Bir ayva ağacında, vatan hasretini gidermek

Kalbim heyecan ile çarpıyordu. Evet, karşımdaki sandalyede 98 yaşında genç bir delikanlı, Garabed Akbıyıkyan oturuyordu. Kendisi 1915 yılında Kayseri Bahçebaşı’nda doğmuştu. Kısa bir süre önce rahatsızlanıp hastanenin acil bölümüne kaldırılmıştı. Vucudunun sağ tarafına kısmi felç gelmişti. Zamanın ve yaşamın yıpratıcı etkilerine direnen vücudu, ben kendisini ziyarete gittiğimde durumu iyiye gidiyordu. Şimdi istirahat ediyordu. İyileşmek için biraz daha zamana ihtiyacı var. Fakat onun ile bir an önce görüşmek arzusunda idim. Uzandım elini öpmek istedim. Öptürmek istemedi. Önce elini sonra yanağını öptüm. Eşi Gadarine Akbıyıkyan ve Kızı Pergruhi Akbıyıkyan’da bizimle beraberdi. Amerika’nın Kaliforniya Eyaletindeki, Fresno şehrinde ki evleri, tipik bir Türk evi gibi düzenlenmişti. Televizyonda bir Türk kanalında haberleri izliyorlardı. Pergruhi Akbıyıkyan, bana Türkiye’deki gibi ne içmek istediği mi sordu. Çayın hazır olduğunu belirti. Az sonra Türkiye’den gelmiş bir çay bardağında, sunulan çayımı yudumluyordum.

Ramazan Karakundakoğlu

Bir Cevap Yazın