Karşıyaka İmgeleri…

Sahilden geçen eski otobüsYaşar Aksoy “Karşıyaka İmgeleri”ni yazdı…

Ali Püsküllüoğlu’nun hazırladığı 1966 basımı “Öztürkçe Sözlük” (Bilgi Yayınevi), imge kelimesini “beyinde kendiliğinden canlanan duyumsal biçim” olarak açıklıyor. Sabahattin Kudret Aksal’ın soyutlama işlemlerinin imgelerle yapıldığını belirttiğini de hatırlıyoruz. İmge ile bağlantılı kelimelerin anlamları ise şöyle sıralanmakta:
İmgeci: İmgeyi öne alan.
İmgecilik: İmgeye dayanan, imgeyi öne alan sanat dalı.
İmgelem: İmge yaratabilen yetenek. Nesnenin zihindeki biçimlerini oluşturan yetenek.
İmgeleme: Bir şeyi zihinde canlandırma, onu imge haline getirme.
İmgesel: İmge ile ilgili, imge olarak.
Bu yazımda imgeyi, bir şeyin benim kafamda anlık bir hızla oluşturduğu, yalnızca bana ait duygular, kavramlar ve semboller toplamı olarak kullanmak istiyorum. Bu terim, şairlerin baş oyuncağıdır aslında. İmge, bir şiiri başlı başına bir sanat değeri haline getiren bir enstrüman olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. İmgeyi hiç kullanmayan şairler de vardır, Orhan Veli gibi. Ama İlhan Berk, Ece Ayhan gibi şairler birer imge sihirbazıdır.

Karşıyaka İmgeleri deyince, yazımda üç fotoğraf sundum. Bunlar vapur, fayton ve otobüs’tür. Her üç resmi de internetten indirdim. Kimlere ait olduğunu bilmiyorum. Anonim bir kullanımları vardır diye düşündüm, ama eğer bir sahipleri varsa, fotoğrafları çekenin ismi belli ise şimdiden beni affetsinler. Bakın şimdi bu üç fotoğrafa teker teker baktığımda, ilk anda zihnimde neyin canlandığını, daha doğrusu fotoğrafların bana dönük imgesinin ne olduğunu size anlatacağım.

Vapur: Bu renkli fotoğrafı görür görmez Karşıyakalı büyük denemeci ve şair Salah Birsel’i hatırladım. Vapur, pupa yelken Karşıyaka iskelesinden kalkmış ve burnunu Konak’a doğru çevirmiş. Püfür püfür esen imbatı yara yara yoluna koyulmuş. İşte öyle bir gündü… Ve dört günlük bayramın son gününü yaşıyordum. Cep telefonumla İstanbul’da yaşayan hayli yaşlı Salah Birsel’i aradım:
– Hocam ben Yaşar. Bayramınızı kutlarım.
– Hay senden razı olsun. Dört gün boyunca kimse beni arayıp bayramı kutlamamıştı.
– Sağolun hocam. Nasılsınız?
– Eyiyim. Şimdi neredesin?
– Vapurdayım hocam. Vapur şimdi Karşıyaka’dan kalktı, Konak’a doğru yollandık.
– Ahh ne güzel. Haydi iki tarafı da benim için öpüver. Önce Karşıyaka’mızı, sonra İzmir’imizi. Telefonu ağzına yaklaştır. Öpücük seslerini duyayım.
– Muck muck (Karşıyaka’ya doğru)… Muck muck (İzmir’e doğru)…
– Hay sen, çok yaşa Yaşar…
– Ellerinizden öperim Salah beyim.
– Ben de senin ayaklarından öperim!!!…

Telefonu kapattım. Donup kalkmıştım. Koskoca Salah Birsel, bana ayaklarından öperim diyordu. Müthiş bir duygu seline kapıldım. Ne zaman Karşıyaka İskelesi’nden kalkan bir vapur görsem, bu imge gelir damarlarımı kavrar, kaynatır beni.

Faytonla çarşıya girişFayton: 1930’ların eski bir fotoğrafını izliyoruz. Karşıyaka çarşısına giren faytondan bu fotoğraf çekilmiş. Kimbilir kim çekmiş? Cadde ortasında duran adam kimmiş? Bilinmez ki. Ama ben bir anda faytona binmiş annemi hatırlar gibi oldum. Fayton benim için anne imgesidir. Çünkü annem Karşıyaka Lisesi Tarih öğretmeni Zehra Aksoy, evinden hayli uzak olan okuluna gidip gelirken hep fayton kiralardı. Paraya acımazdı. Üstelik şairane tutkuları vardı, faytonda bir romantizm bulurdu. Naif yapılı bir hanımdı, uzun yürümelere pek dayanamazdı. Annem okula, çarşıya, pazara, misafirliklere hep faytonla giderdi. Karşıyaka’nın yaşlı faytoncuları ile sıkı dosttu. Bazılarını sürekli tutardı. İsimleri neydi bu yaşlı faytoncuların? Aklımdan silinmiş gitmiş… Anneme ve eski faytoncularımıza rahmet diliyorum.

Otobüs: Konak – Karşıyaka arasında çalışan eski model bir Ford otobüsün fotoğrafı ise neler çağrıştırmadı ki? Karşıyakalı yeni yetme delikanlılar olarak öğleden sonra beş civarı Hergele Meydanı’nda toplanırdık. Hergele Meydanı, şimdiki çarşının girişinde sol köşedir. Beşi az geçe İzmir’den gelen kız okullarının otobüsleri Hergele Meydanı’nın önünden özellikle yavaşça geçerdi. Cadde tarafına doğru otobüsler hayli eğilmiş olarak süzülürlerdi, çünkü kız yığınları pencere önlerinde toplanırdı. Oğlanlar da bakıştıkları kızlardan bir işaret alabilmek için otobüslere hamle yaparlar, hindi gibi kabarıp poz keserlerdi. Ben de onlardan biriydim. Amerikan Kız Koleji, Özel Türk Koleji, Çamlaraltı Koleji gibi otobüslerdeki yavuklu adaylarımızla tam Hergele Meydanı köşesinde vuslat yaşardık. Sonra otobüsler Bostanlı’ya doğru gözden kayboluncaya kadar arkalarından avanak, avanak bakar kalırdık. İyi mi?
Alın size işte üç tane Karşıyaka imgesi…
Sizin Karşıyaka imgeleriniz nelerdir bakalım?
Bir düşünün hele…

Bir Cevap Yazın