FOÇA’DA BAHAR, “EL DEĞMEMİŞ” AŞKLAR VAR

1Muzaffer Cellek / Araştırmacı yazar

Baharın ayak sesleriyle uyandık. Cemile Hanımları çoktan geride bıraktık. Az gittik, uz  gittik. Bir de baktık ki, yerinde sayıyoruz. Cemilelerin üçü de birleşmişler nanik yapıyorlar  denizin köpüklerin arasından.

Bu ne iş. Gerilere döndük baktık, arkamızda kimse kalmamış. Erikler, meyve bile vermeğe başladı. Havasından,  bir hayır göremedik  Cemilelerin. Karar verdik,   Cemileleri biz yaratacağız, baharı biz getireceğiz, diyerek düştük yollara. Havası, suyu, karası Cemilelerle birlikte batsın. Dosdoğru vardık Foça’ya.

Olsa olsa, Heredot’un memleketi Foça, bizi paklar dedik. Düştük yollara. Yeşiller arasında bembeyaz gelinliklerini   giymiş, rüzgarla bir o yana, bir bu yana savrulan dalları ve uçlarındaki baharı  seyreyledik yollarda.

Ege’de bahar var bahar. Bu mevsim, baharın nefesi, buğulanacak, çisil çisil.  Hepimizi. Işığını, sevincini, üretimini verimliliğini  tada tada, tattıra tattıra geliyor bahar.  Geldi be yau bahar.  Bahar, bir semboldür Akdeniz’lerde. Foça’da bahar var bahar. Kendiniz kendinizden vazgeçer amma, siz, baharınızdan vazgeçemezsiniz. O şarkıdaki gibi. Sıkı sıkıya tutalım, “saçlarından baharı.”

Ege’de, bahar senfonisi başlamak üzere. Yetişmeliyiz. Heredot’un Foçası “Foksuz” yaşar ama, Foça, o gün, baharı delicesine yaşıyordu. Bu yüzden davetliydik Foça’ya; bahar, herkesten, her şeyden  çabuk  en önde gelivermişti. Ne de olsa Ege’ydi.

Heredot’un memleketinde varsın foklar kaybolsun. Bırak Foça, fok’suz yaşasın. Ama o bembeyaz ağaçların baharında gizli polenler, rüzgarla el ele vermiş, yamanıyorlar her yere. Yaşama sevincini, güzellikleri dağıtıyor, gönülleri uçuruyor savrulan bir yaprak gibi. Bir oraya bir buraya.

Foça’da bahar var bahar. Foça’da beyazların cümbüşü var. Foça’da, el değmemiş aşklar var. “Misler” gibi. “Tadından yenmez!” Aşk meyveleri bademler şimdi tablalarda. Erikler çiçek açtı, bademlere inat. Meyveleri ise, eli kulağında. Neymiş efendim kocakarı soğukları, bilmem ne rüzgarları varmış daha. Geçiniz efendim geçiniz. Valla kocakarı buralara bir düşse,  canı  evlilik ister. Yenibaştan evlenir. Bu bahar bir  başka, Bu güzelliklere, hiçbir can dayanmaz! İninizden çıkınca, anlaşılıyor dışarıda her şey.

Baharı görmeden, yorgun düştünüz öyle mi? Hımmm. Siz, bahar yorgunusunuz da. Öyle anlaşılıyor. Bahar yorgunu musunuz? Çaresi var: “Kafayı dumanla, gözünü kapa, tarihi yudumla, sevgilini de al yanına, postu ser Foça’ya… İyi gelir.

Foça’daki temiz hava, kendini hemen belli ediyor. Eğlence yerlerinde sabah, birden  bire oluveriyor sanki. Romantik ışıklar altında içkinizi yudumlarken, ortalığın aydınlanmasına bakıp “Kim yaktı bu lambayı, söndürün” diye sesleniyorsunuz.

Ege’de bahar, bir aşk senfonisidir. Nereye dokunsanız aşk, sızım sızım sızlar kalplerde.

Ah neremi neremi / Ciğerinden gelir sesi / Ah ciğerimin köşesi /Ah iki gözümün hiç birisi / Yesin onu ninesi / Oh, suyundan da koy / Yandan Halimem yandan / Sen ne anladın bundan / Halime’nin sesi, gelmemiş miydi samanlıktan. / Desene o, milattan önceydi / Nereden bileceksin ki / Şişşttt, önüne bak ollum! / Ben ne diyorum / Laf anlatamıyorum /Ah, ah ki ah! / Hasbinaaaahhh! / Vela kuvveti  / Hadi, hadi, hadi…”

Milattan önce Foçalı’lar, Persler geliyor diye, şehrin yeraltı dehlizlerinden geçerek 500 kürekli gemilerine binip İspanya’lara kadar kaçmışlar.  O devirde rakı icat edilmiş olsaydı, Perslerle birlikte rakılama yaparak, gazaplarını  hafifletirler, istiladan kurtulurlardı. Memleketten de kaçmazlardı.

E y rakı. Nelere kadirsin. Seni yasaklarlar bir de. Onlar, tadından ne anlarlar?

Şimdiki Foçalıların yaptıkları da buydu zaten. Bir eğlence gecesinin içine düştük o gece. Baharı kutluyorlarmış yerlisiyle yabancısıyle. Oh ne ala, ne ala. “Hamsi de koydum tavaya. Başladı oynamağa.”

Foça çok badireler atlatmış. Siren kayalıklarının rüzgarlı sesi, bayıltırmış denizcileri. Huri kızları varmış, geçen yazımda da bahsettimdi. Ama şimdi ne Huri kaldı, ne de Nuri. Fok’ları yine sorduk n’apıyorlar, gözüküyorlar mı diye. Cevap aynı: “ Fok’u, ahan da bu kadehe koyduk, oldu bir içimlik raki.” Haydi  “Nazdravya” dediler. Ve hep birlikte salon “Nazdravya diye”  inledi.

Hem bahar yorgunu, hem bahara aç, hem sevda vurgunuysanız, postu serin  Foça’ya. El değmemiş güzellikleri birleştiren aşklar, burada.

Bir Cevap Yazın