Yılmaz Özdil, “Aziz Kocaoğlu ile CHP, İzmir’de rekor kırar”

1 (4)Yazıları ile sadece sosyal medyada değil tüm Türkiye’de konuşulan Yılmaz Özdil, bloggerların konuğu oldu. Bumerang deneyim günleri kapsamında Hürriyet Dünyası’nda 10 blogger ile biraraya gelen Özdil, bloggerların sorularını cevaplandırdı. Dünya, Türkiye ve İzmir üzerine ilginç açıklamalarda bulundu…

Bence mesele saçı örtülü kadınlar değildir, beyini örtülü erkeklerdir.
Bugün Türkiye birinci sınıf din devletidir.
AKP’liler dahil hiç kimsenin hukuken güvencesi kalmamıştır.
AKP gidecek, Türkiye kalacak…
İzmir’i İzmir yapan Mustafa Kemal devrimlerinin bizzat kendisidir.
AKP İzmir’i ancak rüyasında görür.

Deşifre: Ozan İLGİNOĞLU

Bu tarz toplantılarda ben sık sık anlatırım. Ben hayatım boyunca hiç konferans izlemedim. İzleyenlerde neden izler hakikaten şaşarım. Öğrenciliğimde üniversite de 1. sınıfta dediler ki Mehmet Ali Birand geliyor. Hocalar illa diyorlar ki soru soracaksınız. Soru sormayana kötü not vereceğiz. Dediler ki sende soru soracaksın. Sormazsan geçemezsin hatta ilk soruyu sen soracaksın. Girdik amfiye, Mahmet Ali Birand geldi, kaldırdım elimi. Buyrun dedi, bende çıkabilir miyim dedim. Hayatım boyunca bir başka konferansa da katılmadım, monologdan nefret ederim. O yüzden sorularınız varsa cevaplamaya gayret edeyim.

Muhalif yazar olarak bir siz kaldınız. Acaba basınçlı tencereler olur ya onların tahliye kısmı vardır. Siz bu toplumdaki basıncı almanız için mi hala Hürriyet’te kalabiliyorsunuz?
Doğrusunu isterseniz ben AKP’den para aldığım için burdayım. (Gülüşmeler) Bu sorunun muhatabı ben değilim, gazetenin sahibidir. Size telefonunu vereyim toplantıdan sonra onu arayıp sorun. İşini namusuyla yapan başta Hürriyet diğer gazetelerde çok sayıda gazeteci var. Bu Yılmaz Özdil neden Hürriyet’ten atılmıyor sorusu AKP’nin topluma pompaladığı bir sorudur. Ben size sayısız gazetede işini namusuyla yapan doğru bildiğini yazan yüzlerce gazeteci bulabilirim. Bu iğrenç ortamda televizyonlarda işini yapan onlarca televizyoncu sayarım. Mesele Hürriyet gazetesi ile ilgilidir. Dolayısıyla bu sorduğunuz soru AKP’ye ait bir sorudur. Muahattabı da ben değil Aydın Doğan’dır.

2011 yılında “Gazetecime dokunma” tarzı özgürlük yürüyüşleri yapıldı. Hatta bu yürüyüşte siz de vardınız. O zaman ki bilinç bence “Gezi” nin ön gösterimi gibiydi. Bu yürüyüşler o kişilerin iç sesleriydi. O yürüyüş medyada yeteri kadar yer aldı almadı derken “Gezi olayları” patldı ve bugün herkes onu koşuyor. “Gezi”için ne düşünüyorsunuz muhalefet bu olayarı değerlendirebildi mi?
Birincisi ben gazeteci yürüyüşlerine gazeteci olarak katılmadım. Nedim Şener hapisteydi, Nedim hapiste olmayı hak eden biri değildir. Ben Nedim’e destek olmak için katıldım. Yoksa gazeteciler ile ilgili durum beni çokta ilgilendirmiyor. Çünkü gazetecilerin ne mal olacağına bilecek kadar bu meslekte çalıştım.
Gezi parkı olayları toplumun siyasetten çok önünde gittiğinin bir göstergesidir. Aynı zamanda muhalefet partilerinin de yetersizliğinin ispatıdır. Üniversiteleri, dekanları, YÖK’ü almakla gençliği kontrol edemeyeceklerinin göstergesidir. Bu ülkenin kuruluşunda var olan devrim ateşinin seneler sonra bu ülkenin gençlerinin damarlarında dolaştığının kanıtıdır. Kendi vatandaşının gözüne ateş edebilecek kadar vahşileştiği, polisin polis olmaktan çıkıp Yeniçeri haline geldiğinin göstergesidir.

