2012…

2011’i bitirip, 2012’ye hoş geldin diyoruz işte. Diyoruz da giden 2011, sanki daha yeni gelmedi mi? Zamanın nasıl hızlı geçtiğini bu yeni yıla girişlerde anlarım ben hep. Ah bu zamanı bir durdurabilsek der, çoğumuz. Aslında durması önemli değil ki, mühim olan o zamanın nasıl geçip gittiği değil mi? Mutluluğu basit bir çiçekte, bir manzarada bulmak, hayata pozitif bakabildiğimiz sürece gerçekleşmez mi? Şikayetciyiz hepimiz, sıkılacak bir dolu konularımız var. O sıkılacak konularımız, sıkılmak istediğimiz kadar aslında. Yani yarısı dolu bir bardağa neresinden bakmak istediğimize göre değişiyor. Dolu kısmını görüp, onunla yetinenlerimiz ve çok şükür ki yarısı dolu diyebilenlerimiz MUTLU olanlarımız. Ama boş kısmını kafaya takıp, dertlenenlerimiz zamanı kaçıranlarımız aslında. Bir arkadaşımın bana öğrettiği bir zaman hikayesi vardı. Bir günün akşamında sohbet arasında bana sordu, “ bu gün kaç defa güldün, hatırlıyor musun?”.Düşündüm ve “3 defa” dedim. “Peki, neden 4 defa gülmedin ki, çok büyük kayıp” dedi.”Çünkü bu gün artık bitti, istesende bu günü tekrar yaşayamazsın”. Evet, işte formül buydu. Yaşadığımız her günün, her saatin kıymetini bilmemiz çok önemli ve boşa savruk bir şekilde harcama lüksümüz yok. Harcadığınız bir hayat oluyor sonunda. Çoğumuzun sorunları, bir başkası için rutin yaşanabilecek normal şeyler gibi gelebiliyor.Çünkü hayatta insanın başına daha gelebilecek çok kötü şeyler daha olabileceğini o an düşünemeyip, bir tek bizim başımıza geldiğini düşünüyoruz. Oysa ki ne biz ilkiz, ne de son. Beterin beterini unuttuğumuz anlar işte onlar.Hatta her sıkıntımızda biraz daha olgunlaşıp, büyüyüp, derslerini çıkartıp, hayata daha tecrübeli gözle bakabileceğimiz olaylar değil mi bunlar? Şükretmeyi bildiğimiz sürece mutlu olmalıyız, formülü çok basit aslında. Hangimiz sabah uyandığımızda, “yaşasın bu gün çok sağlıklıyım, aç değilim, açıkta değilim”.diyoruz? Ama başımıza bir sağlık sorunu geldiğinde o geçmişteki sağlıklı günlerimizi anıveriyoruz ve kıymetini bilememişiz vs. pişmanlıklar alıp başını gidiyor. Boşverelim geçmişi, pişmanlıkları, hataları. Önümüze bakalım, hayat her şeye rağmen çok güzel. Tüm güzelliklere bakmayalım, görelim. Görebildiğimiz sürece de her şeyden mutlu olalım. “En güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız” demiş, Nazım Hikmet.
2012 yılının hepinize hayalindekilerini yakalayabileceği bir yıl olmasını diliyorum, yeterki arkasından koşabiliyor olalım.

NOT: TEŞEKKÜRLER… Bizi ödüllendiren tüm okuyucularımıza buradan teşekkür etmek istiyorum. Bu teşekkürü tüm dergi ekibimiz adına ben yapıyorum. Geçmiş aylarda D&R kitabevlerinde en çok satan ilk 20 dergi listesinde olduğumuz için çok sevinmiştik. Ama geçtiğimiz Kasım ayında bu listede 4. Sıraya kadar yükseldik. Bizi buralara taşıdığınız için çok, ama çok TEŞEKKÜRLER. Daha çok çalışıp, sizlere layık olmaya çalışacağız, SÖZ….

Bir Cevap Yazın