CEM KARAGÖZLÜ, SEKSENLERDEKİ KARŞIYAKA’YI YAZDI

Televizyonda çok fazla dizi izleyemiyorum. Hele karamsar, gergin, kendini tekrarlayan dizileri hiç. TRT1’deki “Seksenler” gibi biraz dönem, biraz komedi yeterli. Birol Güven yine başarılı bir yapıma imza atmış. 80’li yıllar hızla globalleşen dünyamızda ufak şeylerden mutlu olunan, insanların bugünkü gibi birbirlerinden uzaklaşmadıkları ve birbirlerine destek oldukları son dönemdi belki de. Benim için de farklıydı, 1980’de lise son ile başlayan, üniversite hayatı ve fakülteye asistan olarak girmemle çalışma hayatına başlamam ile biten yıllar. Yani 80’lerde benim hayatıma da çok şey sığdı. Bu nedenle dizide o dönemin yaşantısı, beni o güzel yıllarıma götürüyor.
Bu yıllarda sık sık gündeme gelen 80’ler aslında önemli bir eşik. Dünya, 1970’lerde kapitalizmin uzun döngülü petrol krizi adı verilen sıkıntıları yaşamış ve bunlardan kendini yapısal bir değişim ile üretimi arttırarak bu krizden çıkışın yollarını aramaya başlamıştır. Buna paralel olarak her ülke de yapısal değişimler yaşamaya başlamıştır. Türkiye de tüm dünyada yaşanan bu değişimlere paralel olarak, yapısal bir değişim sürecine girmiştir. Bu süreçte devletler sınırlarını kaldırmaya, küresel şirketlerle tanışmaya veya Avrupa Birliği benzeri genişleme sürecine girdi.
İşte bu sosyo-politik-ekonomik ortamda Türkiye’de de, Karşıyaka’da da değişiklikler yaşanmaya başlanmıştır. 70’lerdeki Türkiye ile 12 Eylül sonrası Türkiye’nin fikir yapısı nasıl değişmiştir? Darbe hükümeti, Turgut Özal’ın iktidara gelişi, serbest ekonomi, ihracat, ithalat sınırlarını açan, üreten, tüketen, dolandıran, dolandırılan insanlar, hayali ihracatlar. Amerikan pazarından aldığımız veya PX’den çıkardığımız yabancı malların bu yıllarda Türkiye’de piyasalarda bulunması. Tüketim toplumu olmamız. Bunun için daha çok para kazanma hırsı. Tabi para kazandıkça ün, şan, şöhret aramamız. Hepsi o yıllarda yaşanmaya başlandı. Oysa biz 80’lerin hep güzeli ve tebessüm ettiren naif anlarını arıyoruz.

Bir Cevap Yazın