görmek için büyük bir fısat ve en uygun zaman…

Bir Cevap Yazın