Değişime direnmek ya da direnmemek

Hızlı bir çağda yaşıyoruz. Otomobillerin daha hızlı gitmesi için firmalar yatırımlar yapıyor. İnsanlar daha hızlı biryerlere ulaşmak için uçakları kullanıyor. Bilim insanları ışınlanma üzerinde çalışıyor. Bilgi global köy de bir yerden bir yere ışık hızıyla gidiyor. Böyle olunca yüz yıllardır ağır evrime alışmış vücutlarımız su koyuveriyor. Kimimiz değişime turist kalıp uzaktan bakıyor, kimimiz adapte olmak için var gücüyle çalışıyor. Özellikle bazı sektörler değişime diğerlerinden daha fazla açık olmak zorunda kalıyor. Dergimizinde bulunduğu “medya” sektörü hem değişimin öncüsü hem de değişimin sürükleyicisi. Çağa ayak uyduramayan birçok yayın gün geçmiyor ki yayın hayatına son vermesin. Dergi grubu olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Arkadaşlarımızla, dışardan uzman kişilerle neler yapılabileceği üzerinde tartışmalarda bulunuyoruz. Bu tartışmalar sonunda ilginç fikirler çıkıyor. Siz değerli okuyucularımız bizi takip etmeye devam etsin sürprizlerimiz olacak ilerleyen zamanlarda…

Tekrar değişim konusuna geri dönersek,değişime direnemezsin, aynı nehirde iki kez yıkanamazsın… Bu durumda direnmeden akıntıya karşı kürek çekmeden götürdüğü yolda donanımlı olmak kişi yada kurumların yararına olacaktır. 15 yıl önce hayatımızda ne Google, ne Facebook ne de Twitter vardı. Bugün varlar ve sosyal medya kimi zaman gündemi belirliyor. Kişiler doğrudan haber yapıyor habere müdahale ediyor. İzleyen kitle gitti, izlettiren kişiler geldi.

Önceleri bilginin değeri yokken şimdi bir altın gibi, bir petrol gibi her geçen gün değerine değer katıyor. Ürünler kadar onları kullanan ya da kullanabilecek kişiler de değerleniyor. Bazı meslekler popüler adla “in” olurken kimileri “out” oluyor. Düne kaar sadece oyun oynamak için açtığımız bilgisayarlar bugün kimizin işletmesi, kimimizin bankası kimilerinin de en büyük pazarı… Genç nesil daha avantajlı belki bize göre ama gözden kaçırılan bir nokta var. Biz eskiyi de yeniyi de biliyoruz o yüzden fikirlerimiz, bakış açımız daha zengin ve geniş açılı. O yüzdendir ki hala büyük işletmeleri bu insanlar yönetiyor.
Şimdi kendinize sorun, ya değişime direnip köy evinizde organik tarım yapmaya devam edin. Ya da değişim rüzgarınızı arkanıza alıp tüketen değil üreten olun…

GÜLİZ EĞRİHANCI

Bir Cevap Yazın