Kapadokya (Güzel Atlar diyarı)

Sıcaklar bastırıyor, çiçek kokuları güzel güzel burnuma yayıldıkça tatil özlemimde artmaya başladı. Şunun şurasında iki ayımız var. Aman nereye gitsek, ne yapsak? Bu yaz sanat kampı programlarımı da askıya aldım. Almasa mıydım acaba? Bu soru beynimin ekseninde yel değirmeni misali dönüyor. Aslında şöyle ağaçlar altında sımsıcak bir mekânı düşlüyorum. Yeşiller kucaklamış deniz el tokalaşmış, sessiz sakin, usulca kitabımın sayfa molasında havuzunda dirildiğim. Mangal kokularında acıktığım, bütün gün salaş salaş bikinilerimle dolandığım, ağaçların şarkılarında rüyalarıma daldığım ip hamaklarım olsa, odamdan yeşilliklere ulaşmam çeyrek adım. Manzara ile gözlerimi buluşturmam kirpik dansı molası olsa.
Evim benim için en büyük dinlence, dinlence ama alışınca kuduruyor misali özlüyorum iki haftayı geçince dolanmayı bir yerlerde, topluca iki fırça vurmayı. Aslında yeni döndüm Konya’dan tam 42 ressam 27 ülkeden beraberce renklendirdik. Küratör ressam Orhan Cebrailoğlu her sene olduğu gibi mükemmel bir organizasyon ile tam 42 ressamı sorunsuz ağırladı 17 gün… Karatay üniversitesi 2. Uluslararası Bilim, Kültür ve Sanat günlerinde. Bu konuda oldukça profesyonel çalışıyor. Karatay Üniversitesi ve Konya İdari Makamları tam destek kendisine. Ve çok güçlü bir ekibi var. Ekip işi tabii ki o kadar ressamı ağırlayacaksın, herkes bir şey istese sadece bir gün ona gider. Yardımcısı Ressam Belgin Akın hanımefendi ile tam uyum halindeler iki balığın suda yan yana bir ritimde yüzmesi gibi, bilinçli ve rahatça birbirlerini takip ediyorlar. Ressam pınar Göksu, Serkan hızlı ve Ressam Zahide Özkul, bu ekip muhteşem Orhan hocam, sırtınız yere gelmez vallahi. Bir şekilde oraya gitmem için birileri vesile olsa da, iyi ki olmuş diye düşünüyorum. Orada olmak çok keyifli idi. Hepsi kendi ülkelerinde haklı bir üne sahip tam kırk iki arkadaşım oldu. Ve çok keyifli onbeş günüm anılarımda, inşallah seneye kısmetse bir daha buluşuruz o Mevlana’nın sıcak sarılışında bu güzel organizasyonda. Tablolar bir başka dilleniyor orada tam dört adet tablom kendiliğinden aktı tuvallere…

Elvin Öztürk

Bir Cevap Yazın