Ege’nin Büyüleyen Kıyı Kenti: Foça

foca-gezi (1)

Ahmet Aydın Akansu

“Menemen spordan yetişip Türkiye’nin çeşitli klüplerinde profesyonel olarak futbol oynayan Erhan Özalp, “Abi ailece gezi-yorum köşenin fanitiği olduk. Eski Foça yolu üzerinde doğanın içinde cennet gibi bir yer var.”deyince Eski Foça ve Çiftlik Park’a gitmek şart oldu. Çünkü Eski Foça’nın benim hayatımda çok özel bir yeri var. Yılda en az 10 kez giderim.”

Güneşin en güzel battığı yerlerden birisidir Foça. Aslında pek çok özelliği vardır. Ancak, nedense güneşin batışı beni her zaman hüzünlendirir. Hele ki bir gün batımı fotoğrafım var ki açtığım sergilerde herkes ona hayran olmuştur. Neyse Foça’ya geçmeden önce futboldan sonra yerel gazeteciliğe başlayan Menemen’in Sesi Gazetesi Yazıişleri Müdürü Erhan Özalp ile birlikte Çiftlik Park’a gittim. İyi ki gitmişiz. Türk turizminin gelişmesine büyük emeği geçen üstad turizmci Yenal Ünseli ile karşılaştım. O da benim gibi doğa hayranı ve Çiftlik Park’ın müdavimlerinden. Yenal abinin turizme katkılarını yazmakla bitmez. Bir gün O’nu İzmir’den dünyaya yayın yapan TRT Turizm Belgesel Kanalı’ndaki Turkuaz programına konuk alınıp projelerini anlatması için önayak olacağım.

Kent Yorgunları İçin İdeal
7 dönüm bir arazi üzerine kurulan Çiftlik Park, Hülya, Nurettin Günüç çiftinin kent yaşamından kaçışın sonucu yaratılmış. Genç olmalarına rağmen karı koca 6 yıl içinde çeşit meyve ağaçlarının yanı sıra zeytin, çam, çınar, çeviz ağaçlarından kent yorgunlarının stres atabileceği bir cennet yaratmışlar. Kahvaltıları çok özel. Müşterilerine civar köylerden aldıkları organik ürünlerden hizmet veriyorlar. Hele ki Hülya hanımın kendi bahçesindeki meyve ağaçlarından yaptığı şeftali, kayısı, vişne reçelleri bir harika. Saçta çoban kavurma ve kabak tatlısının tadına doyamadım. Tabi ki sadece kahvaltı değil, özel soslu et çeşitlerinden mangalda yapabilirsiniz. Benim gittiği sırada bir okulun veda yemeği vardı. Çocuklar doğanın içinde cıvıl cıvıl kuşlar kadar hürdü. Kır düğününe de çok müsait bir yer. İzmir’e 42, Eski Foça’ya 20 kilometre mesafede.

Foça İlk Görüşte İnsanı Çarpar
Foça eski ve yeni olarak iki bölgeye ayrılır. Korunmuş olanı Eski Foça yani asıl Foça, ilk görüşte insanı çarpan bir yerdir. Daracık taş sokakları, eski evleri insanı ilk görüşte sarıp sarmalayıveriyor. Doğa ve insan sevgisi burada iç içe yaşanır.
Kıyılarında balık ve yosun kokusu duyulan bu kentte canınız çektiği an gidebilirsiniz. Çünkü İzmir’den 70 kilometre mesafede ve her yarım saatte bir otobüs var. Gün batımının her mevsim güzel olduğu Foça’da yelkovan kuşları, martılar, balıkçıllar, ada güvercinleri ve fokları alıp başka aleme götürür insanı. Foça’ya adını veren foklar, bu kent için özel bir öneme sahiptir. Balıkçılar ağlarını parçalamasına rağmen
foklara sevgiyle yaklaşır ve korurlar onları. Zaten dünyada toplam 400-450 tane fok balığı kaldığı ve neslinin tükenmekte olduğu tüm çevreciler tarafından sık sık dile getirilir. Foça’da dokunulmazlığı olan bir diğer canlı türü de kedileridir. Sarmanı, tekiri, alacası Foça’nın sokaklarında salına salına dolaşırlar. Foçalılar kentlerini nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan sevimli Akdeniz fokları ile simgeleştir olurlarsa olsunlar. Foça’nın tarihteki asıl simgesi horozdur. Dirliğin ve erken uyanışın sembolü olan horoz heykelini Foça’ya girince hemen görürsünüz.

Foça’nın Karataş Efsanesi
“Foça” denilince karataş efsanesini duymayan yoktur. “Her kim ki Foça’nın karataşına ayak basarsa yolu nereye giderse gitsin Foça’yı görmeden edemesin ve kuvvetle bağlansın” sözü ancak bu kadar gerçek olabilir. 150 yıl önce Foça’da çok iyi anlaşan biri Yunanlı, diğeri Türk ailenin biri kız biri oğlan çocukları dünyaya gelmiş. İki dost ailenin birarada büyüyen çocukları daha sonra dillere destan bir aşk yaşamışlar. Balıkçılıkta geleceğini görmeyen Yunanlı Talasa bir gün çalışmak üzere İzmir’e gitmiş ve bir daha dönmemiş. Aşkını her gün buluştukları karataş üzerinde uzun yıllar bekleyen Deniz, üzüntüsünden hastalanıp ölmüş. Evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan Panoyat ve Hüseyin’in dilekleri “Her kim ki Foça’nın karataşına ayak basaksa yolu nereye giderse gitsin Foça’yı görmeden edemesin ve kuvvetle bağlansın” olmuş. Dilden dile dolaşan efsane benim gibi İstanbul, Ankara, Manisa ve İzmir’den Foça’ya yerleşen yüzlerce kişiyle gerçeğe dönüştü.

Bir Cevap Yazın