İzmir kıyıları yeniden doğuyor

Kentin yetiştirdiği önemli mimar ve tasarımcıları bir araya getiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilke imza atarak 40 kilometrelik sahil şeridini baştan sona tasarladı. Başkan Kocaoğlu, “Kente çok büyük katkı sağlayacak bu proje için ne irade ne de finans yönünden zafiyetimiz bulunmuyor. Kaça çıkarsa çıksın, bunu gerçekleştireceğiz” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan ve “İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi Planı” adıyla yürütülen çalışma, ilk kez tüm detaylarıyla birlikte İzmir basınının temsilcilerine tanıtıldı. Projede yer alan tasarım ekiplerinin yöneticileri tarafından yapılan sunumlarda, projenin öngördüğü temel unsurlar katılımcılarla paylaşıldı.
Mavişehir’den İnciraltı’na dek uzanan kıyı şeridinin ve Körfez’in yeniden tasarlanmasını hedefleyen projenin tanıtım toplantısı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve Proje Lideri Prof. Dr. İlhan Tekeli ile projede koornidatör olarak görev alan Nevzat Sayın, Zuhal Ulusoy, Tevfik Tozkoparan, Mehmet Kütükçüoğlu ve Serhan Ada’nın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, 40 kilometrelik sahil şeridine yönelik tasarım çalışmaları, 4 bölge halinde tanıtıldı.

Türkiye’de bir ilk
Toplantının açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu,
2009 yerel seçimlerinin ardından İzmir’de bir Kültür Sanat Çalıştayı topladıklarını ve kentin kıyılarının yeniden tasarlanması çalışmalarını başlattıklarını belirterek, “İzmir’in bir inovasyon kenti olması ve Akdeniz Akademisi çatısı altında, önce Akdeniz’de var olup sonra dünyaya açılması için bir yol haritası belirledik. Ana fikirden eyleme geçme süresi yaklaşık 3 yıl sürdü. Bu çalışmalarla neler tasarladığımızı ise ilk defa basınla paylaşıyoruz. Proje mutlaka geliştirilecek ve sürekli değişim içinde olacak. İhtiyaçlara cevap verecek, eskiyi koruyacak bir anlayış içinde olacak” dedi. Projede alanında uzman 100’ü aşkın kişinin gönüllük esasıyla ve uyum içinde çalışmasının çok ender rastlanan bir örnek olduğunu dile getiren Başkan Kocaoğlu, Türkiye’de ilk defa bu boyutta bir tasarım çalışması yapıldığını sözlerine ekledi.

Proje biter bitmez ihaleye çıkılacak
Projenin sunumunun ardından gazetecilerin projeye ilişkin sorularını da yanıtlayan Başkan Kocaoğlu, kısa süre içinde ihaleye çıkıp, çalışmalara bölüm bölüm başlamayı planladıklarını söyledi. Başlangıç ve yapım sürecinin yapılacak çalışmanın durumuna göre değişebileceğini sözlerine ekleyen Başkan Aziz Kocaoğlu, “Proje biter bitmez hemen ihaleye çıkıp yapabileceğimiz işler var. Bunların uygulama projeleri biter bitmez, Temmuz-Ağustos gibi ihaleye çıkıp yapmak istiyoruz. İkincisi merkezi hükümetten, belli kurumlardan, bakanlıklardan alacağımız izinlere bağlı işler var. Üçüncüsü ise Mithatpaşa’da öngördüğümüz altgeçit gibi ciddi müdahale gerektiren çalışmalar var. Bunların uygulama projeleri belli zaman alacaktır. Ancak ne irade ne de finans yönünden zafiyetimiz bulunmuyor. İzinler alındıkça, projeler hazırlandıkça devam edeceğiz. Bölüm bölüm de olsa yapacağız” diye konuştu.
Proje maliyetlerinin önem taşımadığının altını çizen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Hazine’ye 1,5 milyar TL’nin üzerinde borç ödediklerini, ne devlete ne yüklenicilere vadesi geçmiş 1 lira bile borçları bulunmadığını yineleyerek, “Fuar alanı için ihale yaptık, teklif edilen için en düşük rakam 216 milyon lira. İZBAN bitti, oraya 600 milyon lira, kamulaştırmalar için 700 milyon lira harcadık. Bu proje de, kente çok büyük bir katkı sağlayacaktır. Kaça çıkarsa çıksın yapılacaktır” dedi.

‘Ben yaptım oldu’ olunca olmuyor işte!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, projelerin uygulanması noktasında merkezi yönetimden alınacak izinlere yönelik sorun yaşanması konusunda endişe taşıyıp taşımadığına yönelik bir soru üzerine ise şunları söyledi:
“Orada bizim yapacağımız, şu anda tasarladığımız şeylerin, kıyıların kullanımının bize verilmesiyle alakası yok. Biz orada çok büyük şeyler yapmayacağız. Kıyı kullanımı izninin İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne neden verilmediğini ise geçen gün Sayın Maliye Bakanı’na da sordum. Yasayla kullanım hakkının devredileceği belirtilmesine rağmen, bu yetki verilmiyor. Yerelleşiyoruz diye görev veriyorlar ama yetki vermiyorlar. Son yetki hep bakanlıklarda. Merkezi hükümet hiç kimseye hiçbir şey sormuyor. ‘Yapıp geçerim ben’ diyor. ‘ban yaptım oldu’ olunca olmuyor işte! Bugün limanda 102 bin m2 alışveriş merkezi planlanıyor. Bu büyüklükte bir alışveriş merkezi Türkiye’nin hiçbir yerinde yok. İstinye Park’ın 2 misline yakın bir alışveriş merkezini Alsancak’a oturtursanız, bu kentin trafiği çözemezsiniz.”