Hükümet hep birarada gidiyorken sol görüş biraraya gelemiyor. Gezi olaylarında bir birliktelik görüldü ama o da 2 hafta sürdü. Sonrasında ayrışmalar başladı. Hiçbir zaman birleşemiyorlar sizce bunun sebebi ne ve nasıl çözülebilir?
Bunun sebebi yeni CHP’nin beceriksiz bir parti olmasından kaynaklanmıyor. Yeni CHP, AKP’nin bir 10 sene daha iktidarda kalması için hazırlnamış bir projedir. Bu yüzden CHP’den bir muhalefet bekliyorsanız boşuna beklersiniz. Sorun Türkiye’nin Atatürkçü çizgiden çıkarılmasıdır. Demokrat parti ile başlar, Adalet partisiyle devam eder. Özal ve AKP… Dolayısıyla bu partiler başlayıp biten köksüz partilerdir. Mesela insanlar bir dönem Demokrat parti için ölüyordu! Bugün o parti yok. Yarın da AKP olmayacak… Bütün mesele hangi mezhepten olursan olalım, hangi etnik kökenden olursak olalım. Hepimizi birarada tutan Mustafa Kemal çimentosunun parçalanması meselesidir.

1 (2)Meclise 4 tane türbanlı milletvekili girdi. Ben milletvekillerinin alkışlanıp protesto edilerek dışarı çıkarıldığı dönemede şahit oldum. Bugün geldiğimiz süreci benim aklım almıyor. Siz bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bence mesele saçı örtülü kadınlar değildir, beyini örtülü erkeklerdir. Türkiye’yi Anayasa’ya aykırı bir parti yönetiyor. Bugün Türk hükümeti bizzat Anayasa mahkemesi tarafından Anayasa karşıtı ilan edilmiştir. Yargılanmış ve laiklik karşıtı eylemlerin odağı seçilmiştir. Dolayısıyla hala türbanı konuşmak bir gerizekalılıktır. Bugün Türkiye birinci sınıf din devletidir. Artık Türkiye laik bir cumhuriyet değildir. Devlet eğer dini kıyafete bürünüyorsa bu aslında başını örtme özgürlüğü değil, başı açık gezme yasağıdır.

Ben bir anneyim 9 yaşında bir kızım var onun için çok endişeliyim. Ve harekete geçmek istiyorum. Her şeyi yargılamak ve eleştirmekle birlikte ne yapılabilir. Siz bu tarz harekete geçmek ve bir şeyleri değiştirmek isteyen kişilere ne önerebilirsiniz?
Bu konuda bir şey öneremem çünkü ben siyasetçi değilim. Türkiye’nin bu fotoğrafını gören muhalefet partilerinin kendine çeki düzen vermesi ve toplumu yönlendirmek için çaba harcaması gerekir. Bireyler tek başına bir örgüt değil. Dinciler ve tarikatçılar gibi birbirimizle bağı olan insanlarda değiliz. Bizi birarada tutan ve güvenliğimizi sağlayan laik Türkiye cumhuriyeti ve hukuktur. Türkiye kepaze bir ortama dönüşmüştür. AKP’liler dahil hiç kimsenin hukuken güvencesi kalmamıştır.

Halk TV’de Uğur Dündar ile yaptığınız programda söyledikleriniz nedeniyle sosyal medyadan büyük bir tepki aldınız. Birdenbire Başbakanı koruyan, yandaş biri olarak nitelendirilmeye başlandınız. Siz gerçekten ne anlatmak istediniz?
Türkiye’de herkesin penguen haline döndüğü bir ortamda Halk TV teşekkür edilecek bir iş yapıyor. Bu utanmazlık ortamında bu bir kaç kanalımıza teşekkür borçluyuz. Tayyip Erdoğan’ın kötü bir adam olması Beşar Esad’ı iyi bir adam yapmaz. Esad PKK’ya ev sahipliği yaparken biz oraya dinci teröristler mi gönderiyorduk. Diğer bir husus Esad ile elbette röportaj yapılır ve yapılmalıdır da. Mesela, Cumhuriyet gazetesi yaptı benim buna hiç bir itirazım olmadı. Ama Beşar Esad ile muhalefet partisinin televiyonundan yapıyorsanız bu gazeteciliğe girmez. Erdoğan’a ne söyleyecekseniz, yüzüne söyleyin. Ben köşemde yazıyorum. Tayyip Erdoğan’a söyleyemediklerinizi parti televiyonundan Esad’a söyletmeyin. AKP gidecek, Türkiye kalacak…

Öğretmenim ben… 1980 öncesini bilmiyorum ama o dönem ki bölünmüşlük ile bugünkü bölünmüşlüğü kıyaslarsanız eğer nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
Çok vahim bir fark var. Türkiye’nin toplumsal mutabakatı bölündü. Gençler o dönem evet, sağcı solcu olarak ayrılmışlardı. Ama aileler ayrışmış değildi. Mesela polisi sağcı, solcu olarak bölmüşlerdi. Ama hukuk yerinde duruyordu. 12 Eylül darbesinde askeri cunta iktidardayken bile bu ülkede hukuk vardı. Sayısız insan darbe mağduru oldu. İşkenceler gördü, yaşı büyütülerek asılanlar oldu. O cunta döneminin hukukundan bile faydalanarak özgürlüğüne kavuşan milyonlarca insan oldu. Bugün toplumun ruhu bölünmüş durumda. Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’na Van gölüne Van denizi dedi bunu bilmiyor diyor, alkışlıyorlar. Aynı Tayyip Erdoğan Van gölüne, Van denizi denir diyor yine alkışlıyorlar. Bu toplumda şuurun kaybedildiğinin kanıtıdır. Türkiye de artık demokrasinin var olmadığının kanıtıdır.

