DOĞRU OLAN NEDİR?

Ülkemizde bu yıl 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü yeni kanun tasarısının gündemde olduğu bir döneme denk gelmiştir. Bu nedenle bu yıl bugünü kutlamaktan çok önümüzdeki yıllarda gerçek kutlamalar yapabilmek amacıyla bugünü yapılması gerekenleri anlatmakla geçirmeyi tercih ediyoruz.

Bugün, insanlık olarak kendimizi her şeyin sahibi olarak görmeye devam ettiğimiz dünyada, artık sorumluluklarımızı da sahiplenme zamanıdır.

5199 sayılı Hayvanları koruma kanunu ülkemizde sekiz yıllık bir geçmişe sahiptir. Sekiz yıl boyunca Hayvanları Koruma Kanunu genel olarak uygulanıyormuş gibi yapılmıştır. Ama ülke genelinde bir kısım hayvanseverin ve veteriner hekimlerin özveri içinde olmadığı hiçbir yerde ne yazık ki hayvan hakları ihlalleri yasaya rağmen devam etmiştir.

Yasanın değiştirilmesi elbette gereklidir. Ancak yasa değişikliğinde esas olan sekiz yılda yaşanan sıkıntıların tespitine dair gerekli değişiklikleri yapabilmektir.

Bunları VETERİNER HEKİMLER ODASI OLARAK bir kez daha sabırla ve ısrarla anımsatmayı GÖREV BİLİYORUZ.

– Hayvanların devlet kurumları tarafından kayıt altına alınması zorunludur.
– Hayvanların rastgele üretim ve ticaretleri engellenmelidir.
– Hayvan sahipleri bilinçlendirilmeli, mutlaka bir eğitimden geçirilmelidir.
– Hayvan sahiplenme ve hayvanları kayıt alma konularında yasada ciddi miktarda idari para cezası yer almalıdır. İnsanlar hayvan sahiplenirken, sahibi olduğu hayvandan yavru alırken veya onu terk etmeye kalktığında bir kez daha düşünmelidir.
– Hayvanların canlı oldukları onlara yapılan her türlü insanlık dışı muamelenin bir gün o şahıslar tarafından başka insanlara da yapılabileceği unutulmamalıdır.
– Sahipsiz hayvan sorununun çözümü onları topluca bakımevlerine yerleştirmek değildir
– Hayvana eziyete ilişkin cezaların Türk Ceza Kanununda hayvanlara karşı işlenen suçlar başlığı altında yer alması şarttır. Aksi taktirde 5199 yine yetersiz kalacaktır.
– Evcil hayvanlar arasında tehlike arz eden ırkların belirlenmesi ve bunların genellenmesi yanlıştır. Aileleri ile birlikte yıllarca sorunsuz yaşayan köpeklerin ırk özelliği ile yediği damgadan dolayı bakımevlerine kapatılması çözüm değildir.Tehlike arz eden hayvanlar özellikle dövüş amacıyla yetiştirilenler ya da sağlıklı olmayan eğitimler almaları sonucu saldırgan olan her ırk hayvan arasından çıkabilir. Bugün bu ırkları hiçbir bilimsel alt yapı ve araştırma yapmadan yasaklarken ileride daha başka ırkların da bu kapsama girmeyeceğinin garantisi yoktur.
– Başta köpek dövüşleri olmak üzere horoz dövüşlerinin engellenmesi zorunludur. Kanunda yer alan maddelere rağmen denetimle yetkili kurumların Dernekler Yasası kapsamındaki düzenlemelerden dolayı eli kolu bağlı kalmaktadır. Dernekler Kanununda da Hayvanları Koruma Kanununa ilişkili olarak değişiklik yapılması gerekmektedir. Dernek adı altında horoz dövüşü yaptıranlara ne yazık ki emniyet güçleri dahil hemen müdahale edilememektedir. İzinlerin alınması sürecinde ve bildirimli denetimler sonucu şahıslar dövüş sırasında yakalanamamaktadır.
– Yasal olmayan her türlü faaliyet gibi 5199 a aykırı hususlar yalnızca hayvanseverlerin, veteriner hekimlerin ya da kanunu uygulamakla yükümlü kamu personelinin sorunu değildir.
– Yasal olmayan her türlü faaliyette Emniyet güçlerinden nasıl destek alınıyorsa tüm emniyet güçleri bu kanuna ilişkin tespitler de kanun kapsama alınarak müdahale edebilmelidir.Bu da İl Hayvanları Koruma Kurullarına İl Emniyet Müdürleri de üye olmadıkça mümkün gözükmemektedir. Emniyet güçleri, Toplum Polisi yapılanması içinde Hayvanları Koruma Kanununa ilişkin sorunlarda Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüklerine destek olmalıdır. Yurt dışındaki uygulamalarda olduğu gibi 24 saat esasına dayalı ekipler ve uygulamalar artık hayata geçirilmelidir.
– Orman ve Su İşleri Bakanlığı bir türlü kanunun uygulanması yönünde ne teşkilat yapısına personel alımında olumlu bir adım atmış ne de yeterli bütçeyi ayırabilmiştir.
– Kanun davulu başkasında tokmağı başkasında ancak bu kadar uygulanabilmiştir.
– Aslında idari yaptırımları, bütçesi ve uygulayıcı personeli ile güçlü bir Bakanlık yapılanması ile sahipsiz hayvan sayısının önüne geçilecekken sekiz yılda uygulanamamış bir hayvanları koruma kanunu sonucunda doğal hayat parkları adı altındaki alanlara hayvanları toplamak yine çözüm olmayacaktır.
– Olan; bu süreçte harcanan kamu emeğine, bütçesine ve en acısı da sahipsiz olarak sokaklara mahkum edilen evcil hayvanlarımıza olacaktır. Büyükşehirlerde Ayrıca ilçe belediyelerin sorumluluğu çabası ve katkısı olmadığı sürece sadece Büyükşehir Belediyelerine bu görevleri yüklemek soruna çözüm değildir.Bu sekiz yılda yaşanıp görülen aksaklıkların sonucunda ön plana çıkan maddelerin özetidir.
Belirttiğimiz hususlara ilişkin gerekçeli kanun değişikliği önerimiz,İzmir Veteriner Hekimler Odasının da içinde olduğu İzmir Valiliğince kurulan komisyon tarafından hazırlanan bir rapor olarak ilgili kurum ve kuruluşlara ve yetkililere iletilmiş ancak ne yazık ki ilgi görmemiştir.

Tüm kamuoyuna duyurulur.

H.Gökhan ÖZDEMİR
İzmir Veteriner Hekimler Odası
Başkanı

Bir Cevap Yazın