Sevgililer Günü’nde izleyebileceğiniz “10 unutulmaz aşk” filmi

1 Özel Bir Kadın (Pretty Woman)
1990 yılında Garry Marshall’ın yönetmenliğinde beyazperdeye taşınan ve sinema dünyasına Julia Roberts’ı armağan eden Özel Bir Kadın, sevgilinizle de bir kez daha seyretmeniz gereken son derece keyifli bir film. Bir hayat kadını olan Vivian, bir gece tesadüfler sonucu Edward (Richard Gere) ile tanışır. Edward, Vivian’a kendisine bir süre eşlik etmesi için reddemeyeceği bir meblağ teklif eder. Kendisine çok yabancı olan bu ultralüks dünyada ne yapacağını şaşıran Vivian, bir de Edward’a aşık olunca işler kontrolden çıkar.

2 Kazablanka
Aşkın, zarafetin ve büyük çıkmazların öyküsüdür Kazablanka. Belki de tüm bu sebeplerden sinema tarihinin başyapıtları arasına girmiş ve filmin başrollerini paylaşan Humphrey Bogard ile Ingrid Bergman’ın performanslarıyla ölümsüzleşmiştir.
1942 yapımı Kazablanka, gerçekten yapıldığı yılın tüm gerçeklerini de beyazperdeye yansıtır. 2. Dünya Savaşı başlamış ve Hitler’in zulmünden kaçan Avrupalıların bir kısmı Fas’ın Kazablanka şehrine sığınmıştır. Şehrin en büyük kulübünü işleten Rick Blaine bir gün inanılması güç bir sürprizle karşılaşır. Eski sevgilisi Ilsa, direnişçilerin lideri kocası Victor ile çıkagelmiştir. Kısa sürede şehri terk etmek zorunda olan karı kocaya yardım edebilecek tek kişi de Rick’in kendisidir.

3 Mesajınız Var (You’ve Got Mail)
Sinema dünyasında Meg Ryan’sız bir romantizm düşünülemez derken çok da yanılmadığımızı aşk filmleri listemizde ilerledikçe görüyoruz. Nora Ephron’un yönetmenliğinde 1998 yılında beyazperdeye taşınan Mesajınız Var’da Ryan’la beraber başrolü, sinema dünyasının bir başka devi, Tom Hanks paylaşıyor.
Joe Fox New York’un batı yakasında şehrin en büyük kitapçılarından birini açmıştır. Kathleen Kelly ise mütevazi kitapçı dükkanında çocuk kitapları satmakta ve hiç tanımadığı Joe Fox’tan nefret etmektedir. İnternette chat yaparken birbirleriyle yazışmaya başlayan ikilinin birbirlerine attıkları mesajlarla başlayan dostluğu kısa sürede bir aşk hikayesine dönüşecektir. Ta ki birbirlerini tanıyıp, gerçekten kim olduklarını öğrenene kadar…

4 Rüzgar Gibi Geçti (Gone with the Wind)
Margaret Mitchell’ın romanından Victor Fleming’in olağanüstü yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılan 1939 yapımı Rüzgar Geçti’de başrolleri Clark Gable ve Vivien Leigh paylaşıyor.
Amerikan İç Savaşı döneminde geçen hikayede, tutkulu bir aşkın büyük bir hüsranla sonlanışı anlatılıyor. Viviean Leigh’in Scarlett O’Hara performansıyla ölümsüzleştiği filmin, renkli aktarımı yapılmış DVD’leri de mevcut. İşte bu ölümsüz eseri kesinlikle seyretmeniz için iki neden.

5 Sevginin Bağladıkları (Sleepless in Seattle)
Nora Ephron’un yönettiği ve Meg Ryan ile Tom Hanks’in başrollerini paylaştığı Sevginin Bağladıkları’nda, zamanın ve mesafelerin nelere engel olup aslında nelere engel olamayacağını görüyoruz.
Sam, yeni dul kalmış bir babadır ve 8 yaşındaki oğlu Jonah ile Seattle’da yaşamaktadır. Ulusal bir radyo kanalında program yapmaya başlayınca bütün hayatı hızla değişir. Artık ülkenin dört bir yanında Sam’in sesine aşık binlerce kadın yaşamaktadır. Annie de bu kadınlardan biridir ve Sam’e asla göndermeyeceği bir mektup yazar. Ancak duygularıyla uzun süre baş edemeyen Annie, Sam’le tanışmak üzere Seattle’a doğru yola çıkar. Annie’nin en yakın arkadaşı ise mektubu çoktan postaya vermiştir. Mektup Sam’in küçük oğlunun eline geçince işler biraz karışır. Çünkü küçük Jonah çoktan yeni annesini bulduğunu anlamıştır.