Önümüzde bir yerel seçim var. Şöyle bir beklenti var AKP İzmir’i alacak, almayacak vb. tartışılıyor. İzmir’de de Aziz Kocaoğlu’na karşı tepkiler var. Sizce CHP Aziz Kocaoğlu ısrarından vazgeçmezse neler olur. Bu konuda düşünceleriniz nelerdir?
Adaylar hakkında yorum yapmak benim haddime değil. Genel İzmir için sadece konuşabiliriz. Aziz Kocaoğlu ile CHP İzmir’de rekor kırar. Durmak yok yola devam var ya işte AKP İzmir’de ancak gider… Aziz Kocaoğlu ve İzmir’deki belediyecilik ile ilgili yalanın tamamı yalaka medya tarafından yayılıyor. İzmir medyasının çoğunluğunu satın aldılar. Bugün İzmir’de bunu AKP yapıyor diye söylemiyorum belki bir alakasıda yoktur. Belediye otobüslerinde mesai ile yani sabah 09.00’da binip akşam 17.00’a kadar belediye alehinde konuşan insanlar var. İzmirlilerin yoğun olarak gittiği Alsancak gibi semtlerin kafelerinde mesai ile oturan türbanlı arkadaşlar var. Adam başı 100 dolar aldıklarını biliyoruz. Lazımsa siz de alın…

İzmir belediyesinin başarısız olduğu söyleniyor, bugün İzmir belediyesinin borcu yok. AKP İzmir’in üzerine müfettişlerle sürekli saldırdığı için İzmir belediyesi Türkiye’nin en iyi yönetilen belediyesi oldu. İzmir belediyesi 10 yıldır çocuklara süt dağıtıyor. AKP bir süt dağıttı bütün çocuklar hastanelik oldu. İzmir belediyesi dünyanın en yüksek gelişme gösteren belediye ve şehir seçildi. Biliyor musunuz? Bilemezsiniz çünkü bunu yalaka medya yazamaz. Bu sadece büyükşehir meselesi değildir. Karşıyaka, Bornova, Konak, Karabağlar, Buca gibi ilçelerde de inanılmaz başarılar söz konusu. Bugün Seferihisar belediyesi küçük bir belediye olmakla birlikte dünyadan ödül üzerine ödül alıyor. Herkes biraz İzmirlidir. İzmir’de doğup İzmir’de büyümen gerekmiyor. İzmir işgal edildiği gün bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan, işgali sona erdiği gün o ulusun kurtuluş savaşını sonlandıran dünyadaki tek şehirdir. Ve İzmir bir cumhuriyet müzesidir. İzmir’de 3’ncü Ahmet çeşmesi, Tayyip Erdoğan bulvarı bulamazsın. İzmir’in bütün sokakları, caddeleri, okulları cumhuriyet ile özdeşleşen isimlerden oluşmaktadır. Hatay ili henüz Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dahil değilken, İzmir’de Hatay diye semt vardı.

İzmir’i İzmir yapan Mustafa Kemal devrimlerinin bizzat kendisidir. Hayata Mustafa Kemal penceresinden bakan Artvinli de İzmirlinin zihniyet hemşehrisidir. Çok partili hayata geçtiğimiz dönemden bu zamana bakın, İzmir hangi zihniyette direniyorsa bir sonraki seçim ya da daha sonraki seçimlerde Türkiye o doğrultuda karar verir. Çünkü özgürlük ve demokrasiden en fazla yararlanabileceğiniz ildir. İzmir’de yaşayan yurttaşların sahip olduğu ve kaybetmek istemediği özgürlük ortamının bir neticesidir. AKP bundan korkuyor, İzmir’i alamazsa Türkiye’nin İzmirleşeceğini biliyor. Zaten İzmir’i kazanamadıkları gibi son seçimde Manisa’yı da kaybettiler. Bütün Ege’ye İzmir zihniyeti yayılıyor. Mesela bugün Kayseri belediyesinin takımı var Süper Lig’de. Ege’de Akhisar belediyesi AKP’lidir o da Süper Lig’dedir. Ama İzmir belediyesi herhangi bir futbol takımına destek olduğunda anında müfettiş gönderirler. Ama İzmir’i parayla satın alamazsın. Bu seçimde de bana göre bir gazeteci olarak Türkiye’nin en namuslu siyasetçilerinden biri Aziz Kocaoğlu’na 400 yıl hapis isteyen AKP İzmir’i ancak rüyasında görür.

Bir Cevap Yazın