Rantı değil yaşam kalitesini artırmak
Proje Lideri Prof. Dr. İlhan Tekeli ise İzmirlilerin denizle ilişkisini güçlendirmeyi ve yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen çalışmanın, Türkiye’nin yerel yönetimler düzeyindeki ilk Kültür Çalıştayı ve ilk Tasarım Forumu’na evsahipliği yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon ve strateji hedefleri doğrultusunda oluşturulduğunu belirtti. Prof Dr. Tekeli, uygulanacak Körfez tasarımı projesini üç aşamalı olarak öngördüklerini vurgulayarak, “Bunlardan birincisi, körfezde tanımladığımız kıyı bölgelerinin çevre kalitesini artıracak şekilde tasarlanması. İkincisi, iç körfezin daha etkin ve bir gösteri mekanı olarak kullanılması. Üçüncü boyutta ise kentlilerin kıyıya inmeden denizle görsel olarak ilişki kurmasını geliştirecek kent terasları ya da balkonları tasarlamak olacak. Yıkan değil, küçük alanlardaki fırsatları değerlendiren bir tasarım anlayışı içinde, rantı azdırıcı değil, yaşam kalitesini artırıcı bir proje hazırlamaya gayret ettik” diye konuştu.
Kıyı tasarımı çalışmalarından önce, bu bölgeleri kullanan İzmirlilerle anket yapılarak söz konusu alanları nasıl değerlendirdikleri ve beklentileri konularında görüşleri alındığına dikkat çeken Prof. Dr. Tekeli, projenin yerel kenti bir amfitiyatro, körfezi ise sahne olarak gören anlayış temelinde şekillendiğini söyledi.
Prof. Dr. İlhan Tekeli, merkeze hükümetin yerel yönetimin projesini de dikkate almak zorunda olduğuna dikkat çekerek, “Bu nasıl bir haktır ki, merkezi hükümet kente emrivaki projeler yapıyor. Buranın sahibi yerel yönetim. Eğer burası demokratik bir toplumsa merkezi hükümet emrivaki yapamaz.” dedi.

Körfez kıyıları 4 bölgeye ayrıldı
Çoğu İzmirli olan Türkiye’nin önemli mimarlarıyla kentsel ve endüstriyel tasarımcılarının oluşturduğu 100’ü aşkın gönüllünün oluşturduğu tasarımlar çerçevesinde Körfez’i 4 bölgeye ayıran projenin sunumunu ekip koordinatörleri gerçekleştirdi. Mavişehir-Alaybey, Alaybey-Alsancak Limanı, Alsancak Limanı-Konak ve Konak-Üçkuyular arasında kalan bölgelerde planlanan çalışmalar hazırlanan filmler ve sunular eşliğinde katılımcılara tanıtıldı.
Mimar Mehmet Kütükçüoğlu, Mavişehir / Bostanlı / Karşıyaka / Alaybey bölgesi (1. Bölge), Mimar Zuhal Ulusoy, Alaybey/Turan/Bayraklı/Alsancak İskelesi arasında kalan bölüm (2. Bölge), Mimar Nevzat Sayın, Alsancak Limanı/Konak arasındaki alan (3. bölge) ve Tevfik Tozkoparan da Konak’tan İnciraltı’na uzanan kıyı şeridi (4. Bölge) için hazırlanan tasarım ve planlamaları anlattı.
Kentin ve kıyı boyunun renginin, dokusun, kokusunun ve sesinin kendileri için çok önemli olduğunu belirten tasarımcılar, “Sadece kağıt üzerine şekiller çizmiyoruz. Burada hali hazırda oluşmuş yaşantıya eklemlendirilecek bir çalışma yaptık” diye konuştu. İnciraltı Kent Ormanı’ndan Sasalı’ya kadar 40 km uzunluğundaki hatta dolaşım özgürlüğü ve süreklilik sağlamak istediklerini dile getiren uzmanlar, yolların kıyıyı kesen değil kıyıya kolay ulaşım sağlayan bir hale getirilmesini hedeflediklerini vurguladı.
Proje kapsamında İzmirlinin denizle daha fazla bütünleşebilmesi için kent terasları, deniz balkonları, yüzer platformlar, kent kumsalı gibi uygulamaların hayata geçirilmesi öngörülüyor. Projenin kültürel ayağının tanıtımını yapan Serhan Ada ise İzmir’de çok çeşitli kültürel etkinlikler, yıla yayılacak şenlik ve festivaller tasarladıklarını, bütün iskelelerin birer sahne haline getirilmesini planladıklarını, Hıdırellez’in halkın şenliği olarak yeniden canlandırılmasını, İzmir Akdeniz Festivali adıyla ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere yılda iki kez büyük kültürel etkinlikler yapılmasının öngörüldüğünü söyledi. Ada, İzmirli mimar ve tasarımcıların görev aldığı bu projeyi “İzmir, fikri sermayesini geri alıyor” cümlesiyle tanımladı.

Bir Cevap Yazın