Kadına şiddeti bir de benden dinleyin

Adını Zülfü Livaneli şarkıları söylediği “Merhaba” albümüyle duyduk. Ve 10 dilde şarkı söyleyen 24 yaşındaki bu genç kızı hepimiz merak ettik. Bitlisli dokuz çocuklu bir ailenin sekizinci çocuğu olan Züleyha, o albümden bu zamana çok yol kat etti. Ve şimdi Kadın Türküleri ile müzikseverlerin karşısında…

Bitlisli bir ailenin kızısın, sen de orada mı doğdun?

– Yok, ben İstanbulda doğup büyüdüm. Ailem 30 yıl önce İstanbula yerleşmiş. Buraya göç ederken hiçbir şeyleri yokmuş, yoksullarmış. Babam tüpçülük yapmış, annem bir dönem konfeksiyonda çalışmış.

Senin müzikle ilgilenmeni, albüm çıkarmanı nasıl karşıladılar?

– İlk albümde de hiç destek olmadılar bana. ıstemiyorlardı müzikle ilgilenmememi.

Neden?

– Güneydoğulu muhafazakar bir ailenin kızı kalkmış albüm yapıyor… Bu hoş karşılanmıyordu. Televizyonda gördükleri insanların, onların kafalarındaki imajı çok farklıydı. O yüzden istemiyorlardı. O süreçte kırgınlıklar, dargınlıklar oldu, ama zamanla aştık.

İkinci albümünde yaklaşımları değişti mi, senin yanında oldular mı?

– Evet, bu projede gönülden destek oldular, üstelik en az benim kadar heyecanlandılar. Artık Ne zaman çıkacak albümün, neden seni televizyonlarda göremiyoruz? diye onlar soruyorlar.

İlk albümde Zülfü Livaneli şarkılarını okumuştun. Ya benim yorumum beğenilmezse diye endişelenmedin mi?

– Açıkçası büyük stres yaşadım. şarkıların hakkını verebilecek miyim, doğru okuyabilecek miyim diye çok düşünüyordum. Bir de sadece Kürtçe ve Zazacaya hakimim, diğer dillerde okumayı başarabilecek miyim diye de korkuyordum. Ama üstesinden geldik. Belki korkularım dinleyiciye yansımadı ama cidden korktum.

ARTIK MAKYAJ YAPABİLİYORUM

Gelelim yeni albümün gelişim sürecine. ılk albümde 10 farklı dilde merhaba demiştin dinleyicine, şimdi ise onlara kadın türküleri ile sesleniyorsun. Hep bir mesaj vermek ister gibisin sanki…

– 24 yaşında bir genç kız olarak derdin ne? diyorsun değil mi? (Gülüyor) ılk albümümde Zülfü (Livaneli) abi beni yönlendirdi, hiç aklımda yokken vesile oldu. Bu projede de sevgili Hasan Saltık ve eşi Nilüfer Saltıkın haklarını yiyemem. Hasan abinin ofisinde ikinci albümde ne yapmalıyım diye düşünürken, bana Kadın türküleri yap dedi.

Ve bu fikir sana cazip geldi…

– Ben Kumkapı-Kadırga-Yenikapı üçgeninde büyüdüm. Oradaki kadınların yaşadıklarını biliyorum, dövüldüklerine şahit oldum. Kendi ailemde de vardı şiddet, bunu yok sayamam.

Ailende neler yaşandı?

– Bunlardan çok bahsetmek istemiyorum. Olmuştu bir şeyler ama her şey zamanla değişebiliyor. Ben ailemi başka bir yere taşıdım. Saçını sadece örgü yapan bir genç kızken artık kot pantolon giyiyor, makyaj yapabiliyorum. Bu değişimi oturtmak kolay değildi ama…

Geçmişe baktığında nasıl bir değişim görüyorsun?

– Önce eski fotoğraflara bakıp sonra gözümü aynaya çevirdiğimde bambaşka bir kız görüyorum. Çok içime kapanıktım, çok agresiftim. Kadınlara da kızıyordum, erkeklere de… Bu albümü yaptıysam, benim de bir derdim olduğundandır aslında. Kadına şiddeti, benim değişimimi, kadın türkülerini, şiddetin nasıl yok olabileceğini bir de benden dinleyin diyorum bu albümle…

ARA GÜLER BENDEN TELİF BİLE İSTEMEDİ

Albümün sunum şekli de çok enteresan. Kese fikri nasıl çıktı?

– Bu albümde yine kadınlara özel bir şey olsun istedim. Kadın Emeği Değerlendirme Vakfına ücretlerini ödeyerek özel keseler yaptırdık. Albümün ilk baskısı bu keseler içinde satışa çıkacak.

Albümün tek sürprizi bu kese değil. Bir de usta fotoğrafçı Ara Güler faktörü var…

– Evet… Kadın türküleri dedik, kese dedik ama bir şeyler daha olmalıydı. Ara Gülerin kadın fotoğraflarından oluşan kitapları var. Bir gün Ara Hocaya geldim, projemi anlattım. O da Karşılığında hiçbir şey istemiyorum, ben de destek olacağım dedi. 70 fotoğrafını seçtik albümde kullanmak üzere… Telif bile istemedi…

Kaçını kullandınız?

– Ara Hocanın koleksiyonundan 22 kadın fotoğrafı kullandık. Kendisine de bana inandığı için buradan bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

KENDİME İNANMAYA 2007 DE BAŞLADIM

Peki, sen kendine inanmaya ne zaman başladın?

– Tarih vermek gerekirse eğer 2007nin Aralık ayında… Yani Zülfü Livaneli ile çalışmaya başladığım zaman. Işık hızıyla bambaşka bir dünyanın içine girdim. Sadece part time iş bulup hayatımı idame ettirmeye çalışan bir kızdım. Ailemi değiştirdim. Belki ablamlar kızacaklar bunu söylediğime ama ben bambaşka bir açıdan bakabiliyordum hayata… Bu projede daha da çok inanıyorum kendime.

CELAL OĞLAN BENİ ÇOK DUYGULANDIRDI

Albümde yer alan Celal Oğlan türküsünü okurken çok duygulandığını söyledin. Nedir o türkünün hikayesi?

– İnsan kendi albümünden parçaları seçip Bu daha güzel, daha çok sevdim diyebilir mi? Ben diyorum işte… Celal Oğlanı çok sevdim. Cela oğlan, Sivaslı bir genç… Evlenmek istiyor ama parası yok. Arkadaşlarıyla toplu düğün yapalım diyorlar ve düğün parasını biriktirmek için inşaatlarda çalışmaya başlıyor. ınşatta betonda yattığı için ince hastalığa yakalanıyor ve düğünü olmadan ölüyor. Onun ardından yakılan bir ağıttı bu. Türkünün sonunda bir sürpriz, özel bir kısım da var.

Bir Cevap Yazın