MUTLULUK GENETİK Mİ? / Sayı 29

[highlight color=”yellow”]EDİTÖRDEN[/highlight]

Modern çağla birlikte gerek yaşam koşullarının gerek ise kişilerin beklentilerinin farklılaşması mutluluk üzerinde doğrudan etkili. Kimi ufak bir şeyden rahatlıkla mutlu olabilirken kimi için mutluluğu yakalamak çok zor, hatta imkânsız. İnsanlar nasıl mutlu olur? Mutluluğun genetik ile bir ilgisi var mı?

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan. Timaş Yayınlarından okuyucuyla buluşan kitabı “Duyguların Dili” çalışmasında bu konuya dikkat çekiyor. Kitabın Genetik ve Mutluluk İlişkisi başlığında Rektör Tarhan, konuya açıklık getiriyor. Tarhan;

“Genetiğin mutlulukla ilişkisi, kişiliğin bu duygu üzerindeki etkisi gibidir. Kişilik, binaya benzer. Binanın %30-40’ı taşıyıcı sistemdir. Yani kolonlar, kirişler gibi kaba kısımdan oluşur. % 60-70’i de donanımlardır. Elektrik, su, ısınma tesisatı vs. Eğer taşıyıcı sistemi sağlam değilse, bina çöker. İşte insanın genetiği de, onun taşıyıcı düzenidir. Kişiliğin sağlamlığı, biraz da genetiğe bağlıdır. Aynı zamanda donanımın yapının iskeletine uygun olması gerekir.

Son yıllarda insan beyninde duyguları düzenleyen alanların bulunduğu, aslında sınırsız özgürlüğün istek ve arzulardan sıyrılmakla gerçekleştiği, bağışlamanın, insanları mutlu etmenin, iyilik yapmanın en büyük hürriyet olduğu anlaşılmıştır. Özgürlüğün en önemli göstergesi, kişinin kontrolünün kendi elinde olmasıdır.

GENLERE UYGUN DAVRANMAK KİŞİYİ MUTLU EDİYOR

Genetik bilimi, beyinde duyguları düzenleyen alanların varlığını tespit ettikten sonra genlerine uygun davranmanın insanı mutlu edeceği ortaya çıktı. Mesela, suça yönelme davranışıyla ilgili araştırmalar sonucunda, insanda empati eğilimi olduğu ve empatinin bir beceri olarak beyne öğretilmesi gerektiği tespit edildi, ki bu, değerlerin kişinin beceri kazanmasındaki önemini göstermektedir. İnsanın sosyal beceri kazanmasında değerler çok mühimdir.

Yetenekler doğuştan gelir ama değerler sonradan kazanılır. O halde kişiye kazandırılan erdemler, yeteneklerine, doğuştan taşıdığı genlerine de uygun olmalıdır. Madem, insan yapı olarak dürüstlüğe meyillidir, o zaman ona uygun değerleri benimsetmek mümkündür. İnsanın biyolojik yapısı, hem duygu hem de değer eğitiminde göz önünde bulundurulmalıdır. Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki, sosyal bilimciler toplum hakkında karar verirken, insanın yapısından gelen özelliklerini göz ardı etmemelidir.

Bir Cevap Yazın