Can Bonomo, Eurovision ve Azerbaycanı anlattı

Şubat ayı çok verimli ve keyifli geçti. Alpar’ın doğum günüyle başlayan eğlenceli günlerin ardından, bu şubatın beni hayatımda ilk defa Azerbaycan’a sürükleyen ay olarak aklımda kalacağını düşünüyorum. Anlayacağınız üzere Eurovision seferleri başladı, ilk ayak Bakü oldu. Kısaca Bakü’den biraz bahsedeyim.
Daha önce yazmıştım ama bu bülten yazıları pek bir duygusal oluyor, belki buradan okursanız başka tınlar :)

Akşam saatlerinde Bakü’ye vardığımızda bizi Bakü Türkiye Başkonsolosluğu karşıladı. Havaalanından Eurovision için hususi olarak inşa edilmiş olan Eurovision Center binasına doğru yola koyulduk. Mimari olarak hızlıca bir taradığım zaman şehrin biraz Fransa, biraz Rusya ve biraz da Türkiye’yi andırdığını izledim. Vardığımız yerde bizi karşılayan insanlar pek sıcak kanlıydı. Dilimizin benzerliği ve aşırı misafirperverlikleri hasebiyle kendimizi evde hissetmemizi sağladılar. Aç karnına onca yolu gelip de önümüze koyulan ziyafete gömüldükten sonra bünyeye bir gevşeklik hasıl oldu ki bayıldık, uyuduk. Ertesi gün ve onun ertesi gününde birçok insanla tanıştık. Bakülü dostların ne kadar sıcak ve optimist insanlar olduklarını defalarca kanıtlamaları bizi ziyadesiyle memnun etti. Mayıs ayında tekrar gittiğimizde de bize böyle iyi bakacaklarını bildiğim için kendimi çok rahat hissediyorum.

Sonunda 2012 Eurovision şarkımız ”Love me Back” gün yüzü gördü. İnsanlara konuyla alakalı sır verip ser vermeme yükümlülüğümüz de ortadan kalkmış oldu. Şarkıyla ilgili sorulan sorulara adeta bir dansöz kıvraklığında kaçamak cevaplar vermek zorlayıcı bir hal almaya başlamıştı. Açıklandıktan sonra da (Genel olarak) şarkının büyük bir beğeni topladığını gördüğümüzde epey rahatladık. Şimdilerde videosu üzerinde çalıştığımız şarkımızın söz ve müziği bana, düzenlemeleri Can Saban’a ve mix/mastering ve kayıdı Ali Rıza Şahenk’e ait.

Son birkaç haftadır o kadar az uyuyorum ki bu ay sanki 2 ay gibi geçti. Kendime fazla vakit ayıramıyor olsam bile bu tempoda çalışmamı kolaylaştıran arkadaşlarımla bol bol vakit geçiriyor olmam beni çok mutlu ediyor.

Bu ay Yusuf Atılgan’ın ”Aylak Adam”ını, Paul Auster’in ”City of Glass”ını ve İhsan Oktay Anar’ın ”Puslu Kıtalar Atlası”nı okudum (o henüz bitmedi ama sonlarındayım; pek heyecanlı gidiyor.)

Çok çetin şartlar altında çektiğimiz klibin montajı için hazırlandığımız şu sıralar, Sevgili Can Saban’ın 38.5 derece ateşi çıkmasın mı? Garibim hala yatıyor evinde. Buradan ona geçmiş olsun dileklerimizi göndererek iyileşme sürecinde en azından keyfini yerinde tutabiliriz. Canımız, FER’imiz Ferhat Zamanpur askerden izin alıp klip çekimlerine geldi. Buradan Amasya Jandarma Komutanlığı’na da selam olsun. Bizi kırmayıp Fer’imizi bize gönderdikleri için onlara pek çok teşekkür ederiz. Umarım vaktimiz olur da biz de onları ziyaret edebiliriz.

Çok fazla evde duramadığım için bu ay pek şiir yazamadım. Bu akşam bu mektubu size yazdıktan sonra bir işim kalmıyor. Belki o zaman yazarım. Çok fazla şiirim birikti. Bunları güzel ve sürprizli bir şekilde değerlendirmenin planları içerisindeyim. Önce şu milli meselelerimizi bir atlatalım tabi. Önce vatan :)

Güzel bir ay geçirmenizi dilerim.
Keyfiniz olursa en son yazdığım şiirin linki budur: http://canbonomo.tumblr.com/

Kendinize pek iyi bakın, bu ay güzel konserler var. Oralarda görüşürüz.

Muhabbetle

Bir Cevap Yazın