Roka

Ailemi ve yuvamı çok seviyorum. Çünkü onlar da beni çok seviyor. Üstelik gündüzleri ofistekiler (malum çalışıyorum), akşam evdekiler ile çok geniş bir ailem var benim. Koskocaman hem de. Aile fertlerinden biri de “ROKA”. Roka dişi, 9 yaşlarında sarışın labrador cinsi ve de boy olarak benim iki katım bir köpek. Bu geniş ailenin, benden önceki başrol oyuncusu yani. Gerçi pabucu dama atılmış da sayılmaz ama ne yalan söyleyeyim o çok sakin ve yavaş bir köpek. Aramızda kalsın ama annem yaşında neredeyse. Ailem ile ilk karşılaşacağım gün, heyecandan yol boyunca arabada yerimde duramamıştım. O kötü barınak ortamından sonra, her türlü aileye razıydım. Kışın soğukta üşümeyecektim, yemeğim, yatağım ve her şeyden ötesi sevgi olacaktı. Neyse, ilk karşılanma anımda bunun ancak bir rüya olduğunu sandım. Aman Allah’ım, içimi sımsıcak ısıtan sevgi dolu insanlar, çığlıklarla karşılamışlardı beni. Üstelik bir de köpekleri vardı. Roka’yı ilk gördüğümde, koşarak yanına gittim ama o, çok yüz vermemişti bana. Yukarıdan küçümsercesine süzmüştü beni. Daha sonrasında aile fertlerinin, bana olan merakı ve ilgisi ile o da benim yanıma gelmiş ve beni koklamaya başlamıştı. İlk başlarda onunla sadece koklaşıyorduk ama benim canım oyun oynamak istiyordu. Oyuna ikna etmeyi başarsam da Roka hemen vazgeçiyor ve bir köşeye çekilip yatmak istiyordu. Başlarda beni kıskandığını bile düşünmüştüm. Çünkü onun yatağını çok beğenmiştim ve benim olmuştu. Ya da mamasından istediğim zaman kaçamak yapıp alabiliyordum. Oyuncaklarına da el atmıştım. Hatta bazılarını birazcık kemirmiştim bile. O barınaktaki diğer köpeklere hiç benzemiyordu. Hiçbir zaman bana kızmadı. Çok iyi huyluydu. Ailesini çok seviyor ve onların da bana olan sevgisi ile sanırım o da beni çok sevmişti.

Hiçbir köpek yalnız kalmayı sevmez. Ailesini sürüsü gibi görür. Eğer sürü bir yerlere giderse, yalnız kalan köpek terk edildiğini düşünür ve korkunç acılar içinde kalır. Roka ve benim içinde, geçerliydi bu. Aile bir yerlere gittiğinde yalnız kalmıyorduk. Sanırım Roka bu olaydan çok hoşnuttu. Tabii ki ben de.

Bu ailede bilmediğim bir dolu kural vardı. Yemek saati, dışarı çıkma saati, uyku zamanı, çiş nereye yapılmalı, hangi eşyalar oyuncaktır vs. Kuralları öğrenmem çok zaman almadı. Çünkü Roka’yı takip etmem yeterliydi. Anlamıştım o benim öğretmenimdi aslında. Ondan ne öğrenip yaptıysam hep “Afferin Edi” gibi bir şeyler söyleniyordu ve de ödüllendiriliyordum. Yupppii olay buydu işte. Onu seviyordum.

Şimdilerde Roka’nın bazen bana bozulduğunu da düşünmüyor değilim. Ailem beni sevecekken hop araya Roka giriyor. Ya da ailem güzel kokan yemeklerin olduğu masaya oturduklarında, kaçamak verilen yemeklerime hop Roka da ortak oluyor vs. Hatta oyun saatimizde bile atılmış topa o da koşuyor. Ama yine de herkes ona sadece Roka diye sesleniyor. Oysaki benim bir dolu lakabım var.”Bırak Edi”, “Yapma Edi”, “Yaramaz Edi” ve de en çok kullanılan “Hayır Edi”. Havalı köpeğim vesselam… Ne diyeyim ki , ben editör köpeğim yaz yaz yoruldum. Şimdi oyuna gitmem lazım. Havalı günlerde buluşmak üzere…

Bir Cevap Yazın