İLK YAZIM

Merhabalar ben Edi. Bundan sonra köşe yazılarımla sizlerle olacağım. Ben sahibimin söylediği kadarıyla, yaramaz, kurnaz ve fırlamaymışım. Hatta Garfield diye tanıdığınız kedinin köpek versiyonu olduğum da söyleniyor. Ama bu ilk yazımda biraz buruk olan öz geçmişimi yazıyorum. Bundan sonraki yazılarım inanın çok eğlenceli olacak, söz. Ama özgeçmişim biraz cırt… Özgeçmişime gelince ; biz köpekler için ne zaman güvenilir, sevgi dolu bir sahip ve evin var, işte öz geçmiş oradan başlıyor. Benim çok insancıl, sevgi dolu bir sahibim vardı. Bu teşhisi de koyan şimdiki sevgisini yüreğinden veren sahibim ve dostum… Çünkü o beni Bergama Barınağı’nda buldu. Evet, cins bir köpeğim, bizim cinse insan diliyle Beagle diyorlar. Fırlama cinsiz , evet. Aramızda kalsın ama, aynı evi paylaştığımız insanlar bizimle biraz zorlanıyorlar. Ama vallahi bilerek zarar vermiyoruz, yaf biz insan dostlarımız için ölüme bile gideriz ki… Neyse konuya geri döneyim; çok sevdiğim ilk sahibimi bilmeyerek kaybettim, çünkü biraz gezineyim demiştim. Ama geri dönmeyi beceremedim sanırım (çok Beagle’a göre çok da laf dinleyen bir köpek olduğum için benden vazgeçilmeyeceğini, ancak kaybolduğumu düşünen şimdiki sahibimin teşhisidir).

Zaten çok da küçüktüm, 1 yaşını bile doldurmamıştım. Bir de baktım ki, bazı amcalar beni buldu ve bir barınağa götürdü. Çok kötü bir yerdi, inanın hiç tavsiye etmem. Yemek günde bir defa ortalığa atılıp gidiyordu ve biz Beaglellar küçük bir ırk olduğumuz için ve kötü bir barınak olduğu için her boy köpek aynı yerdeydik. Hak verirsiniz ki, büyük boy ve güçlü köpeklerden bize yemek sırası gelmiyordu. Hep açtım yani…Önceleri aç kaldım belki ama, sonrasında havlamayı ve savaşı ister istemez öğrendim, yoksa ayakta kalıp, yaşayamayacaktım, hatta kaşımda bir diş izi bile var. Küçük boyunda avantajları olabiliyor bazen. Aralardan geçip, köpekler yemek için kavga ederken fırsat bulup, yemeği kaçırabiliyordum… Ama çok mutsuzdum. Bu köpekler sokak köpeğiydi ve bu yaşam şekline alışkın olduklarından, mutsuz değillerdi en azından… ama ya ben… Ben çok sıcacık sevgilerin arasından buralara gelmiştim. Siz insanların iflas edip, hayat standartlarınızın dibe vurması gibi bir durum dersem, daha iyi bir örnekle anlatmış olurum sanırım. Akşamları uyuyamıyordum, soğuktu… Özlemlerim çığ gibi büyüyor ve hep ağlıyordum. Sıcak evim, ailem, sevilmeyi, yani her şeyimi kaybetmiştim…Ta ki şimdiki dostum beni fark edene kadar. Annem benim o, hatta canım…Facebookta Nevcivan teyzem (Haytap olarak) benim resmimi paylaşmıştı.Onu çok öpüyorum, beni fark edip yardım istemesinden dolayı. ANNEM beni görünce ( büyük boy köpek olan bir Labrador ablam yani Roka da olmasına rağmen), gece boyu ağladı ve bu ineği ben alabilirim dedi. İki gün sonra annem yani en büyük dostumdaydım. Korkularım ve yaşadıklarımdan dolayı, biraz eziyetli günler de yaşatmadım değil. Yalnız kalamıyordum ve üç koltuğunu da parçaladım, tepki olarak. Ama bunlar korkularımdandı. Ama annem, hiç yılmadı. Bana hiçbir ceza vermedi, kızmadı. Sabırla ne yaparsam yapayım, beni öpücüklere boğdu.

Bu kadar sevgi ile bu yeni ortama konuk değil de, aile olarak alındığımı, atılmayacağımı sonra anladım. Rehabilite olmaya başlamıştım bile. Hep sevgi, sürekli sevgi. Evet burası benim ailemdi. Çişimi tutayım ayıp oluyor moduna bile girdim. Bu sevgi dolu aileme Şekip’e, Ozan’a, Gülnaz’a, Feyzi’ye ve Anneme olmazdı. 3 ay sonrasında, yaramazlıklarımda kaçıp saklansam bile onlar hep ödül verdiler. Ulan Edi ne yapıyorsun lan dedim. Şimdi her dediklerine saygım sonsuz… Tabi ödüllerim de arttı. Çözdüm olayı…Korku dolu, uykusuz gecelerim bitti. Roka ablamla her gün ofis, sonra ev, hep kalabalık ailemle beraberdim. Evde koltuk, ofiste yemek. Sabah akşam yeşilliklerde özgür gezinti. Ağzıma layık yemekler.. Hatta obezite sınırına bile geldim. Arada eve çiş de kaçırdım ama şimdi yok tabii. Sevginin açamadığı hiçbir kapı yok ki. Ama arada barınaktaki benim gibi olan birkaç cins arkadaşımı da düşünmüyor değilim, silemiyorum oradaki günlerimi kafamdan. Onları da oradan kurtaracak, sıcacık sevgileri ile yuvalarını açabilecek insanlar olmuş muydu? Lütfen olsun Allah’ım. Sanırım ben çok şanslıydım. Çok Beagle sahibini kıskandırabilecek kadar iyi bir köpek oldum şimdilerde.

Sevginin açamadığı bir kapı yok ki. Annem beni ve güldürdüğüm yaramazlıkları o kadar çok sevdi ki. Beni bir de EDİTÖR yaptı. Havalı bir köpeğim artık. Nereden nereye. Siz insanlar eğer bir gün köpek dostunuz olsun istiyorsanız, lütfen barınaklardan sahiplenin derim. Çünkü Annem diyor ki, bu işin sevabı çok büyük . Annem de çok mutlu ben onun uğur meleğiyim. Benden sonra her işi süper gidiyormuş. Muhtaç olana sahip çıkmak, tüm kapılarınızı açıyormuş. Güne başlarken beni bol bol öpüyor ve akşamında uğur böceğim senin sayende her şey süper oldu diyor…Ben de tasvip edip, ona sarılıyorum…

Eddie Murphy

İLK YAZIM” için bir yorum

  1. Edi’yi Bergama barınagına giden HAYTAP anadolu kurtarma ekibi fotoraflamişti…

    Resimlere bakarken cins beagle kopegi gorup sayfamda paylaşmış.Sahiplendirme kıralicemiz Nevcivan Guldaş’ın sayfasına koymuştum…
    Nevcivan’ın dayanamayacağını biliyordum.Bunun gibi kac can sahiplendirmişti..Düşündügüm gibi de oldu..
    Bergamadan can geldi.Misafir oldu ve sonunda icine sinen Güliz hm.sahiplendirildi….

    Guliz hm.ve Karsıyaka Lıfe şans,kısmet,getirmesini diliyoruz.

    YENI EDİTOR EDDIE BASARILAR DİLİYORUM..

Bir Cevap Yazın