6 Fransız Öpücüğü (French Kiss)
1995 yapımı Fransız Öpücüğü, önünüze çıkacak her on kişiye sorduğunuzda, emin olun en azından beşinin favori aşk filmi olacaktır. 90’lı yıllar aşk filmlerinin yıllarıymış demiştik. Meg Ryan ve Kevin Kline’ın başrollerini paylaştığı 1995 yapımı Fransız Öpücüğü’nün yönetmenliğini Lawrence Kasdan üstlenmiş.
Kate ve Charlie’nin gelecekle ilgili son derece sevimli planları vardır. Evlenmek, bir ev satın almak, çocuk yapmak… Ancak Charlie bir konferans için Paris’e gittiğinde, Kate uçak korkusu yüzünden onu yalnız göndermek zorunda kalır ve kısa süre sonra korktuğu başına gelir. Charlie kendini Paris’in büyüleyici atmosferine kaptırmış ve başka birine aşık olmuştur. Kate bunu öğrendikten sonra tüm korkularını bir kenara bırakır ve sevgilisini geri almak üzere ilk uçakla Fransa’nın yolunu tutar. Karşısına çıkacak ilk Fransız, üçkağıtçı bir hırsız olan Luc olacaktır.

7 Selvi Boylum Al Yazmalım
Atıf Yılmaz’ın sinemaya taşıdığı başyapıtta, kamyon şoförü İlyas ve sıradan bir köylü kızı olan Asya’nın hikayesi anlatılır. Birbirlerine aşık olup evlenen İlyas ve Asya’nın Samet isimli bir oğulları olur. Sık sık uzun yola çıkan İlyas uzun süre dönemyince Asya onu aramaya çıkar ve aldatıldığını öğrenir. Oğluyla beraber yollara düşen Asya’ya Cemşit adından bir adam sahip çıkacak ve Asya yıllar sonra yeniden karşılaştığı İlyas ve Cemşit arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

8 Romeo ve Juliet
William Shakespeare’in ünlü eseri Romeo ve Juliet’ten aynı isimle beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Baz Luhrmann var. Romeo’nun güzeller güzeli Juliet’ini ise Claire Danes canlandırıyor. Bugüne kadar izlediğiniz tüm Romeo ve Juliet uyarlamalarını unutun ve Luhrmann’ın muhteşem eserini DVD’nize takıp kendinize gerçek bir sinema ziyafeti yaşatın.

9 Hayalet (Ghost)
Yönetmenliğini Jerry Zucker’in yaptığı Hayalet’te Sam ve Molly’nin sınır tanımayan aşkına tanık oluyoruz. Bir gece yeni taşındakları evlerine geri dönerken Sam ve Molly yolda saldırıya uğrar ve Sam öldürülür. Yaşadığı kaybın üzüntüsüyle kendine yeni bir hayat kurmakta zorlanan Molly’i bir şok daha beklemektedir. Karşısına üçkağıtçı bir medyum çıkar ve ölen sevgilisinin bir hayalet olarak peşine takıldığını iddia eder.
Gencecik Demi Moore’un güzelliği, yakın zamanda hayatını kaybeden Patrick Swayze’nin anısı ve Whoopi Goldberg’in Oda Mae Brown adlı sahtekar medyum karakteri için defalarca keyifle izlenebilecek bir film.

10 Titanik
100 yaşında bir büyükanne torununa bir hikaye anlatmaya başlar. Genç Rose düğününe doğru nişanlısı ve annesiyle yola çıkmıştır. Hayatının belki en güzel belki de en zorlu yolculuğuna çıkan Rose, dünyanın en ihtişamlı gemisi, yüzen bir dev olan Titanik’e adımını atar. Seyahat boyunca 1. Sınıf olmanın lüksünü yaşayacaktır. Aynı dakikalarda genç ve çulsuz bir ressam olan Jack, en yakın arkadaşı Fabrizio ile birlikte kumar masasında bu lüks yolcu gemisi Titanik’in ilk seferine 3. Mevki bilet kazanır. Titanik’teki günler büyük bir aşkın kaoılarını açacak ve bu aşk korkunç bir kaza neticesinde okyanusun derin sularına gömülen devin, Titanik’in kaderini paylaşacaktır.

Bir Cevap Yazın