“550 MİLYON LİRALIK YATIRIMLA EN FAZLA YATIRIM YAPAN İLÇE BELEDİYESİYİZ”

Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, görevdeki 9 yılını düzenlediği basın toplantısı ile değerlendirdi. Başkan Durak, yenilenen Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu’nun açılışını da yaptığı toplantıda, icraatlarını 2 ayrı filmle anlatırken, konuşmasında ise, “550 milyon liralık yatırımla, orantısal olarak, Türkiye’nin en fazla yatırım yapan ilçe belediyesiyiz” dedi.

Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak’ın 9. Yıl toplantısı, yenilenerek, modern bir görünüme kavuşan Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu’nun açılış töreni ile başladı. Karşıyaka’nın kültür ve sanat merkezleriyle geliştiğine dikkat çeken Başkan Durak, “Aydınlık yüzlü Karşıyaka’da İzmir’e yakışan projeler hayata geçiriyoruz. Her kat ettiğimiz yolda Karşıyaka’nın bir ihtiyacını daha karşılamış oluyoruz. 2013 bizim için seçim yılı değil yatırımlarımızın sürdüğü yıl olacak. Yeni projelerin açılışlarında veya temel atma törenlerinde hep birlikte olacağız“ diye konuştu.

Açılışın ardından, tiyatroda düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Durak, “9 yılda 550 milyon liralık yatırımla, orantısal olarak, Türkiye’nin en fazla yatırım yapan ilçe belediyesi olmanın gönül rahatlığını taşıyorum” dedi.

Başkan Durak, konuşmasında şunları söyledi: “28 Mart 2004 günü Karşıyaka Belediye Başkanlığı’na seçildiğimde, hiçbir şeyi önümde bulmadım. Çünkü, 40 yıldır yaşadığım bu kenti çok iyi biliyordum. Daha adaylığım döneminde ortaya koyduğum hiçbir proje, “bu da olsa güzel olur” diye, seçim bildirgesini süslemek üzere hazırlanmadı. Hepsi, çok uzun yıllar süren bir hazırlığın ürünüydü.
Bu kente, belediye başkanı olmak üzere yola çıkarken, yol arkadaşlarımla birlikte Karşıyaka’nın eksiklerini, sorunlarını, ihtiyaçlarını tüm ayrıntılarıyla hesaplayıp, bir vizyon ortaya koyduk. İşimiz çok zordu. Bunu da biliyorduk. Yıllarca ihmal edilmiş bir Karşıyaka’yı, geleceğe hazırlamak gibi bir sorumluluğu üstlenmiştik.
O gün, yola çıkarken duyduğumuz heyecan, 9 yıl boyunca hiç eksilmedi. Aksine, her geçen gün artarak, devam ediyor.
Karşıyaka’yı bir “dünya kenti” yapma hedefine doğru yürürken, her şey güllük gülistanlık olmadı bizim için… Beklenmedik engellerle karşılaştığımız, önümüze setler çekilmeye çalışılan zorlu günlerimiz de çok oldu.
Bu kenti ilklerle buluştururken, ya da belediyeye, yatırım yapabilme kabiliyetine sahip bir bütçe yaratmaya çalışırken, dirençlerle karşılaştık. Ne yaptığımızı, ne yapmaya çalıştığımızı anlamak istemeyenler oldu. Eleştirildik. Haksızlıklara uğradık.
Ama, bunlar bile bizi yıldıramadı. Çünkü, Karşıyaka için çaktığımız her bir çivinin, attığımız her bir temelin, biten her projenin Karşıyakalılardan aldığı alkış, yaşadığımız bütün o zor günleri unutturmaya yetti.
Bizim için önemli olan da buydu.
Yüreğimizi ortaya koyarak, Karşıyaka için verdiğimiz mücadelede başarımız 2009 seçimlerinde, yüzde 65’e çıkan oy oranımızla tescillendi.
Ancak, yaptığımız işte, bizi azimlendiren, daha çok çalışmaya teşvik eden, bu rakamlar olmadı hiçbir zaman. Sokağa çıktığımızda elimizi sıkan, boynumuza sarılan Karşıyakalıların “teşekkürü”ydü heyecanımızı, coşkumuzu arttıran…
Hayata geçirdiğimiz projelerin, ulusal ve uluslararası platformlarda ödüllendirilmesi, alkışlanması elbette gururlandırdı. Ancak, bizim için önemli olan Karşıyakalıları mutlu görmekti. Onların takdiri bizim için bütün ödüllerden çok daha kıymetli oldu her zaman…
9 yılda, merkezi iktidarın baskısını da, her daim üzerimizde hissettik. Yıl içinde eksik olmayan müfettişler tarafından denetlendik. Belediye çalışmalarından tutun da, benim ve çalışma arkadaşlarımın, ailelerinin her bir ferdine kadar incelendik. Bugüne kadar onlarca teftişten geçtik. Hiçbir tanesinden tek bir olumsuz sonuç çıkmadı. Aksine, bizi denetlemek üzere gelen müfettişlerden bile övgü aldık. Bu övgüler bile, üzerimize sıçratılmaya çalışılan çamurları alıp götürmeye yetti.
Karşıyaka’yı sosyal demokrat belediyeciliğin ayrıcalıklarıyla tanıştırmak üzere göreve geldiğimizde, hareket kabiliyetini kaybetmiş bir kent vardı karşımızda… Öncelikle, bu zinciri kırmalıydık. Bu nedenle de; işe belediyenin işlevselliğini arttırmak ve kurumsallaştırmakla başladık. Sanayisi olmayan, merkezi iktidardan aldığı pay ve vergi gelirleri sınırlı bütçemize kaynak yarattık. Küçük adımlarla başladığımız yürüyüş, zamanla uzun soluklu bir maratona dönüştü.
Biz, artan bir tempoyla koşarken, soluğumuzun kesildiği anlar da olmadı değil. Göreve gelir gelmez kucağımızda bulduğumuz 5216 ve 5393 sayılı “garebet” yasalarla, hizmet verme kabiliyetimiz sınırlandırıldı. Bugün, Karşıyaka için hayal ettiğimiz bazı projeler, her iki “garabet” yasanın beraberinde getirdiği yetki karmaşası ve sınırlamasının cenderesine sıkışıp kalmış durumdadır.
Traji-komik olan ise; AKP’nin Karşıyaka’daki muhalefet argümanları, yine bu projelerdir. Yetkilerimizi alıp, yaptırmadıkları projeler için “neden yapmıyorsunuz?” diye sormak, bir “kara mizah” örneğidirum.”

Bir Cevap Yazın